Aile Günü'nün Gölgesinde: Türkiye'de Parçalanan Aileler ve Çocukların Sessiz Çığlığı

Türkiye 2025 yılını “Aile Yılı” ilan ederken, Uluslararası Aile Günü’nde yapılan mesajlar, hukuki temeli olmayan uygulamalarla parçalanmış ailelerin acı gerçekleriyle çelişiyor. Babasız bırakılan çocuklar, savaşta kalan anneler ve aile birliğinin sembolik değil, gerçek korunması tartışılıyor.

Aile Günü'nün Gölgesinde: Türkiye'de Parçalanan Aileler ve Çocukların Sessiz Çığlığı

Aile Günü'nün Gölgesinde: Türkiye'de Parçalanan Aileler ve Çocukların Sessiz Çığlığı

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

First Lady Emine Erdoğan “Aile Yılı”nı kutlarken, binlerce aile hukuki engellerle parçalanmış durumda

2025 yılı Türkiye’de “Aile Yılı” ilan edilirken, Uluslararası Aile Günü dolayısıyla kamuoyuna seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Aile, milletin en sağlam kalesidir. Aileyi korumak ortak geleceğimize sahip çıkmaktır” mesajı verdi. Ancak bu anlamlı ifadelerin gölgesinde, Türkiye'de binlerce parçalanmış ailenin yaşadığı sessizlik ve acı gerçeği kamu vicdanında yankı buluyor.

FOTO:  Elif ve Ayşe Annesi ile birlikte Ukrayna'da - 2018

Babasız bırakılan çocuklar, savaşın içinde kalan anneler

Türkiye’nin hukuksuz yurt dışı çıkış yasakları ve belirsiz idari kararları nedeniyle bazı aileler fiilen parçalanmış durumda. Hiçbir hukuki dayanağı bulunmaksızın eşlerinden, çocuklarından ayrı yaşamaya zorlanan bireyler, ülke dışında savaş bölgelerinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Ukrayna’daki savaş bölgesinde çocuklarıyla birlikte yaşam mücadelesi veren öksüz bir anne ve Türkiye’den çıkamayan bir babanın dramı bu sessiz çığlıklardan sadece biri.

FOTO: Elif ve Ayşe Ukrayna'da sığınakta - 2025 

Savaş altındaki çocuklara yalnızlık, korku ve geleceksizlik eşlik ederken; Türkiye’de “aile bütünlüğü” üzerine yapılan temsili konuşmalar, gerçeklikten uzak bir tablo çiziyor. Aile Gününü kutlayan bir ülkenin, öte yandan kendi vatandaşlarını uluslararası hukuk ve insan hakları çerçevesinden uzak uygulamalarla ayırması derin bir tezat yaratıyor.

Hukuki zemini olmayan yasaklar, hayatları altüst ediyor

Hukuka ve yasalara uygun olmaksızın uygulanan yurt dışı çıkış yasakları, birçok vatandaşın temel hak ve özgürlüklerini fiilen askıya almış durumda. Babaların çocuklarını yıllarca göremediği, annelerin savaş bölgelerinde hayatta kalma mücadelesi verdiği tabloda; “aile değerleri”nden bahsetmek, yalnızca sembolik bir anlam taşıyor.

Adalet sisteminde yaşanan keyfi uygulamalar ve savcı-hâkim kararlarındaki çelişkiler, ailelerin parçalanmasında en belirleyici faktörlerden biri. Kimi zaman kişisel husumetlerin, kimi zaman ise politik gerekçelerin kurbanı olan aile yapısı, devletin temel sorumluluk alanlarından biri olan “aileyi koruma” ilkesine aykırı bir biçimde zedeleniyor.

Aile Gününde mesajlar umut verici ama gerçekle çelişiyor

Emine Erdoğan’ın yaptığı çağrıda “Ailelerimizi hep birlikte koruyalım, birlikte büyütelim. Türkiye’nin gücü, ailelerin birliğinden doğar” ifadeleri dikkat çekerken, vatandaşlar şu soruları sormadan edemiyor:

  • Peki Türkiye’de yasal temele dayanmayan uygulamalarla babasız büyütülen çocuklar için ne yapılıyor?

  • Eşi ve çocuklarıyla birlikte yaşaması engellenen, sırf yurt dışına çıkamıyor diye yıllarca ayrı düşen insanların “aile hakkı” nasıl korunuyor?

  • Bir annenin, çocuklarıyla birlikte savaşın ortasında bırakılması hangi “aile değerleri” ile bağdaştırılabilir?

Aileye gerçek anlamda sahip çıkmanın yolu, adaleti sağlamaktan geçiyor

Uluslararası Aile Günü’nde verilen mesajlar ve sembolik kutlamalar, ancak uygulamalarla ve toplumsal adaletle anlam kazanabilir. Bir ülke, aileyi gerçekten korumak istiyorsa, her şeyden önce hukukun üstünlüğünü tesis etmeli, ayrımcı politikaları sona erdirmeli ve vatandaşlarının temel insan haklarını güvence altına almalıdır.

Aksi halde, "Aile Yılı" gibi değerli adımlar; sadece kutlama mesajlarında, sosyal medya etiketlerinde ve protokol konuşmalarında kalır.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Övdüğü Adalet Sistemi

Gazeteci bir baba, Türkiye’den Ukrayna’daki evine, ailesine ve çocuklarına 7 yıldır dönemiyor. Adalet Bakanı, 7 yıldır adaleti sağlayamamışken, beşikte babasız bırakılan çocukların bugün 9 yaşına geldiğinden habersiz.

First Lady Emine Erdoğan da bu hukuksuzluklardan haberdar olmamalı ki, Uluslararası Aile Günü kapsamında kutlama mesajları yayınlıyor.

Katiller, teröristler, tecavüzcüler, asker ve polis katilleri sokakta serbestçe gezerken; 26 yıldır Şehit Aileleri ve Gazilerin haklarını savunan vatansever bir gazeteci, 7 yıldır Ukrayna’daki evine, ailesine ve çocuklarına kavuşamıyor. Üstelik ailesini ve çocuklarını savaşın içinden çıkarmasına dahi izin verilmiyor.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un övgüyle bahsettiği adalet sistemi işte bu!

YUSUF İNAN / PEACE AT HOME, PEACE IN THE WORLD (*)

Twitter @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com
Website : www.sehitlerolmez.com

(*)  As Mustafa Kemal Atatürk, the founder of modern Turkey, once said, 'Peace at Home, Peace in the World.' This timeless principle serves as a guiding light for nations striving for harmony, coexistence, and global stability.