Almanya’da şirket iflasları neden son 21 yılın zirvesine yükseldi?

Almanya’da şirket iflasları 2026’nın ikinci çeyreğinde 21 yılın zirvesine çıktı; yüksek maliyetler, zayıf talep ve dönüşüm baskısı öne çıkıyor.

Almanya’da şirket iflasları neden son 21 yılın zirvesine yükseldi?

Ahmet Taş | Express Webdesign24

BERLİN, ALMANYA — Almanya’da şirket iflasları 2026’nın ikinci çeyreğinde son 21 yılın en yüksek düzeyine ulaşırken uzmanlar, tablonun hem ekonomik durgunluğu hem de kapsamlı bir yapısal dönüşümü yansıttığını belirtiyor.

Halle Leibniz Ekonomi Araştırmaları Enstitüsünün verilerine göre nisan-haziran döneminde 4 bin 996 şahıs ve sermaye şirketi iflas etti. Bu sayı önceki çeyreğe göre %9 artarken, 2005’in ikinci çeyreğinden bu yana ölçülen en yüksek düzey oldu. İflaslardan yaklaşık 45 bin 500 çalışanın etkilendiği hesaplandı.

Haziranda iflaslar pandemi öncesinin %80 üzerine çıktı

IWH İflas Araştırması kapsamında açıklanan verilere göre yalnızca haziran ayında bin 702 şirket iflası kaydedildi.

Bu sayı mayıs ayına göre %12, Haziran 2025’e göre ise %20 artış anlamına geliyor. Haziran ayındaki iflasların sayısı, koronavirüs pandemisinden önceki 2016-2019 döneminde aynı ay için hesaplanan ortalamanın %80 üzerinde gerçekleşti.

Araştırma; serbest meslek sahiplerini, tek kişilik işletmeleri ve ekonomik etkisi sınırlı küçük işletmeleri kapsamıyor. Hesaplamaya daha çok iş gücü, alacaklar ve tedarik zincirleri üzerinde belirgin etkisi bulunan şahıs ve sermaye şirketleri dahil ediliyor.

IWH İflas Araştırmaları Bölümü Başkanı Profesör Steffen Müller, yükselişin ani olmadığını, şirket iflaslarının son birkaç çeyrektir düzenli biçimde arttığını belirtiyor. Müller’e göre iflasların hemen hemen bütün büyük sektörlerde yükselmesi, sorunun yalnızca birkaç sektördeki geçici krizlerle açıklanamayacağını gösteriyor.

Yüksek maliyetler ve zayıf talep şirketleri sıkıştırıyor

Şirket iflaslarının yükselmesinde tek bir neden bulunmuyor. Yüksek enerji ve işçilik maliyetleri, zayıf iç talep, dış pazarlardaki rekabet, finansman giderleri ve bürokratik süreçler şirketlerin kârlılığını aynı anda baskılıyor.

Almanya ekonomisi 2025 yılında iki yıllık daralmanın ardından yalnızca %0,2 büyüdü. Ekonomi 2026’nın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre %0,3 büyüse de istihdam edilenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla 157 bin azaldı. İnşaat yatırımları da yıllık bazda %3,3 geriledi. Bu veriler, ekonomik toparlanmanın sektörler ve istihdam bakımından hâlâ kırılgan olduğunu gösteriyor.

İnşaat ve konut sektöründe yüksek kredi faizleri, artan malzeme maliyetleri ve uzun izin süreçleri öne çıkıyor. Yiyecek-içecek sektöründe işçilik maliyetleri, enerji yoğun işletmelerde enerji fiyatları, perakendede ise tüketicilerin değişen alışveriş alışkanlıkları baskı yaratıyor.

IWH’nin değerlendirmesine göre mevcut yüksek iflas rakamları hem geçmiş yıllardan kalan birikmiş etkilerle hem de güncel ekonomik koşullarla bağlantılı. Uzun süreli düşük faiz döneminde ucuz krediyle faaliyetlerini sürdüren bazı işletmeler, finansman koşulları sıkılaştığında borçlarını çevirmekte zorlanmaya başladı.

Otomotiv ve sanayide büyük küçülme planları gündemde

Alman sanayisindeki istihdam azaltma planları da şirketler üzerindeki baskının önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Volkswagen yönetiminin gelecek yıllarda toplam 100 bine kadar pozisyonu azaltmayı değerlendirdiği bildirildi. Ancak planın henüz kesinleşmediği, şirketin denetim kurulu ve çalışan temsilcileriyle görüşmelerin devam ettiği belirtiliyor. Volkswagen aynı zamanda Almanya’daki bazı fabrikaların geleceğini ve üretim kapasitesini yeniden değerlendiriyor.

Otomotiv tedarikçisi ZF, Almanya’daki çalışan sayısını 2028 sonuna kadar 11 bin ile 14 bin arasında azaltmayı planlıyor. Şirket bu kararı yüksek maliyetler, yoğun rekabet ve elektrikli araç pazarındaki zayıf gelişmeyle açıklıyor. Bosch ise temel otomotiv faaliyetlerinde yaklaşık 22 bin pozisyonu kapsayan yeniden yapılanma uyguluyor.

Danışmanlık şirketi Horváth’ın araştırmasına göre Almanya’daki otomotiv ve makine mühendisliği sektörlerinde 2026 sonuna kadar 70 binden fazla istihdam kaybı yaşanabilir. Sanayi genelindeki toplam kaybın ise 100 bine yaklaşabileceği öngörülüyor. Şirketlerin maliyetleri düşürmek için otomasyona yönelmesi ve bazı yatırımları Almanya dışına taşıması da istihdam üzerindeki baskıyı artırıyor.

Piyasa temizliği mi, yapısal büyüme sorunu mu?

Ekonomistler, yüksek iflas sayılarının ne ölçüde doğal bir “piyasa temizliği” olduğu konusunda farklı değerlendirmeler yapıyor.

İktisatçı Joseph Schumpeter’in “yaratıcı yıkım” yaklaşımına göre verimsiz veya çağın gerisinde kalmış şirketlerin piyasadan çekilmesi, çalışanların, sermayenin ve bilgi birikiminin daha üretken alanlara yönelmesini sağlayabilir.

Bu açıdan bakıldığında bazı iflasların ekonominin dönüşüm sürecinin doğal bir parçası olduğu söylenebilir. Özellikle dijitalleşmeye, yapay zekâya, enerji dönüşümüne veya değişen tüketici davranışlarına uyum sağlayamayan işletmelerin yerini yeni iş modellerinin alması beklenebilir.

Ancak iflasların belirli bir sektörle sınırlı kalmayıp sanayi, inşaat, perakende, konaklama ve hizmet sektörlerine yayılması, daha geniş bir yapısal zayıflığa işaret ediyor. Müller’e göre Almanya henüz bankaları veya bütün ekonomik sistemi tehdit edecek bir iflas dalgasıyla karşı karşıya değil. Buna rağmen mevcut gelişme, Alman ekonomisinin gelecekte hangi alanlarda büyüyeceğini belirleyecek kapsamlı bir dönüşüm sürecinin parçası.

Pandemi desteklerinin gecikmiş etkileri sürüyor

İflas sayılarındaki artışın bir bölümü koronavirüs pandemisi döneminde alınan önlemlerin gecikmiş etkileriyle açıklanıyor.

Pandemi sırasında işletmelere kamu yardımları, uygun koşullu krediler ve vergi kolaylıkları sağlandı. İflas başvurusu yükümlülüğünün belirli dönemlerde askıya alınması da normal koşullarda faaliyetlerini durdurabilecek bazı şirketlerin piyasada daha uzun süre kalmasına yardımcı oldu.

Desteklerin sona ermesi, kredilerin geri ödeme dönemlerinin başlaması ve enerji krizinin maliyetleri yükseltmesiyle birlikte bu işletmelerin bir kısmı ödeme güçlüğüne düştü.

Almanya İflas Yöneticileri ve Kayyumları Meslek Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Jutta Rüdlin’e göre dış şoklar çoğu zaman tek başına sağlıklı bir şirketi iflasa sürüklemiyor. Eskiyen iş modeli, geciken yönetim kararları, yetersiz sermaye veya kaçırılan dijital dönüşüm gibi önceden var olan sorunlar, enerji ve finansman krizleriyle birleştiğinde iflası hızlandırabiliyor.

Yeni şirket kuruluşlarındaki artış umut veriyor

Yükselen iflas sayılarına rağmen yeni şirket kuruluşlarında da artış görülüyor.

Federal İstatistik Dairesinin verilerine göre 2026’nın ilk çeyreğinde Almanya’da yaklaşık 188 bin 900 yeni ticari işletme kuruldu. Toplam yeni işletme sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre %10,1 arttı. Ekonomik önemi daha yüksek kabul edilen işletmelerin kuruluş sayısındaki artış ise %2,8 oldu.

Yeni kurulan şirketlerin önemli bir bölümü dijital hizmetler, teknoloji ve yapay zekâ gibi büyüme potansiyeli yüksek alanlarda faaliyet gösteriyor. Bu gelişme, Almanya’daki tablonun yalnızca ekonomik daralmadan ibaret olmadığını, aynı zamanda eski iş modellerinin yerini yenilerinin aldığı bir dönüşüm sürecinin yaşandığını gösteriyor.

Uzmanlara göre belirleyici olan yalnızca kaç şirketin iflas ettiği değil, kapanan işletmelerin yerine ne kadar hızlı yeni ve üretken şirketlerin kurulabildiği olacak. İşini kaybeden çalışanların yeni sektörlere geçebilmesi, yatırımların teknoloji odaklı alanlara yönelmesi ve bürokrasinin azaltılması, dönüşümün ekonomik büyümeye dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek.

ExpressWebdesign24.de