OSW’nin Erdoğan sonrası analizi: Fidan, Bilal Erdoğan ve Bayraktar

Polonya merkezli OSW, Erdoğan sonrası iktidar tartışmasında Hakan Fidan, Bilal Erdoğan ve Selçuk Bayraktar’ın öne çıktığını değerlendirdi.

OSW’nin Erdoğan sonrası analizi: Fidan, Bilal Erdoğan ve Bayraktar

Yusuf İnan
Gazeteci, Yazar | Siyasi ve Stratejik Analist

ANKARA / TÜRKİYE — Polonya merkezli Doğu Araştırmaları Merkezi, Erdoğan sonrası iktidar tartışmalarını ele aldığı analizinde Hakan Fidan, Bilal Erdoğan ve Selçuk Bayraktar’ın üç temel potansiyel aktör olarak öne çıktığını bildirdi.

Varşova merkezli OSW’nin Türkiye uzmanı Zuzanna Krzyżanowska tarafından hazırlanan ve 18 Mart 2026’da yayımlanan çalışma, iktidar değişimini yalnızca cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi olarak değil, AK Parti’nin bütünlüğünü ve devlet yönetiminin sürekliliğini etkileyebilecek yapısal bir mesele olarak değerlendiriyor.

“Taht sırasındakiler: Türkiye’de iktidar devrine hazırlık” başlığını taşıyan analizde, en olası kısa vadeli senaryonun Erdoğan’ın halef belirlemesi değil, görev değişimini erteleyerek bir kez daha aday olabileceği siyasi ve hukuki zeminin hazırlanması olduğu savunuluyor.

OSW nasıl bir kurum?

Doğu Araştırmaları Merkezi, 1990 yılında Varşova’da kamu kurumu olarak kuruldu. Rusya, Orta ve Doğu Avrupa, Almanya, Çin, Türkiye, İsrail, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya üzerine siyasi, ekonomik ve güvenlik analizleri hazırlıyor.

OSW, Polonya yasalarına göre kamu tüzel kişiliği taşıyor ve temel faaliyetleri Polonya Parlamentosunun yıllık bütçe kararıyla finanse ediliyor. Kurum, çalışmalarında bağımsız olduğunu; direktörünün ise iki partili yönetim kurulunun sunduğu adaylar arasından Polonya Başbakanı tarafından atandığını belirtiyor.

Analizin yazarı Zuzanna Krzyżanowska, OSW’nin Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Bölümünde başkan yardımcısı olarak görev yapıyor. Türkiye’nin iç siyaseti, kimlik politikaları ve Türk dünyası ilişkileri üzerinde uzmanlaşan Krzyżanowska, İzmir’deki Ege Üniversitesi ve Adana’daki Çukurova Üniversitesinde de akademik programitesinde de akıldı. citeturn170277view1

Dolayısıyla çalışma, doğrudan Türk hükümeti veya AK Parti içinden hazırlanmış bir belge değil; Türkiye’yi dışarıdan izleyen Polonyalı bir kamu araştırma merkezinin siyasi değerlendirmesidir.

OSW’ye göre Erdoğan sistemin merkezinde bulunuyor

Analizin temel tezi, Türkiye’de siyasi iktidarın ve AK Parti yönetiminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çevresinde aşırı ölçüde merkezîleştiği yönünde.

OSW’ye göre Erdoğan’ın uzun siyasi kariyeri boyunca parti içinde bağımsız güç merkezi oluşturabilecek isimlerin önemli bölümü geri plana itildi veya AK Parti’den ayrıldı. Çalışmada eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eski Başbakan Ahmet Davutoğlu bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor.

Süleyman Soylu ve Hulusi Akar gibi kendi kamuoyu karşılığını oluşturmuş isimlerin de ana karar merkezinden uzaklaştırıldığı değerlendirmesi yapılıyor. Bu nedenle AK Parti içinde Erdoğan’ın yerini doğal biçimde devralabilecek, teşkilat ve seçmen tarafından tartışmasız kabul edilen bir halefin oruyor. citeturn280787view0

OSW, 2018’de yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanlığı makamında toplanmasının bu kişiselleşmeyi güçlendirdiğini belirtiyor. Dış politikanın da Erdoğan’ın yabancı liderlerle kurduğu şahsi ilişkiler üzerinden önemli ölçüde yürütülmesi, görev değişimini yalnız bir parti kongresi meselesi olmaktan çıkarıyor.

Analize göre Erdoğan’ın ani biçimde görevden ayrılması, AK Parti içindeki farklı grupların karşı karşıya gelmesine ve devletin merkezî karar mekanizmasında geçici bir boşluk oluşmasına yol açabilir. Bu, OSW’nin siyasi öngörüsüdür; gerçekleşmiş veya resmî makamlarca kabul edilmiş bir durum değildir.

Üç farklı güç merkezi tarif ediliyor

OSW, 2025 yılında iktidar içindeki olası liderlik rekabetinin medyaya daha fazla yansımaya başladığını ileri sürüyor.

Çalışmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington ziyareti sırasında iktidara yakın bir televizyon kanalının muhabirleri arasında geçtiği belirtilen ve kamuoyuna yansıyan bir konuşmaya dikkat çekiliyor. Bu konuşmada iktidar çevresinde Bilal Erdoğan, Selçuk Bayraktar ve Hakan Fidan etrafında üç ayrı gruüştü. citeturn280787view0

Ancak bu iddia, resmî olarak doğrulanmış bir AK Parti içi yapılanma şeması değildir. Söz konusu üç ismin birbirlerine karşı açık bir liderlik mücadelesi yürüttüğünü gösteren resmî açıklama veya adaylık ilanı da bulunmuyor.

OSW buna rağmen her ismin farklı bir siyasi ve kurumsal gücü temsil ettiğini savunuyor:

Bilal Erdoğan, muhafazakâr sivil toplum ve gençlik örgütleriyle ilişkilendirilen teşkilat ağına; Selçuk Bayraktar savunma sanayisi, teknoloji ve millî kalkınma söylemine; Hakan Fidan ise devlet bürokrasisi, güvenlik sistemi ve dış politika deneyimine dayanıyor.

Bilal Erdoğan için vakıf ve teşkilat ağı vurgusu

OSW analizinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, potansiyel halefler arasında güçlü bir aday olarak değerlendiriliyor.

Çalışma, Bilal Erdoğan’ın resmî bir devlet görevi bulunmamasına rağmen AK Parti’ye yakın vakıflar ve gençlik kuruluşları üzerinden geniş bir sosyal ve örgütsel çevreye sahip olduğunu savunuyor. Bu yapılar arasında özellikle Türkiye Gençlik Vakfı öne çıkarılıyor.

OSW, Bilal Erdoğan’ın son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Endonezya, Pakistan ve Katar gibi ülkelere yaptığı bazı ziyaretlerde daha görünür olduğunu, iktidara yakın medyada kendisine ve ailesine ayrılan alanın arttığını belirtiyor. Bu gelişmeler, kurum tarafından Bilal Erdoğan’ın kamuoyu profilinin güçlendirilıyor. citeturn280787view0

Bununla birlikte Bilal Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanlığına veya Cumhurbaşkanlığına aday olacağını gösteren resmî bir açıklaması bulunmuyor. Bu nedenle OSW’nin “en muhtemel aday” değerlendirmesi doğrulanmış siyasi karar değil, kurumun kendi analizidir.

Selçuk Bayraktar teknoloji ve savunma sanayisiyle öne çıkıyor

Analizdeki ikinci isim, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar.

OSW, Bayraktar’ın Türkiye’nin insansız hava araçları alanındaki başarısı ve TEKNOFEST üzerinden yüksek kamuoyu görünürlüğü kazandığını belirtiyor. Bayraktar’ın teknoloji, savunma sanayisi ve millî egemenlik söylemini birleştiren “teknomilliyetçi” siyasi çizginin kamuoyundaki yüzlerinden biri hâline geldiği ifade ediliyor.

Bayraktar’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar ile evli olması da analizde aile içi siyasi devamlılık ihtimali kapsamında değerlendiriliyor. Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın bağlantılı olduğu vakıf ve sivil toplum ağlarının insan kaynağı ile kamuoyu desteği oluştuüyor. citeturn280787view0

Bununla birlikte Selçuk Bayraktar da cumhurbaşkanlığı veya AK Parti Genel Başkanlığı için adaylığını açıklamış değil. İş insanı ve teknoloji yöneticisi kimliğinin siyasi seçmen desteğine ne ölçüde dönüşebileceği de henüz sınanmadı.

Hakan Fidan neden diğerlerinden ayrılıyor?

OSW’nin üçüncü temel aktör olarak gösterdiği Hakan Fidan, aile bağı bulunmaması nedeniyle Bilal Erdoğan ve Selçuk Bayraktar’dan ayrılıyor.

Fidan, uzun yıllar Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı yaptıktan sonra 2023’te Dışişleri Bakanlığına getirildi. Analizde Fidan’ın kamuoyunda kararlı, etkili ve uluslararası krizlerde Türkiye’yi temsil edebilen bir devlet adamı olarak görüldüğü savunuluyor.

OSW’ye göre Fidan’ın kamuoyu desteği, dış politika ve güvenlik krizlerinin yoğunlaştığı dönemlerde yükselme eğilimi gösteriyor. Devlet idaresi ve güvenlik bürokrasisi içindeki deneyimi de olası liderlik yarışındaki en önemli avantajiyor. citeturn280787view0

Buna karşılık çalışmada Fidan’ın iki temel zayıflığı bulunduğu ileri sürülüyor.

Birincisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ailesinden gelmemesi. OSW’ye göre bu durum, kontrollü bir aile içi iktidar devri tercih edilmesi hâlinde Fidan’ın şansını azaltabilir.

İkincisi ise seçmenle doğrudan temas ve kitlesel siyaset tecrübesinin sınırlı olması. Fidan’ın güvenlik ve diplomasi alanındaki güçlü görüntüsüne rağmen seçim kampanyalarında sınanmış bir siyasi karizmaya sahip olmadığı değerlendirmesi yapılıyor.

OSW, anketlerin AK Parti seçmeninin Erdoğan’ın ardından en fazla Fidan’ı görmek istediğini gösterdiğini öne sürüyor. Ancak yayımlanan analizde bu değerlendirmeye temel oluşturan araştırmanın adı, şirketi, tarihi ve örneklem bilgisi paylaşılmıyor. Bu nedenle söz konusu anket iddiasının bağımsız biçimde doğrulanmış bir veri gibiyor. citeturn280787view0

En olası senaryo Erdoğan’ın yeniden adaylığı mı?

OSW’nin vardığı temel sonuç, Erdoğan’ın yakın zamanda bir halef belirlemesinden çok iktidar devrini ertelemeye çalışmasının daha muhtemel olduğu yönünde.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 101’inci maddesine göre bir kişi en fazla iki kez Cumhurbaşkanı seçilebilir. Mevcut seçim takvimi korunursa 2028’de yapılacak seçimler, Erdoğan’ın yeniden adaylığı konusunda anayasal tartışor. citeturn952553search1

Ancak Anayasa’nın 116’ncı maddesinde özel bir istisna bulunuyor. Cumhurbaşkanının ikinci döneminde TBMM tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilirse Cumhurbaşkanı bir kez daha aday olabiliyor.

Bu karar için TBMM üye tam sayısının beşte üçü, yani 600 milletvekili üzerinden 360 oy gerekiyor. Dolayısıyla yalnızca Cumhurbaşkanının kendi kararıyla seçimleri yenilemesi aynı yeniden adayor. citeturn952553search0

OSW, iktidar çevrelerinde 2027 sonbaharında erken seçim ihtimalinin değerlendirilebileceğini ileri sürüyor. Kuruma göre ekonomik göstergelerin toparlanması ve kemer sıkma politikalarının seçmen üzerindeki etkisinin azalması beklenerek seçim tarihi 2028’den birkaç ay önceye alınabilir.

Bununla birlikte AK Parti ve ortaklarının 360 milletvekili desteğini sağlayıp sağlayamayacağı belirsiz. OSW’nin değerlendirdiği diğer ihtimal ise yeni anayasa hazırlanması ve görev süresi tartışmasının yeni anayasal düzen içinde yeniden ele alınması.

OSW analizinin tartışmalı yönleri neler?

Çalışma, Erdoğan sonrası dönemin AK Parti ve devlet yapısı açısından önemini ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. Üç potansiyel aktörün dayandığı farklı güç alanlarını karşılaştırması da siyasi tartışmayı sistemli bir çerçeveye yerleştiriyor.

Ancak analizde kesin bilgi ile siyasi çıkarım arasındaki ayrımın korunması gerekiyor.

Bilal Erdoğan, Selçuk Bayraktar ve Hakan Fidan’ın hiçbiri adaylığını açıklamadı. Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulmuş bir halef planı da bulunmuyor. Üç ayrı iktidar grubunun varlığı, büyük ölçüde medya haberleri ve kulis değerlendirmelerine dayanıyor.

OSW’nin Bilal Erdoğan’ı en güçlü ihtimal olarak göstermesi, Fidan hakkındaki anket değerlendirmesi ve iktidar içindeki grupların birbirleriyle mücadele ettiği yönündeki anlatısı kurumun siyasi analizidir.

Ayrıca Erdoğan’ın sağlık durumuna ve aile güvenliğine ilişkin bazı ifadeler, somut ve açıklanmış belgelere değil yorumlayıcı bir siyaset bilimi çerçevesine dayanıyor. Bu bölümlerin haberleştirilirken doğrudan gerçek gibi değil, OSW’nin görüşü olarak aktarılması gerekiyor.

Türkiye siyaseti açısından temel sonuç

OSW raporunun en önemli tespiti, Erdoğan sonrası tartışmanın yalnızca “kim aday olacak?” sorusuyla sınırlı olmadığıdır.

AK Parti teşkilatının, Cumhurbaşkanlığı yönetiminin, güvenlik bürokrasisinin, dış politika ilişkilerinin, savunma sanayisinin ve iktidara yakın sivil toplum ağlarının yeni lider etrafında nasıl bir araya geleceği asıl belirleyici mesele olacak.

Bilal Erdoğan aile ve teşkilat devamlılığını, Selçuk Bayraktar teknoloji ve millî savunma anlatısını, Hakan Fidan ise devlet tecrübesi ile güvenlik bürokrasisini temsil ediyor.

Fakat bu üç isimden hangisinin geniş seçmen kitlesinden oy alabileceği, AK Parti içindeki farklı çevreleri uzlaştırabileceği ve Erdoğan’ın açık desteğini kazanabileceği henüz bilinmiyor.

Bu nedenle OSW analizinden çıkarılabilecek en ihtiyatlı sonuç şöyle özetlenebilir:

Erdoğan sonrası dönem için farklı isimler ve güç merkezleri hazırlık yapıyor olabilir; ancak iktidar devrinin biçimini belirleyecek kişi hâlâ Recep Tayyip Erdoğan’dır.

OSW’ye göre yakın vadede en güçlü ihtimal de halefin açıklanması değil, Erdoğan’ın siyasi geçişi mümkün olduğu kadar ertelemesdir.

Yusuf İnan

SehitlerOlmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.