Anoreksiya: Görünmeyen Bir Çığlık, Sessiz Bir Yardım Çağrısı

Anoreksiya Nervoza yalnızca bir yeme bozukluğu değil, bireyin içsel çatışmalarını beden yoluyla ifade ettiği ciddi bir ruhsal sorundur. Klinik Psikolog Beste Hasırcı'nın değerlendirmeleriyle, anoreksiyanın nedenleri, etkileri ve tedavi yöntemleri kapsamlı biçimde ele alındı.

Anoreksiya: Görünmeyen Bir Çığlık, Sessiz Bir Yardım Çağrısı

Anoreksiya: Görünmeyen Bir Çığlık, Sessiz Bir Yardım Çağrısı

BİLGE DOKTOR / İSTANBUL

Milyonları Etkileyen Sessiz Salgın: Anoreksiya

Dünya genelinde alarm zilleri çalan yeme bozuklukları, özellikle genç nüfus arasında hızla artarken, en ölümcüllerinden biri olan Anoreksiya Nervoza, yalnızca bedensel değil, derin psikolojik yaraların da habercisi. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl yaklaşık 9 milyon kişi yeme bozukluğu tanısı alıyor ve bu rakamın büyük bölümünü ergen ve genç yetişkinler oluşturuyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Hasırcı, anoreksiyanın yalnızca bir kilo kaybı problemi olmadığını, aksine bireyin duygusal acısını bedenine yansıttığı bir ruhsal çığlık olduğunu belirtiyor.

“Yememek Bazen Sadece Yememek Değildir”

Hasırcı’ya göre Anoreksiya Nervoza, kişinin kilo alma korkusuyla yemek yemeyi reddetmesi, aşırı kilo kaybı yaşaması ve beden algısında bozulmalarla karakterize olan ciddi bir psikolojik rahatsızlık. Ancak bu davranışların ardında yatan nedenler sadece fiziksel değil; kontrol arzusu, değersizlik hissi, utanç, stres ve kabul görme ihtiyacı gibi derin duygularla da bağlantılı.

Bu nedenle anoreksiyanın tedavisinde yalnızca kilo alımına değil, kişinin duygusal yapısına, benlik algısına ve içsel çatışmalarına da odaklanılması gerekiyor. Hasırcı, bu hastalığın bir beslenme sorunu değil, bir "yardım çağrısı" olduğunu vurguluyor.

Filtreli Gerçeklik: Sosyal Medya ve Kusursuz Beden Algısı

Günümüzde sosyal medyanın rolü inkâr edilemez. Özellikle Instagram, TikTok ve benzeri platformlarda paylaşılan filtreli fotoğraflar ve mükemmel beden algısı, gençler üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Hasırcı, bu dijital baskının bireylerin benlik algısını çarpıttığını ve kontrol edemedikleri hayatlarında, bedeni kontrol etme çabasına yöneldiklerini belirtiyor.

Gerçeklikten uzak beden standartları ve sürekli karşılaştırma, genç bireylerde estetik kaygıların yanı sıra yeme davranışları üzerinde de baskıcı ve zararlı bir etki yaratıyor.

Travmalar, Aile Dinamikleri ve Psikolojik Kökler

Yeme bozukluklarının yalnızca sosyal medya kaynaklı olmadığını ifade eden Hasırcı, aile ilişkileri ve geçmiş travmaların da hastalığın temelinde yer alabildiğini belirtiyor. Kontrolcü ebeveyn tutumları, duygusal ihmal ya da eleştirel aile yapısı gibi faktörler, bireyin kendini değersiz hissetmesine ve yemek yoluyla bu duygularla baş etmeye çalışmasına neden olabiliyor.

Yeme bozukluklarında bireyin bedeni, çoğu zaman içsel çatışmaların ve duygusal yaraların dışa vurum alanı haline geliyor. Bu yüzden, yemek yememek davranışı çoğu zaman yalnızca fiziksel bir ret değil, aynı zamanda ruhsal bir isyan niteliği taşıyor.

Anoreksiya Tedavisi Mümkün: Sabır ve Ekip Çalışması Şart

Beste Hasırcı’ya göre anoreksiyanın tedavisi sabır ve çok yönlü bir yaklaşım gerektiriyor. Sadece bireyin yemeye başlaması ya da kilo alması yeterli değil; asıl amaç, kişinin duygusal onarımını sağlamak, benlik algısını yeniden inşa etmek ve sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmesine yardımcı olmak.

Bu süreçte multidisipliner bir tedavi yaklaşımı büyük önem taşıyor. Tedavi sürecinde;

  • Psikiyatrist,

  • Psikolog / psikoterapist,

  • Diyetisyen,

  • Dahiliye veya endokrinoloji uzmanı,

  • Aile ve sosyal destek sistemi
    bir arada çalışarak hastanın hem bedensel hem de ruhsal iyileşmesini hedeflemelidir. Gerekli durumlarda hastane yatışı da tedavi protokolüne dahil edilebilir.

Hasırcı, her ne kadar zorlu bir süreç olsa da doğru yaklaşımla anoreksiyanın tamamen iyileştirilebilir bir rahatsızlık olduğunu vurguluyor.

Bedenin Dili: Anlamak, Dinlemek ve Göz Ardı Etmemek

Anoreksiya Nervoza bir krizden çok bir işarettir. Bireyin bedeninde başlayan bu sessiz çağrı, çoğu zaman ruhsal yaraların yankısıdır. Bu nedenle sadece yeme davranışına değil, o davranışın nedenine, altında yatan duygulara odaklanmak; bedenin dilini anlamaya çalışmak hayati önem taşır.

Psikolojik desteğin zamanında verilmesi ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi, gençleri ve aileleri daha sağlıklı bir geleceğe taşıyabilir.

www.bilgedoktor.com