AP 2026 Türkiye Raporu: "Terörsüz Türkiye"ye Destek, Demokrasiye Şart
Avrupa Parlamentosu'nun 2026 Türkiye raporunda "Terörsüz Türkiye" girişimine destek verilirken, Gümrük Birliği modernizasyonu için hukukun üstünlüğü şartı getirildi.
AHMET TAŞ | ŞEHİTLER ÖLMEZ
ANKARA, TÜRKİYE — Avrupa Parlamentosu (AP), 2026 yılı Türkiye rapor taslağında Ankara’nın yürüttüğü "Terörsüz Türkiye" girişimine açık destek verdiğini ilan etti. İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan ve önümüzdeki haftalarda AP Genel Kurulu'nda oylanması beklenen raporda, Kürt sorununu ve siyasi şiddeti sona erdirmeyi amaçlayan çabalar takdirle karşılanırken; Gümrük Birliği'nin modernizasyonu ve tam üyelik süreci için "hukukun üstünlüğü ve temel haklar" konusunda sert uyarılar yapıldı.
Raporda Türkiye, 2018'den bu yana katılım süreci durma noktasında olmasına rağmen, AB için "stratejik bir ortak ve kilit bir NATO müttefiki" olarak tanımlanmaya devam ediyor.
"Terörsüz Türkiye" Girişimine Tam Destek
Avrupa Parlamentosu'nun hazırladığı taslak raporun en dikkat çekici maddelerinden biri, Türkiye'deki mevcut siyasi iklim ve yürütülen yeni süreç oldu. Raportör Nacho Sanchez Amor, "siyasi şiddet ve Kürt sorununu sona erdirmeyi amaçlayan" bu sürecin önemine vurgu yaparak, Türk makamlarının ve siyasi partilerin bu bağlamdaki çabalarının takdir edildiğini not etti.
Buna karşın AP, sürecin ilerleyiş hızı konusunda eleştirel bir tutum sergiledi. Raporda, "Türk hükümetinin bu konuda zamanında ve kararlı adımlar atamaması üzüntü verici" ifadelerine yer verilerek, Ankara'nın daha somut bir takvimle ilerlemesi gerektiği hatırlatıldı.
Ekonomik Reformlara Övgü, Hukuki Erozyona Uyarı
Ekonomi başlığında Türkiye'nin son dönemde yürüttüğü makroekonomik istikrar programı ve enflasyonu düşürme taahhüdü raporun olumlu sayfalarında yer buldu. Ancak AP, ekonomik başarının hukuki güvenlikten bağımsız olamayacağını şu sözlerle vurguladı:
"Hukukun üstünlüğü ve hukuki belirliliğin aşınması, yatırımcı güveni ve ekonomi üzerinde kaçınılmaz biçimde olumsuz etkiler yaratacaktır."
Ayrıca rapor, Türkiye'nin 2,3 milyonu Suriyeli olmak üzere toplam 2,7 milyon mülteciye ev sahipliği yapmasını bir kez daha "örnek bir insani çaba" olarak niteleyerek övdü. Doğu Akdeniz'de Türk-Yunan diyaloğunun güçlenmesi ve gerilimin azaltılması da "memnuniyet verici" gelişmeler arasında sayıldı.
Gümrük Birliği ve Vize Serbestisi Şartları
Türkiye'nin en önemli taleplerinden biri olan Gümrük Birliği'nin modernizasyonu konusunda AP yeşil ışık yaksa da, bu süreci "insan hakları" şartına bağladı. Raporda, mevcut jeopolitik ortamda modernizasyonun gerekli olduğu kabul edilmekle birlikte, AP'nin onay verebilmesi için şu koşulların sağlanması gerektiği belirtildi:
-
İnsan hakları ve temel özgürlüklere tam uyum,
-
Uluslararası hukuka saygı,
-
İyi komşuluk ilişkilerinin sürdürülmesi.
Vize serbestisi konusunda ise Türk vatandaşlarının AB'ye yönelik hareketliliğinin kolaylaştırılmasına yönelik adımlar olumlu karşılandı; ancak vize serbestisi diyaloğunun tam olarak başlaması için Türk hükümetine "kalan kriterleri tamamlama" çağrısında bulunuldu.
Kritik Eleştiriler: Yargı ve Yerel Demokrasi
Raporun eleştiri bölümünde Türkiye'nin demokratik standartlarına yönelik sert tespitler yer aldı. Özellikle "katılım sürecini canlandırmaya yönelik gerçek bir bağlılık gösterilmediği" iddia edilerek şu olumsuz noktalar sıralandı:
-
Yargıda Çifte Standart: Uygulanmayan AİHM ve AYM kararlarının hukuk devletine zarar verdiği belirtildi.
-
Yerel Demokrasi: Muhalefet belediye başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanması "yerel demokrasinin kötüleşmesi" olarak tanımlandı.
-
Temel Haklar: Gazetecilere yönelik kovuşturmalar, kadın hakları ve LGBTİ+ bireylerin durumu konusundaki gerilemelere dikkat çekildi.
Dış Politika ve Jeopolitik Uyum
Türkiye'nin AB ortak dış ve güvenlik politikasına uyumunun giderek düştüğü bilgisi raporda sayısal verilerle paylaşıldı. 2024 yılında %6 olan uyum oranının 2025'te %4'e gerilediği bildirildi. Buna rağmen, ABD dış politikasındaki olası değişimler ve küresel güvenlik tehditleri ışığında, "AB-Türkiye iş birliğinin güçlendirilmesinin kilit önem taşıdığı" vurgulandı.
Kıbrıs meselesinde ise AP, adada tek egemenlik ve tek vatandaşlığa dayalı, BM çerçevesinde "iki toplumlu, iki bölgeli federasyon" dışında bir çözümü tanımayacağını yineledi.
Sonuç: Mevcut Koşullarda Katılım Süreci Başlatılamaz
Raporun sonuç bölümünde, muhalefetin çağrılarına rağmen "mevcut temel demokratik eksiklikler giderilmeden Türkiye'nin AB katılım sürecinin yeniden başlatılamayacağı" görüşü kaydedildi. Türk hükümetine daha "dinamik ve stratejik bir ortaklık" için demokratik reformları hızlandırma çağrısı yapıldı.
Raporun önümüzdeki haftalarda önce AP Dışişleri Komisyonu'nda, ardından genel kurulda oylanarak nihai halini alması bekleniyor.













