AYM Başkanı Özkaya’dan yargıda kul hakkı ve adalet uyarısı
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, mahkemenin 64. kuruluş yıl dönümünde hâkim ve savcılara kul hakkı, tarafsızlık ve adaletin tesisi konusunda tarihi çağrılarda bulundu.
Yusuf İnan | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, yüksek mahkemenin 64. kuruluş yıl dönümü ve yeni üye ant içme töreninde yaptığı kapsamlı konuşmada, yargı mensuplarına "kul hakkı", bağımsızlık ve tarafsızlık üzerinden tarihi uyarılarda bulundu. Karar gazetesinin aktardığı habere göre Özkaya, hâkim ve savcılığın yalnızca teknik bir mevzuat uygulaması olmadığını vurgulayarak, adaletin tesisinde vicdanın ve ahlakın belirleyici rolüne dikkat çekti.
Türkiye'de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konularının yakından takip edildiği bir dönemde gerçekleşen bu törendeki mesajlar, yargı camiası için önemli bir manifesto niteliği taşıyor. Özkaya'nın özellikle yargı ahlakına yönelik "kul hakkı ibadetle affolmaz" şeklindeki net çıkışı ve artan iş yüküne karşı yargıda yapay zekâ kullanımına geçileceğini duyurması, yüksek yargının hem evrensel ahlaki temellerini sağlamlaştırma hem de teknolojik dönüşüme ayak uydurma çabası olarak öne çıkıyor.
Yargının Temel Direği: Adalet ve Vicdan
Ankara’da düzenlenen görkemli törende konuşan AYM Başkanı Kadir Özkaya, sözlerine yargının devlet mimarisindeki vazgeçilmez yerini tanımlayarak başladı. Özkaya, hâkim ve savcıların temel işlevinin adaleti sağlamak olduğunu belirterek, hakkın ayakta tutulması sorumluluğunun doğrudan yargı mensuplarının omuzlarında olduğunu ifade etti. Hukuk kurallarının mekanik bir şekilde uygulanmasının adaleti sağlamaya yetmeyeceğini savunan Özkaya, kuralların insan onurunu esas alan bir anlayışla ve derin bir vicdani süzgeçten geçirilerek yorumlanması gerektiğinin altını çizdi.
Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının, demokratik bir hukuk devletinin, adil yargılanma hakkının ve temel hak ve özgürlüklerin yegâne güvencesi olduğunu hatırlatan Özkaya, yargı mensuplarının her türlü dış etkiden uzak durması gerektiğini şu sözlerle ifade etti:
"Hâkim ve savcılar, iç dünyalarındaki öznel duygu ve düşünceleri de dâhil olmak üzere herhangi bir dışsal etki ve baskı altında kalmadan, çekinmeden, endişe duymadan, tarafsız bir tutumla, pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde, aklı ve bilimi daima başat konumda tutarak, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre özgürce karar vermelidirler. Hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle her daim yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını muhafaza etmelidirler. Bu, şeklen de böyle olmalıdır."
Özkaya'nın bu vurgusu, yargı kararlarının toplum nezdindeki meşruiyetinin ancak ve ancak hâkimlerin kendi iç dünyalarındaki önyargılardan dahi sıyrılarak karar vermeleriyle mümkün olabileceğini gösteriyor.
Kul Hakkı İbadetle Affolmaz Vurgusu
Başkan Özkaya’nın konuşmasının en çarpıcı ve üzerinde en çok durulan bölümlerinden biri, yargı mensuplarının manevi ve ahlaki sorumluluklarına dair yaptığı "kul hakkı" uyarısı oldu. Hâkimlik ve savcılık mesleğini "bir tarafı nur, bir tarafı nar" olan, yani layıkıyla yapıldığında büyük bir aydınlığa, adalet sapmalarında ise büyük bir yıkıma yol açabilecek bir alan olarak tanımlayan Özkaya, adaletin tesisinde hamasete, husumete, kindarlığa, kayırmacılığa ve duygusallığa asla yer olmadığını belirtti.
Yargı mensuplarının gösterişten, riyadan, haramdan ve yalandan şiddetle kaçınması gerektiğini belirten AYM Başkanı, maddi kazanımlar uğruna adaletten taviz verilmemesi gerektiğini şu çarpıcı ifadelerle dile getirdi:
"Üzerlerinde kul hakkı olmamalıdır. Kul hakkı çok önemlidir, ibadetle affolmaz. Dolayısıyla 1 gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen 1 ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler. Unutmayalım ki haram kazancı Cenab-ı Allah düzgün bir yere sarf ettirmez. Ayrıca şunu da bilelim ki midede haram lokma olursa ne takva ne de fetva kurtarır. Haram yiyen insanların gönül gözleri gerçeği göremez. Zira bir ağızda, midede haram lokma olduğu sürece o ağzın, o midenin sahibinin basireti her tarafa kapalıdır. Haram ile abat olanın sonu berbat olur."
Bu sözler, yargı mensuplarının sadece yasalara değil, aynı zamanda derin bir toplumsal ahlaka ve inanç sisteminin getirdiği evrensel doğruluk ilkelerine de sıkı sıkıya bağlı kalmaları gerektiği yönünde güçlü bir öğüt niteliği taşıyor.
Bulanık Mantıktan ve Akıl Dışılıktan Uzak Durma Çağrısı
Adalet dağıtımında rasyonel aklın ve bilimin önemine de değinen Özkaya, mahkeme salonlarında ve adliye koridorlarında sergilenmesi gereken tutum ve davranışlar hakkında da uyarılarda bulundu. Yargılama süreçlerinde iş yükü, zaman baskısı veya dosya fazlalığı gibi gerekçelerin usul hatalarına veya aceleci kararlara mazeret olamayacağını belirten Özkaya, muhakeme sürecinin net ve şeffaf olması gerektiğini vurguladı.
Özkaya, hâkim ve savcıların insan ilişkilerinde de örnek olması gerektiğini hatırlatarak, tanıklarla, avukatlarla ve görev gereği muhatap olunan tüm vatandaşlarla olan iletişimde sabırlı, nazik ve vakur bir duruş sergilenmesi gerektiğini ifade etti. Karar alma süreçlerinde "bulanık bir mantıkla" hareket edilmemesi gerektiğinin altını çizen Başkan, akılcılıktan uzak, temelsiz ve hissi muhakeme yöntemlerinin yargıya olan güveni zedeleyeceğini belirtti. "Hâkim ve savcıların hem insan olarak hem de hâkim ve savcı olarak ne olduklarını uygulamaları gösterir. Verdikleri kararlar gösterir" diyen Özkaya, aslolanın unvanlar değil, ortaya konan adil pratikler olduğunu kaydetti.
İlahi Adalet, Güç Zehirlenmesi ve Karun Örneği
Özkaya’nın konuşması sadece ulusal yargı sistemiyle sınırlı kalmadı; evrensel adalet anlayışına ve dünya genelinde yaşanan zulümlere de uzandı. Küresel ölçekte yaşanan adaletsizliklere, özellikle de Gazze'deki insanlık dramına üstü kapalı ancak sert bir dille değinen Özkaya, sahip oldukları askeri ve ekonomik gücü bir zulüm aracına dönüştürenlerin er ya da geç ilahi adaletle yüzleşeceğini vurguladı.
Tarihten Firavun, Nemrut ve Karun örneklerini veren AYM Başkanı, adaletten sapan güçlerin nihayetinde nasıl yok olduğunu şu sözlerle anlattı:
"Sahip oldukları maddi güç ve zenginlik kaynaklı üstten bakışla dünyayı yalnızca kendilerine aitmiş gibi görüp ötekiyle birlikte barış içinde yaşamayı reddeden ve gezegenimizi tamamen kendi keyfi arzularına göre tahkim etmeye kalkışan zalimlere şunu hatırlatmak isterim:
Güç ve kudret yüce Allah tarafından insanlara ve toplumlara adalet, barış ve huzur içinde daha mutlu, müreffeh ve güzel yaşamalarına imkân sağlansın diye verilmektedir. Başka toplumları ve insanları rahatsız etsinler, huzursuz etsinler, onlara zulüm etsinler diye verilmemektedir.
Gazze ve dünyanın başka birçok yerinde bebeklere, çocuklara, kadınlara ve dahi herkese en ağır zulümleri yapanlar, savaş suçu işleyenler... bir an önce adalete dönmedikleri takdirde, sahip oldukları güç ve kudretin kısa zamanda ellerinden çıkıp gideceğini unutmamalıdırlar."
Gücün ancak adaletle birleştiğinde kalıcı ve faydalı olabileceğini, aksi takdirde en zayıf rakipler (karınca veya sinek metaforlarıyla) karşısında bile hüsrana uğrayacağını belirten Özkaya, adalet üzere hareket etmeyen hiçbir devletin veya küresel gücün uzun ömürlü olamayacağını söyledi.
Anayasa Mahkemesinde Yapay Zekâ Dönemi Başlıyor
Törende, yüksek mahkemenin işleyişine ve geleceğine dair önemli kurumsal yenilikler de paylaşıldı. Özellikle 2012 yılında başlayan bireysel başvuru hakkı sonrasında Anayasa Mahkemesi'nin omuzlarına binen devasa iş yükü, mahkemeyi yeni teknolojik çözümler aramaya itmiş durumda.
Kadir Özkaya, başvuruların etkin, hızlı ve makul sürede sonuçlandırılabilmesi adına dijital başvuru altyapısının sürekli güçlendirildiğini bildirdi. Hukuk dünyasında devrim niteliğinde sayılabilecek bir adımı da duyuran Özkaya, 2026 yılı Eylül ayı itibarıyla yapay zekâ teknolojilerinin AYM bünyesinde aktif olarak kullanılmaya başlanacağını açıkladı. Bu yeni sistemle birlikte, on binlerce bireysel başvuru formunun okunması, içeriklerinin özetlenmesi, hukuki kategorilere ayrılması ve benzer içtihatlarla eşleştirilmesi aşamalarında yapay zekâ destekli analiz imkânları devreye sokulacak. Bu hamlenin, mahkemenin hızını artırırken insan hatasını en aza indirmesi ve adalete erişimi hızlandırması hedefleniyor.
Uluslararası İşbirliği ve Şaban Kazdal’ın Yemini
AYM Başkanı Özkaya, anayasa yargısının günümüzde yalnızca ulusal sınırların içine hapsedilemeyeceğini, evrensel hukuk normları ve uluslararası mahkemelerin içtihatlarıyla sürekli bir etkileşim içinde şekillendiğini belirtti. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesi'nin dışa dönük ve katılımcı bir vizyon izlediğini aktaran Özkaya, bugüne kadar 32 farklı ülkenin yüksek yargı organlarıyla ikili işbirliği anlaşmaları imzaladıklarını, bu durumun Türk anayasa yargısının uluslararası alandaki güvenilirliğinin bir tescili olduğunu ifade etti. Ayrıca Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile yürütülen ilişkilerin sadece protokol düzeyinde kalmadığını, ortak projeler ve eğitim programlarıyla derinleştiğini vurguladı.
Programın son bölümünde, Anayasa Mahkemesi'nin yeni üyesi Şaban Kazdal için düzenlenen ant içme törenine geçildi. Özkaya, yemin merasiminin sadece sembolik bir ritüel olmadığını; anayasal sadakatin, bağımsızlığın ve tarafsızlığın tüm kamuoyu önünde verilmiş güçlü bir sözü olduğunu belirtti. Yeni üyeye görevinde başarılar dileyen Özkaya, Anayasa Mahkemesi üyeliğinin sadece birikimli bir hukukçuluk gerektirmediğini, aynı zamanda sarsılmaz bir ahlaki duruş ve vicdani sorumluluk talep eden ağır bir görev olduğunu hatırlatarak sözlerini noktaladı.













