Banu Avar’dan AB Kürt Konferansı analizi: Bölünme iştahı
Gazeteci Banu Avar, Brüksel’deki Kürt Konferansı’nı analiz etti. Avar, konferansta PKK'nın terör listesinden çıkarılması ve 'Kürt Baharı' çağrılarına tepki gösterdi.
Ahmet Taş / Şehitler Ölmez
BRÜKSEL / BELÇİKA — Gazeteci ve yazar Banu Avar, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu çatısı altında toplanan “AB, Türkiye ve Kürtler” konulu 9. uluslararası konferansın sonuç bildirgesini ve katılımcıların açıklamalarını sert bir dille eleştirdi.
Konferansın Türkiye’nin üniter yapısını hedef aldığını savunan Avar, "Kürt Baharı kaçınılmazdır" sloganıyla sunulan ajandanın arkasında İsrail ve istihbarat birimlerinin desteği olduğunu iddia etti. Toplantıya Türkiye’den katılan siyasetçi ve gazetecilerin açıklamalarının "bölünmeye hizmet ettiğini" belirten Avar, PKK’nın terör listesinden çıkarılması ve Öcalan ile müzakere şartı gibi maddelerin Türkiye için bir güvenlik tehdidi oluşturduğuna dikkat çekti.
İsrail Desteği ve "Kürt Baharı" Söylemi
Banu Avar, konferansta söz alan İsrailli akademisyen Ofra Bengio’nun "İsrail’in geleceği için PKK’nın bölgede güçlenmesi stratejik önemdedir" şeklindeki ifadelerine dikkat çekti. Bu söylemin Türkiye’den katılan bazı gazeteciler tarafından da desteklendiğini belirten Avar, Cengiz Çandar’ın "Kürt Baharı’nın zamanı geldi, Türkiye PKK’yı tanımak zorunda kalacak" şeklindeki açıklamalarını "İsrail görüşlerine tam destek" olarak nitelendirdi. Avar’a göre, konferansta en iştahlı "bölünme" konuşmalarını yabancı temsilcilerden ziyade "Türkiyeli" olarak anılan isimler gerçekleştirdi.
Bildirgede "Yeni Anayasa" ve Diyalog Şartı
Konferansın sonuç bildirgesinde Türkiye için 2012 sonuna kadar "yeni bir anayasa" hedefinin konulmasını eleştiren Avar, bu sürecin "demokratikleşme" adı altında ayrılıkçı yapılara meşruiyet kazandırma çabası olduğunu savundu. Bildirgede yer alan "Türk hükümeti Abdullah Öcalan ile diyaloğu sürdürmelidir" ve "Tüm ülkeler PKK’yı terör listesinden çıkarmalıdır" maddelerinin, konferansın asıl amacını ortaya koyduğunu ifade etti. Avar, bu taleplerin Türkiye’nin Suriye politikasındaki "Anti-Kürt eksen" olarak tanımlanan güvenlik kaygılarını yok saydığını belirtti.
İstihbarat ve "Muhalif" İsimlerin Buluşması
Konferansın düzenleyici ve katılımcı profilini mercek altına alan Banu Avar; Amerikan Kongresi temsilcilerinden İngiliz, Alman ve Hollandalı istihbarat birimlerine, Nobel ödüllü isimlerden Suriyeli Kürt temsilcilere kadar geniş bir ağın bu organizasyonda buluştuğunu kaydetti. Yaşar Kemal, Vedat Türkali ve Leyla Zana gibi isimlerin de düzenleyiciler arasında yer aldığı toplantıda, "Kürt Baharı" söyleminin bölgesel bir istikrarsızlık projesinin parçası olduğu uyarısında bulundu.













