Cemaat Gerçekten Cemaat miydi? Nasıl FETÖ Oldu?
15 Temmuz sonrası Fethullahçı yapının “cemaat” mi yoksa organize bir yapı mı olduğu tartışılıyor. Bu yazı, yapının iç yüzünü, mağduriyetleri ve toplumsal yansımalarını derinlemesine analiz ediyor.
YUSUF İNAN YAZDI...
Cemaat Gerçekten Cemaat miydi? Nasıl FETÖ Oldu?
Türkiye, son yirmi yılda birçok sosyal yapıyla, siyasi krizle ve inanç temelli oluşumla karşılaştı. Ancak bunların arasında en çok tartışılan ve en çok hasar bırakanlardan biri hiç kuşkusuz Fethullahçı yapılanmadır. Kimi zaman “cemaat”, kimi zaman “hizmet hareketi”, 15 Temmuz’dan sonra ise FETÖ olarak adlandırılan bu yapının hâlâ tanımlanma biçimi, toplumda derin ayrışmalara neden oluyor.
Kendini hâlâ “cemaat mensubu” olarak tanımlayan insanlar “FETÖ” ifadesi karşısında irkiliyor. “Ben nasıl bir terör örgütünün parçası olurum?” diyerek itiraz ediyorlar. Bu itiraz anlaşılır olabilir; çünkü yüzeyde masum görünse de, bu yapının iç yüzü oldukça karanlık. Prof. Dr. Gökhan Bacık, Ruşen Çakır, Mümtaz’er Türköne gibi entelektüel isimler, örgütün mağdur ettiği alt düzey bireylerin normal hayata dönebilmesi için çaba sarf ediyor. Ancak ne gariptir ki, bu çağrılar en çok cemaatin kendisinden – ya da artık adını koymak gerekirse, FETÖ’den – tepki alıyor.
Haricilik Üzerine Kurulu Bir Yapı
Asıl sorun şu: Cemaat ile FETÖ arasında net bir çizgi çekmek mümkün mü? Hayır. Çünkü bu yapının öğretisi ta baştan, takiyye ile, yani inanç kisvesi altında gerçeği gizleme üzerine kuruluydu. Güçlü görünmek ve görünürlükte “iyi” olmak için birey, topluluk ve inançları araçsallaştırdılar. Öyle ki, milyonlarca insan bu sistemin parçası olmasına rağmen bir birey olarak kendi başına duramıyor, düşünemiyor, sorgulayamıyor.
Kendilerini hep “seçilmiş” insanlar olarak gördüler. Kendi içlerinde bir üstünlük hissine kapıldılar. “Biz kurtulacağız, çünkü biz hakikatiz” anlayışıyla kul hakkı yemekten, insanların hayatlarını karartmaktan, devleti ele geçirme planlarından bir an olsun çekinmediler. Kendilerini Hz. Muhammed’in “kardeşlerim” diye tanımladığı zümreye ait sandılar. Ancak aynı Hz. Muhammed’in “Muhammed-ül Emin” yani en güvenilir kişi olarak anıldığını, insanların işine, aşına kast etmediğini, iftira atmadığını unuttular.
Profesyonel Entrika ve İhanet
Ben de bir mağdurum. TSK içinde görev yaptım, milliyetçi ve muhafazakâr bir TSK personeliydim. Onlara biat etmediğim için her türlü mobbinge maruz kaldım. Emekliliğime birkaç yıl kala istifa etmek zorunda kaldım. Ardından yargı süreçleri, itibarsızlaştırma kampanyaları başladı. TSK’yı dünya nezdinde itibarsızlaştırdılar. Entrika, hile ve profesyonel tuzak kurma konusunda adeta uzmanlaştılar. Vatan ve millet söylemleri sadece bir örtüydü. Arkasında sadece çıkar, intikam ve sahte bir dini motivasyon vardı.
Kurban ve adak parası adı altında insanlardan para toplayıp, sadece birkaç hayvan kesip geri kalanını kendi çıkarlarına kullandılar. Avrupa’daki veya Ukrayna’da 30 - 40 dolara canlı hayvan satan e-ticaret sitesini tehdit olarak görüp, iftiralarla insanların ailelerini, işlerini mahvettiler. Para için sahte FETÖ ihbarları yapıp e-ticaret sitesini kapattırdılar. Kul hakkını unuttular...
15 Temmuz ve Sonrası: Hesap Günü
Ve nihayet 15 Temmuz… Ak Parti’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı duyulan nefretin, tüm ülkeye yönelmiş bir darbeye dönüştüğü gece. Sadece hükümeti değil, milleti de cezalandırmak istediler. Halk ne olduğunu anlayamadan, binlerce insan hayatını kaybetti, cezaevlerine girdi, Meriç’te can verdi. Tüm bu planların sorumluluğunu kendileri taşımaları gerekirken, suçu yine Erdoğan’a ve devlete yüklediler.
Osman Şimşek’in ifadelerine göre Fethullah Gülen’in bile ne olup bittiğinden haberi yoktu.
Vatan ve millet düşüncesindeki milyonları kimin yönettiği nereye yönlendirdiği belli değildi.
Sonuç olarak, 15 Temmuz'da takla attı ve Türk Milleti bu harici yapıdan kurtuldu.
Devleti Ele Geçirme Hırsı
Hâlâ devletin içinde etkin oldukları açık. Yargıda bazı kararları etkileyebiliyor, adli kontrollerle istedikleri insanları sindirebiliyorlar. Devletin üst kademelerine sızmış eski öğrencileriyle hâlâ etkili olabiliyorlar. Erdoğan’ın yakın çevresine yerleştirdikleri isimlerle devletin kodlarıyla oynamaya devam ediyorlar.
Tüm bunlara rağmen hâlâ “iyi niyetli” olduklarına inananlar varsa, onlara tek bir şey sormak gerek:
Kul hakkı yiyerek, iftira atarak, aileleri dağıtarak, masum insanların hayatını karartarak; Allah'ın rızasını kazanmak, cennete gitmek mümkün mü?
Kur’an bu tür insanlar için “münafık” der. Hz. Muhammed böyle bir topluluğu ümmeti olarak kabul eder mi?
Allah Bir Gecede Yıktı
Allah, bu yapıya bir dönem büyük imkanlar verdi. Okullar, şirketler, devlet bağlantıları…Kısaca tüm dünyanın anahtarlarını verdi. Ama bir gecede hepsini yerle bir etti. Çünkü bu kadar kul hakkı, bu kadar gözyaşı, bu kadar masumun feryadı Allah’ın “gayretullah”ına dokundu. Adaletin ve hakikatin yanında olmayanlar tarihin tozlu raflarında kaybolmaya mahkumdur.
Şirk en büyük günahlar arasındadır.
Sonuç:
Kimse hayal ettiği cenneti başka birinin hayatını cehenneme çevirerek inşa edemez. Cemaatin iç yüzünü, geçmişini ve etkilerini konuşmadan toplumsal barış olmaz. Ama barış, bu kötülükleri unutarak değil, yüzleşerek gelir. Vicdan sahibi herkesin bu yüzleşmeye açık olması gerekir. Çünkü hâlâ geç değil. Ama vebal büyük.
Unutmayın: ölüm var. Ahiret var. Hesap var.
Hariciliğe örnek mi istiyorsunuz?
ByLock programını özel olarak yazdırıp, Türk Milleti'nin çocuklarına baskı, mobbing ve hile ile yüklettikten sonra, AİHM üzerinden kendi kurdukları tuzağa takılan binlerce fakir ve gariban insanı kurtarmak istiyor gibi görüntü vermektir.
Bu kadarını her insan beceremez!
Derdi Allah Rızası Olanlar İçin Kurtuluş Reçetesi!
Sath-ı arz bir mescid, Mekke bir mihrab, Medîne bir minber; o bürhan-ı bâhir olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i imâna imam, bütün insanlara hatip, bütün enbiyâya reis, bütün evliyâya seyyid, bütün enbiyâ ve evliyâdan mürekkeb bir halka-i zikrin serzakiri; bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere-i nurâniyedir ki, herbir dâvâsını, mu'cizâtlarına istinad eden bütün enbiyâ ve kerâmetlerine itimad eden bütün evliyâ tasdik edip imza ediyorlar. (Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, On Dokuzuncu Söz)
İslam Aleminin Hz. Muahammed gibi bir lideri varken, Müslümanlara ne oluyor ki, tali yollara sapıyor, aciz insanların peşinden gidiyor, onlardan meded bekliyor?
Bu durum Allah'a şirk koşmaktır...
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com













