Cezaevlerinde Kapasite Krizi Derinleşiyor: Kadın Tutuklular Yerde, Tuvalette, Duvarda
İBB soruşturması kapsamında tutuklanan İpek Elif Atayman, kapasite fazlası cezaevine sevk edildi, yerde yatmak zorunda kaldı. Türkiye genelinde cezaevleri kapasitesinin yüzde 27 üzerinde doluyken, kadın tutukluların yaşadığı zorluklar gün yüzüne çıktı.
Cezaevlerinde Kapasite Krizi Derinleşiyor: Kadın Tutuklular Yerde, Tuvalette, Duvarda
YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE
İBB soruşturmasında tutuklanan İpek Elif Atayman: “Neden buradayım bilmiyorum”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında tutuklanan ve önce Silivri, ardından Afyon Cezaevi’ne sevk edilen İpek Elif Atayman, cezaevinde yaşadığı şartları telefon görüşmesinde çocuğuna aktardı. Bu görüşmeyle birlikte Atayman’ın yerde yatmak zorunda kaldığı, kapasite fazlası bir koğuşa yerleştirildiği kamuoyunun bilgisine sunuldu.
Yargılama sürecinde hiçbir yasa dışı faaliyetle ilişkilendirilmediğini belirten Atayman, "MASAK kaydım yok, HTS kaydım yok, şüpheli mal varlığım yok" diyerek cezaevi koşullarında neden bu şekilde muamele gördüğünü sorguladı. Atayman’ın mesajları, hem gazeteciler hem de hukuk çevreleri arasında dikkat çekti.
Bakanlık harekete geçti, ranza verildi ama tartışma dinmedi
Gazeteci Murat Yetkin’in aktardığına göre, Adalet Bakanı haberi gördükten sonra duruma müdahale etti ve Atayman’a ranzada yer tahsis edildi. Ancak iktidara yakın isimlerden Mehmet Çek’in sosyal medya paylaşımı tartışmayı başka bir boyuta taşıdı. Çek, koğuştaki tutukluların ilk andan itibaren Atayman’a ranza teklif ettiklerini ancak onun bu teklifi reddettiğini, yerde yatmayı kendi tercih ettiğini öne sürdü. Çek’in “yerde değil, yer yatağında” vurgusu da kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Her iki görüş de Atayman’ın nihayetinde kapasite aşımı nedeniyle zor koşullarda kaldığı gerçeğini değiştirmedi.
Cezaevleri kapasitesinin çok üzerinde: Resmi veriler alarm veriyor
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) tarafından paylaşılan 2025 yılı Ocak ayı raporuna göre, Türkiye’deki cezaevlerinin doluluk oranı toplam kapasitenin yüzde 27,48 üzerinde. Bu da, yaklaşık her dört kişiden birinin kapasite dışı koşullarda barındırıldığını gösteriyor.
İpek Elif Atayman’ın kapasitesi olan Silivri Cezaevi’nden, kapasitesi aşılmış olan Afyon Cezaevi’ne gönderilmesi ise bu çarpıklığın somut bir örneği olarak öne çıkıyor.
Kadın cezaevlerinde tablo daha da ağır
Kadın tutukluların yaşadığı zorluklar yalnızca kapasite aşımından ibaret değil. Gazeteci Elif Akkuş’un geçmişte Bakırköy Kadın Cezaevi’ndeki deneyimi, bu durumu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Akkuş, koğuşun doluluğu nedeniyle savunmasını hazırlamak için tuvalete kapanmak zorunda kaldığını, masa bulamadığını ifade etmişti.
Yine aynı cezaevinde tutuklu bulunan Çiğdem Bayraktar Ör’ün avukatı, müvekkilinin şiltesini duvara yaslayarak kalmaya çalıştığını, çünkü yerde dahi koyacak alan bulunmadığını belirtmişti. Bu örnekler, kadınların cezaevlerinde insan onuruna yakışmayan koşullarda kaldığını gözler önüne seriyor.
Çözüm cezaevi inşası mı, yoksa yargı reformu mu?
Yaşananlar sonrası kamuoyunda iki görüş öne çıkıyor: Kimilerine göre çözüm, kapasiteyi artıracak yeni cezaevlerinin inşasında. Diğer kesime göre ise asıl sorun, tutuklamanın bir istisna olması gerekirken rutin hale gelmesinde. Gözaltı ve tutuklama süreçlerinin keyfi şekilde işletildiği eleştirisi, özellikle son yıllarda hukuk çevrelerinde sıkça dile getiriliyor.
İpek Elif Atayman örneğinde olduğu gibi, hakkında ciddi bir suçlamanın yöneltilmediği ve delil bulunmayan kişilerin tutuklanması, yargı sisteminin insan hakları standartlarına uyumu açısından sorgulanmaya devam ediyor.
Kaynak: Nevşin Mengü / Nefes













