Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tavsiyem, Korona virüsü Yardım Kampanyasını iptal etsin!

Zira, 'Bu Dünyada Yapılan Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz'. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tavsiyem, Korona virüsü Yardım Kampanyasını iptal etsin!


Allah rızası ve insanlık için yardım yapmak!

İnsanlık çok büyük güven bunalımı yaşıyor. Müslümanlar güvensizliğin ve hariciliğin zirvesini zorluyor. İnsanlar yardım yapmak istiyor ama güvenebilecekleri bir yardım kuruluşu yok. Müslümanlar cuma namazını kıldıkları caminin yardım kutusuna para atmıyor. 

Adı bilinen yardım kutuluşlarının geneli ideolojik. Yardım yapan kuruluşlar reklam peşinde. 
“Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek” felsefesini hatırlayan yok.
İnsanlar zekat ve sadakasını verecek yer bulamıyor. Çünkü parasının gerçekten ihtiyaç sahiplerine  gideceğine inanmıyor.

İhtiyaç sahipleri çaresiz. Korona krizi ile çaresizliğin boyutu daha da arttı.

Parası ve imkanı olanlar kıvranıyor. İnsanların evlerde sadaka kutuları dolup taşıyor! 
“Nereye, kime versek” diye yer arıyorlar, malesef verecek yer ve insan bulamıyorlar.

 

 

Her mahalleye açık sadaka taşı koyan bir milletin geldiği  yer burası.


Mahalleli toplansa bir dernek kurup yardımları organize etse, sorunlar lokal olarak çözülür.
2020 yılı itibariyle böyle bir girişimde bulunmak mümkün mü?

Malesef değil. 

Geçmişte bu tür yardım kuruluşlarında kurucu olanlar, üye olanlar, yardım edenler soruşturma geçirdi ve cezaevlerine atıldı.

Devlet,  hayırsever ile suç işleyeni birbirinden ayıramadı. 

Kimse kusura bakmasın. Türk Milleti’ni, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yücelten insanlara “terörist” muamelesi yapıldı.

En üzücü örnek kendi yaşadıklarım.


2013 yılında Ukrayna’ya gittim. Evlendim, oraya yerleştim. Koç – koyun çok ucuz olduğu için  (30 -40 USD) internetten canlı adaklık hayvan satışı yapan bir e-ticaret sitesi kurdum. Hayvancılığa başladım. Türkiye’de alternatif tedavi yöntemleriyle ilgili araştırma yapan bir ekibin satın aldığı hayvanların kesimini yaparak etlerini bölgedeki Türkçe konuşan topluluklara, müslümanlara ve Ukraynalı fakirlere dağıttım. Etleri dağıtabilmek için, Ukrayna devletinin talebi ve yönlendirmesi ile FOND İNAN adıyla bir yardım kuruluşu açtım.

 

 

Onbinlerce insana Türk Bayrağı, Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan portrelerinin altında  adak eti dağıttım.  Ukrayna’da Türk bayrağını dalgalandırdım. Türk Milleti’nin yardımseverliğini gösterdim.  Tüm dağıtımları resmi prosedüre uygun bir şekilde yaptım. 

 

 

Odessa Başkonsolosluğu'nu bilgilendirdim.  Odessa Başkonsolosu'nu FOND’un açılışına davet ettim. BİMER VE CİMER üzerinden yaptığım işi anlatan dilekçeler yazdım.

12 Temmuz 2018 tarihinde Ukrayna’da, Türkiye’yi tanıtmanın, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adını yüceltmenin bedelini “terörist”   suçlamasına maruz kalarak ödedim.

İzmir Asliye Ceza Mahkemesi elinde bir tane suç delili, kanıt olmadan tutukladı.

11 ay derdimi kimseye anlatamadım. Avukatlar korkudan davayı alamadı.

İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandım. Suç işlediğimi gösteren bir tane kanıt olmadan, hiçbir suçum olmadan 11 ay cezaevinde yattım.  Ailem, çocuklarım sahipsiz kaldı.

Cumhuriyet Savcısı  hiçbir iddiasını ispat edemedi. Ben masum olduğumu ispat etmek zorunda kaldım. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Müdde-i iddiasını ispat ile mükelleftir" sözü havada kaldı.

Mahkeme hiçbir suç bulamayınca, internet gazetemde yayınlanan onbinlerce makale içinden üç -beş tanesindeki kelime ve cümleler üzerinden gazetecilik mesleğimden yargılayarak, dünya çapında skandala imza atan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve Cumhurbaşkanı'na KUMPAS kuranları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni küçük düşürenleri aklama yoluna gitti.

Sana bu dosya ile ceza veremeyiz diyen mahkeme başkanı haksız ve hukuksuz olarak yurtdışı çıkış yasağı koydu. 11 aydır keyfi ve hukuksuz yurtdışı yasağı nedeniyle Ukrayna’da  ıssız  bir bağ evinde yaşam mücadelesi veren eşime ve çocuklarıma gidemiyorum.

Şimdi Koronavirüs salgını  başladı. 

Ben hala çocuklarıma ve evime gidemiyorum. Şehir dışında ısız bir bölgede bağ evinde yaşayan çocuklarıma yiyecek, ekmek ve süt alıp onlara ulaştıramıyorum.

Yapılan yanlışları ve mağduriyetleri onlarca kez bu sitede ve CİMER üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yazdım.

 

 

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kendisini yanıltan,  KUMPAS kuran, dünya çapında küçük düşüren, hakaret eden, Ukrayna’da kendi fotoğraflarını dört kez duvardan indirtip, farelere yedirenlerden hesap sormuyor.

Ukrayna’da Türkiye Cumhuriyeti  Devleti’ni ve kendisini  yücelten Yusuf İnan’a ve ailesine yapılan haksızlığa  ve hukuksuzluğa sessiz kalıyor.

ABD İnsan Hakları Raporu’nda  yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla kendisini küçük düşüren sahte operasyonun sahiplerinden hesap sormadığı gibi Ak Parti kurucusu bir gazeteci ve ailesine yapılan haksızlığa da dur demiyor.

 

 

Türk bayrağını çöpe atan, Türk iş adamlarını darp eden, malını ve parasını gasp eden, Ukrayna ile Türkiye arasındaki ticarete engel olan, Ahıska Çeteleri'nden de hesap sormuyor...

 

 

Bu şartlarda Korona krizi nasıl aşılır?

"Biz bize yeteriz Türkiyem" yardım kampanyası hedefe nasıl ulaşır?

Yusuf İnan Ukrayna’da Türkiye’yi utandıracak işler yapsaydı,  Ukrayna’ya gelen iş adamlarını dolandırsaydı, çete kurup onları darp etseydi, paralarını gasp etseydi, hasta koyunları Türkiye’ye ihraç etseydi, adak etlerini dağıtmayıp satsaydı, etlerin parasıyla alem yapıp, barların önünde sarhoş yerde sürünseydi, hiçbir sorunu yoktu.

O nedenle  Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tavsiyem, Krona virüs ile ilgili başlattığı yardım kampanyasını iptal etmelidir!

Zira 'Bu Dünyada Yapılan Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz'.  (Türk Atasözü)

 

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com

Twitter@Yusufinan2023

İnstagramyusufinan2023