Diyarbakır’da barış yürüyüşü: Hangi çağrılar yapıldı, süreç nasıl yorumlandı?

Diyarbakır’daki 1 Eylül barış yürüyüşünde DEM Parti, özel yasa ve Öcalan’la görüşme çağrısı yaptı; sivil toplum kayyum yasasının iptali ve ana dilde eğitim gibi somut adımlar istedi. Katılımcılar “temkinli iyimserlik” mesajı verdi.

Diyarbakır’da barış yürüyüşü: Hangi çağrılar yapıldı, süreç nasıl yorumlandı?

Diyarbakır’da barış yürüyüşü: Hangi çağrılar yapıldı, süreç nasıl yorumlandı?

ŞEHİTLER ÖLMEZ / DİYARBAKIR, TÜRKİYE

Kalabalık ve mesaj: “Barışa ses ver”

Diyarbakır’da 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde düzenlenen yürüyüş, “Demokratik Toplum için Barışa Ses Ver” çağrısıyla binlerce kişinin katılımına sahne oldu. Bağlar’daki E Tipi Cezaevi önünde başlayan kortej, yaklaşık dört kilometrelik güzergâhın ardından Yenişehir’deki Ofis–Ekinciler Caddesi’nde sona erdi. Nevruz dışındaki en geniş katılımlı etkinliklerinden birini gerçekleştiren DEM Parti’nin çağrısıyla alana gelenler, 40 dereceyi bulan sıcakta iki saat boyunca barış talebini dillendirdi. Yürüyüş boyunca PKK lideri Abdullah Öcalan’ın posterleri ve eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafları taşındı; her iki ismin özgürlüğüne ilişkin sloganlar atıldı. Kalabalık olaysız dağıldı.

DEM Parti’nin çağrısı: Özel yasa, komisyon ve İmralı ile görüşme

Kapanış konuşmasını yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Ezberlerimizi bozalım, cesur olalım, sorumluluk alalım” diyerek “güven artırıcı adımlar” çağrısında bulundu. Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun önceliğinin, PKK’nın silahsızlanma sürecini düzenleyecek “özel bir yasal çerçevenin taslağını hazırlamak” olduğunu belirten Hatimoğulları, 1 Ekim’de Meclis açıldığında somut metnin Adalet Komisyonu’na sunulmasını beklediklerini söyledi. Hatimoğulları, dünya deneyimlerine atıfla, sürecin ilerlemesi için “örgüt ve Kürt halkı tarafından başmüzakereci ilan edilen” Abdullah Öcalan ile görüşmenin önemine dikkat çekti: “Görüşmeden ilerlemenin zorluklarını devlet de iktidar da biliyor.” Konuşmasında Türkiye’de kurulacak barış mimarisinin Suriye’ye ve Rojava’ya da olumlu yansıyacağı görüşünü paylaştı.

Sokağın sesi: Umut ve temkin bir arada

Yürüyüşte konuştuğumuz katılımcılar, 2013–2015 döneminin tecrübesi nedeniyle “temkinli iyimserlik” dile getirdi. Memur olduğu için adını vermek istemeyen bir katılımcı, “On yıl önce sona eren süreci düşündükçe endişem artıyor; barış talebiyle yürüdüğüm için ihraç edilmekten korkmak istemiyorum” dedi. Barış Anneleri’nin korteji önünde yürüyen Mehmet, 2016’da Rojava’da kızını, 2020’de oğlunu kaybettiğini belirterek “Başka çocuklar ölmesin, barış artık gelsin” sözleriyle duygularını paylaştı. Amed Sürmen, 90’larda ailesinin göç ettiğini anlattı ve “Kürtçenin eğitim dili olmasının önündeki engeller kalkmalı” talebini dile getirdi. Bir başka katılımcı, “Bu süreç kandırmakla değil samimiyetle ilerler; biz samimiyiz, çözümü artık Meclis’ten bekliyoruz” dedi. Esnaf ise “Geç de olsa doğru adım; ağır ilerlese de memnunuz, umarız bu kez barış olur” mesajını verdi.

Sivil toplumun talepleri: Hukuki güvenceler ve haklar

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Demokratik Birlik İnisiyatifi ve Barış Vakfı, “savaşa karşı barış talebi etrafında birleşme” çağrısı yaptı. Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu ise barışı “insan hakkı” olarak tanımlayarak devletin “barışçıl çözümde ısrarcı olması” gerektiğini vurguladı. Platformun öne çıkan talepleri: Kayyum yasasının iptali; ana dilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması için yasal düzenleme; sivil ve demokratik anayasa sürecinin başlatılması; Suriye’de Kürtlerin haklarını kabul eden söylem ve yaklaşımın geliştirilmesi; AYM ve AİHM kararlarının yerel mahkemelerce tanınması ve icrası. Katılımcılar ayrıca, 12 Eylül döneminin ağır hak ihlallerinin sembol mekânı olan Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nin “İnsan Hakları Müzesi”ne dönüştürülmesi talebini yineledi.

Siyaset üstü beklenti: “Oyalama değil, somut takvim”

CHP Diyarbakır Kadın Kolları Başkanı Av. Güler Koçyiğit, “Herkes için adalet, illa barış” sözleriyle, Meclis’te kurulan komisyonun “oyalama amaçlı olmaması” gerektiğini söyledi: “Anayasal ve hukuki zeminde, kapsayıcı düzenlemeler yapılmalı. Bu aşamada gerçekten barış ve çözüm isteniyor mu; insanlar bunu görmek istiyor.” Sahada sık duyulan kaygılardan biri de Suriye’deki gerilimlerin Türkiye’deki süreci “boşa çıkarma” potansiyeli. Katılımcılar, sürecin selameti için “samimiyet, şeffaf takvim ve güven artırıcı adımların” eşzamanlı ilerlemesi gerektiği görüşünde birleşiyor.


SehitlerOlmez.com’un daha fazla kişiye ulaşması için haberimizi paylaşarak destek olabilirsiniz.


Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!
www.sehitlerolmez.com