Doğu Akdeniz’in mega elektrik hattı tökezledi: GSI projesi rafa mı kalkıyor?

Doğu Akdeniz’in üçlü GSI elektrik projesi, Türkiye’nin saha itirazları, Kıbrıs’ın “uygulanabilir değil” çıkışı ve jeopolitik riskler nedeniyle çıkmaza girdi. AB desteğine karşın teknik, hukuki ve siyasi engeller projeyi belirsizliğe itiyor.

Doğu Akdeniz’in mega elektrik hattı tökezledi: GSI projesi rafa mı kalkıyor?

Doğu Akdeniz’in mega elektrik hattı tökezledi: GSI projesi rafa mı kalkıyor?

ŞEHİTLER ÖLMEZ / ATİNA

Denizin iki kilometre altında, 1.200 km’lik hat

Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail’i deniz altından birbirine bağlamayı hedefleyen “Büyük Deniz Bağlantısı” (Great Sea Interconnector–GSI), dünyanın en derin ve en uzun yüksek gerilim denizaltı bağlantılarından biri olma iddiasıyla 2022’de vitrine çıktı. Akdeniz tabanında 2.000 metreyi aşan derinliklerde döşenmesi planlanan yaklaşık 1.208 kilometrelik kablo hattı; Yunanistan’ı Kıbrıs’a, Kıbrıs’ı da İsrail’e bağlayarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa elektrik şebekesine entegrasyonunu ve AB’nin Asya enerji pazarlarına açılımını amaçlıyordu. Toplam maliyeti 2 milyar avro olarak hesaplanan projeye, Avrupa Birliği 650 milyon avroluk finansman taahhüdünde bulunmuştu. Ekim 2022’de başlatılan çalışma takvimi, 2023 sonunu hedef gösterse de bugün gelinen aşamada proje, yolsuzluk şüpheleri ve siyasi- teknik engeller nedeniyle fiilen tıkanmış durumda.

Jeopolitik mayın tarlası: Yetki alanları ve savaş gölgesi

Doğu Akdeniz; deniz yetki alanları, kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ihtilaflarının iç içe geçtiği bir coğrafya. Yunanistan’ın Türkiye ve Libya ile, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de Türkiye ile deniz sınırı anlaşmaları bulunmuyor. Ankara’nın 2019’da Libya ile imzaladığı mutabakat Atina tarafından “yasadışı” sayılırken, AB de anlaşmayı tanımıyor. Mısır’ın 2020’den bu yana Yunanistan’la yaptığı kısmi anlaşma ise Türk-Libya mutabakatının öngördüğü hatlarla çakışıyor. Bölgedeki dengeyi daha da zorlaştıran unsurlar arasında Suriye ve Libya’daki istikrarsızlık, İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü savaşın Lübnan ve Suriye’ye yansımaları ve Ankara–Tel Aviv hattındaki sert gerilimler yer alıyor. Böyle bir ortamda GSI gibi çok taraflı ve uzun soluklu bir altyapı girişimi için gerekli uluslararası mutabakatın sağlanması her geçen gün güçleşiyor.

Saha gerilimi: Ankara “görüş alın” dedi, Atina “izin gereksiz”

Proje için zorunlu olan deniz dibi ölçümleri 2024 yazında yeni bir çıkmaza girdi. Türkiye, Çoban Adası açıklarında planlanan ölçümleri savaş gemileriyle engelleyerek kendisinden görüş alınması gerektiğini bildirdi. Yunanistan ise uluslararası hukuka atıfla, deniz tabanında kazı yapılmadığını, yalnızca kablo döşeneceğini belirterek Türkiye’den izin alınmasının gerekmediği tezini savundu. Ankara’nın itirazları sonrası sahada somut ilerleme kaydedilmezken, teknik hazırlıklarla ilgili takvim belirsizliğe sürüklendi.

Lefkoşa’da rota değişimi: “Uygulanabilir değil” tartışması

Projenin akıbetini etkileyen bir diğer gelişme Kıbrıs’tan geldi. Kıbrıs Maliye Bakanı Makis Keravnos, bu ay başında yaptığı açıklamada, “bağımsız ve ciddi kuruluşlardan gelen iki ayrı çalışmanın mevcut koşullarda projenin uygulanabilir olmadığı sonucuna vardığını” söyledi. Bu çıkış, Atina’da “şok etkisi” yaratırken, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Gerapetritis, Kıbrıs hükümetini “enerji pazarındaki hakimiyetini korumak için Kıbrıs–Yunanistan arasındaki bağlantıyı istememekle” suçladı. Lefkoşa’nın maliyet–fayda dengesine dair çekinceleri ile Atina’nın bölgesel entegrasyon ve arz güvenliği vurgusu arasındaki görüş ayrılığı, GSI’nin siyasi zeminini daha da zayıflattı.

AB ve piyasa boyutu: Kaybedilen fırsat mı, ertelenen risk mi?

GSI’nin hedefi, Kıbrıs’ın “enerji adası” konumunu sonlandırmak, Yunanistan ve İsrail’le çift yönlü elektrik ticaretini mümkün kılmaktı. Böylece arz güvenliği güçlenecek, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin bölgesel dolaşımı artacaktı. Ancak derin deniz mühendisliği, yüksek maliyet, jeopolitik risk ve regülasyon uyumu gibi başlıklardaki belirsizlikler, projenin bankabilitesini aşındırıyor. AB’nin 650 milyon avroluk katkısı dahi, sahadaki güvenlik ve hukuk riskleri çözülemeden yatırımcı iştahını tek başına canlandırmaya yetmiyor. Kısacası, “öldü ama cenazesi kaldırılmadı” değerlendirmelerinin arkasında, hem teknik hem siyasi ağır bir dosya bulunuyor.

Son tablo: “Bekle-gör” dönemi

Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail’in 2022’de törenlerle duyurduğu GSI, bugün siyasi ihtilaflar, saha gerilimleri ve fizibilite tartışmaları nedeniyle beklemeye alınmış görünüyor. Ankara–Atina hattında deniz yetki alanları konusunda ilerleme sağlanmadan, Lefkoşa’nın ekonomik kaygıları giderilmeden ve bölgede güvenlik iklimi iyileşmeden projenin yeniden ivme kazanması zor. Gözler, ilgili başkentlerde atılacak yeni diplomatik adımlar ile AB’nin finansman şartlarını güncelleyip güncellemeyeceğinde.


Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!
www.sehitlerolmez.com