Eski Meclis Başkanı Arınç'tan İmralı Çıkışı: Kimse Gönüllü Olmazsa, Öcalan ile Görüşürüm
Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, MHP lideri Bahçeli'nin önerisini destekleyerek, kimsenin gönüllü olmaması halinde İmralı'ya gidip PKK lideri Abdullah Öcalan'la görüşeceğini açıkladı. Bu çıkış, 'çözüm süreci' tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Eski Meclis Başkanı Arınç'tan İmralı Çıkışı: "Kimse Gönüllü Olmazsa, Öcalan ile Görüşürüm"
ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA, TÜRKİYE
Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Bülent Arınç, İmralı Adası'nda tutuklu bulunan terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan ile görüşme olasılığını gündeme taşıyan çarpıcı bir açıklama yaptı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin süreç komisyonundan bir heyetin İmralı'ya gitmesi yönündeki önerisini destekleyen Arınç, "Eğer kimse bu konuda gönüllü olmazsa, gerekirse İmralı'ya ben gider, Öcalan'la görüşürüm," dedi. Bu açıklama, uzun süredir devam eden 'çözüm süreci' tartışmalarını ve İmralı'ya yapılacak olası bir ziyaretin detaylarını bir kez daha siyasetin merkezine yerleştirdi.
Bahçeli'nin Önerisine Şartlı Destek
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 7 Ekim'deki grup toplantısında dile getirdiği, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinden bir grubun İmralı'ya giderek Öcalan'dan PKK'nın Suriye kolu olarak nitelendirilen SDG/YPG'ye silah bırakma çağrısı yapmasını talep etmesi, siyaset sahnesinde önemli bir gündem oluşturmuştu.
Sosyal medya hesabından bir açıklama yayımlayan Bülent Arınç, Bahçeli'nin bu önerisini desteklediğini belirtti. Arınç, komisyonun süreci sağlıklı bir şekilde yürütmek istemesi halinde, "Öcalan'ın İmralı'da doğrudan dinlenmesi gerekir," görüşünü savundu. Arınç'a göre, örgüt üzerindeki fiili etki alanı devam eden bir figürle doğrudan konuşulmadan, sadece dolaylı atıflarla ilerleme kaydedilmesi mümkün değil.
"Görüşmenin Tüm Detaylarını Şeffaf Biçimde Paylaşırım"
Bülent Arınç'ın en dikkat çeken ve tartışma yaratan beyanı ise, Öcalan'la görüşme görevini kimsenin üstlenmemesi halinde kendisinin gönüllü olacağı yönündeydi. Arınç, söz konusu görüşme için milletvekillerinin ya da geçmişte devlet hizmetinde bulunmuş veya akademik itibar sahibi kişilerin görevlendirilebileceğini ifade etti. Ardından sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Eğer kimse bu konuda gönüllü olmazsa, gerekirse İmralı'ya ben gider, Öcalan'la görüşürüm. Görüşmenin tüm detaylarını da ister Meclis Komisyonu'yla, ister kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşırım." Arınç'ın bu net ve kişisel taahhüdü, kamuoyunda farklı tepkilere neden oldu.
Komisyon Çalışmaları ve Siyasi Partilerin Tutumu
Bu ay içinde ziyaretin gerçekleşme ihtimali kulislerde yüksek görülse de, İmralı'ya gidecek heyetin kimlerden oluşacağı halen belirsizliğini koruyor.
Öte yandan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, Meclis'te grubu bulunan partilerin temsilcilerinden oluşan beş kişilik bir heyetin adayı ziyaret etmesinin planlandığını söyledi. Buldan, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un adaya gitme ihtimali olmadığını da sözlerine ekledi. Hükümet kanadından bu açıklamalara henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Ana muhalefet kanadından gelen ilk tepkide ise CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Komisyonun İmralı'ya gitmesi ile ilgili herhangi bir gündem oluşmamıştır. Herhangi bir anlaşma veya tartışma söz konusu değildir," diyerek İmralı ziyareti konusunda bir mutabakat olmadığını belirtti.
PKK'nın fesih ve silah bırakma kararının ardından kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, çalışmalarında sona yaklaştı. Komisyonun çatışma çözüm süreci uzmanları, şehit ve PKK'lı yakınları, hukukçular dahil farklı toplum kesimlerinin temsilcilerini dinleme sürecini tamamlamak üzere olduğu ve MİT Başkanı İbrahim Kalın'dan sahadaki son duruma ilişkin bilgi aldıktan sonra yasal düzenleme önerileri üzerinde çalışmaya başlayacağı biliniyor.
Çözüm Sürecinde Yeni Bir Dönem mi?
Bülent Arınç'ın bu kişisel girişimi, Türkiye'nin terörle mücadele ve çatışma çözüm süreçleri tarihindeki en tartışmalı figürlerden biriyle doğrudan diyaloğa girme olasılığını yeniden gündeme getiriyor. Kamuoyunun önemli bir kesiminin hassasiyetle yaklaştığı bu süreçte, eski bir siyasetçinin 'gönüllü' olması, siyasi riski yüksek bu göreve kimsenin talip olmak istemediği şeklinde yorumlanıyor. Arınç'ın şeffaflık vaadi ise, geçmişteki "Çözüm Süreci" deneyimlerinin aksine, kamuoyunu bilgilendirme arzusunu gösteriyor. Siyasi partilerin ve komisyonun bu çıkışa nasıl bir yanıt vereceği, Türkiye'nin terörle mücadeledeki yeni yol haritası açısından belirleyici olacak.
Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!













