Genç Kalmanın Sırrı: Zamanın Ruhuna Kulak Verip, Kendin Kalmak
Mick Jagger’dan Muazzez İlmiye Çığ’a uzanan örneklerle, genç kalmanın sırları ve yaşam enerjisinin ipuçları bu köşe yazısında. Yaş değil, tutum belirliyor.
Genç Kalmanın Sırrı: Zamanın Ruhuna Kulak Verip, Kendin Kalmak
İYİPSİKOLOG.COM / TÜRKİYE
Oscar sahnesinde 81 yaşında bir efsane yürüdü. Sadece yürümekle kalmadı, dans etti, salona enerji yaydı, gençlerin bile ritmini yükseltti. Mick Jagger’dı o. 50’sinde değil, 80’inde… Ama vücut dili, duruşu ve karizmasıyla “gençlik” kavramını yeniden tanımladı.
Jagger gibi insanlar genç görünmeye çalışmazlar. Genç kalırlar. Gerçekten kalırlar. Peki ama nasıl?
İşte bu sorunun cevabını ararken akla sadece estetik, beslenme, spor ya da genetik gelmesin. Mesele daha derin. Mesele yaşam enerjisi. Mesele, libidinal akış. Yani hayata duyulan tutku. Sabah yataktan kalkmak için bir sebep bulabilmek… Japonların “ikigai” dediği şey işte tam da bu.
Yaşla Değil, Tutumla Gelen Gençlik
Ertuğrul Akbay, 77 yaşında olmasına rağmen spor salonunda kendisinden 30 yaş gençleri bile zorlayan antrenmanlar yapıyordu. Öldüğünde şok olmuştuk çünkü hiç yaşlı gibi görünmüyordu. Oysa lösemiyle yıllardır savaşıyormuş.
Muazzez İlmiye Çığ, 110 yaşına kadar dinç kalabildiyse, bu sadece sağlıklı yaşamla açıklanamaz. Onun sırrı bilgiye olan açlığıydı. Araştırma tutkusu, gençlerle bağ kurma arzusu.
Aysel Gürel’in Florya plajında kızlarına “Annen orada çocuğum” diyerek yaptığı espri, bize bir şey söylüyor aslında: Gençlik, biraz da mizahı kaybetmemekte saklı. Kendini ciddiye almamakta, zamanı tiye alabilmekte.
Dünya Sağlık Örgütü diyor ki: Yaşlılık artık 75’te başlıyor
Bu bilgi sizi şaşırtmasın. Ömür uzadı ama bunun büyük kısmı hayat kalitesiyle değil, tıbbi destekle gerçekleşiyor. Yani daha uzun değil, sadece biraz daha ileri yaşta yaşıyoruz. Asıl mesele, bu yılları nasıl yaşadığımız.
Benim çevremde gözlemlediğim “gerçekten genç kalan” insanların ortak özellikleri var:
-
Hızlı algılıyor, hızlı düşünüyorlar.
-
Geçmişe saplanmıyorlar, günceli takip ediyorlar.
-
Meraklılar, öğrenmeye doymuyorlar.
-
Sosyal çevrelerini yeniliyor, gençlerle vakit geçiriyorlar.
-
Gönüllülük yapıyorlar, karşılıksız fayda yaratıyorlar.
-
Dış görünümlerine özen gösteriyorlar ama genç taklidi yapmıyorlar.
Gençlerle Etkileşim: Taklit Değil, Bağ Kurmak
Gençlerle bir arada olmak, onların arasında kabul görmek kolay iş değil. Onlara yukarıdan bakan, "bizim zamanımızda" cümleleriyle başlayan her hikâye zaten kapıyı kapatıyor.
Genç kalan insanlar:
-
Tecrübelerini nasihat değil, hikâye olarak anlatıyorlar.
-
Gençleri eleştirmiyor, anlamaya çalışıyorlar.
-
Onların ritmine ayak uydururken, kendileri olmaktan vazgeçmiyorlar.
Mick Jagger gençlerle çalışıyor, ama hiçbir zaman onların bir kopyası olmuyor. Onlardan öğreniyor ama kendinden de ödün vermiyor. İşte gençliğin sırrı belki de burada.
Ahmet Pura’dan Hayat Dersi
“Hayat Güneşli Bir Sağanak” kitabında efsane yönetici Ahmet Pura, genç profesyonellerle olan etkileşimini şöyle yorumluyor:
“İklim farklı, gıda farklı, su farklı ve insan farklı...”
Bu cümle, geçmişi kutsamak yerine bugünü anlamaya çalışan bir bilgenin sözüdür. Zamanın ruhunu yakalamadan genç kalamazsınız. Çünkü gençlik sadece bir biyolojik süreç değil, bir zihinsel tutumdur.
Ve Soru Şu: Genç Kalanlara... Sırrınız Nedir?
Belki her gün küçük bir yenilik öğreniyorsunuz. Belki hayatı çok da ciddiye almıyorsunuz. Belki hâlâ dans ediyorsunuz. Belki hâlâ sabahları kalkarken heyecan duyduğunuz bir sebebiniz var.
Ne olursa olsun, şu kesin: Genç kalmak, yaşınızla değil; yaşama biçiminizle ilgilidir. Mizahınızla, merakınızla, enerjinizle ilgilidir. Ve belki de her şeyin özeti şu:
Kendin olmaktan vazgeçmeden, zamana ayak uydurmak.













