Hakan Fidan Cumhurbaşkanı Yardımcısı mı Oluyor? Erdoğan’dan Fidan’a Yumuşak Geçiş mi?
Berat Albayrak sonrası ekonomik çöküş, Bilal Erdoğan’ın siyaseten tasfiyesi ve Erdoğan’ın sağlık sorunları Hakan Fidan’ı liderlik için “alternatifsiz” hale getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcılığı ile başlayan süreç, Erdoğan sonrası dönemin habercisi olabilir.
YUSUF İNAN YAZDI...
Hakan Fidan’ın Yükselişi: Erdoğan Sonrası Dönemin Stratejik Mimarı mı?
Türkiye’de Yeni Güç Konfigürasyonu: Bir Aktör Yalnızlaşıyor, Diğeri Yükseliyor
Türkiye siyaseti, son yıllarda hem kurumsal hem de aktör düzeyinde önemli kırılmalar yaşadı. Özellikle 17-25 Aralık sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çevresindeki siyasal aktörlerin tasfiye edilmesiyle başlayan yalnızlaşma süreci, bugün ülke yönetiminde bir "temsil açığı" tartışmasını da beraberinde getiriyor. Bilal Erdoğan'ın siyaseten devre dışı bırakılması, ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelik sürdürülen sistematik medya saldırıları ve sosyal/siyasi mobbing, Erdoğan'ın hem aile içi hem de siyasi ittifak bağlamında yalnızlaşmasına neden oldu.
Bu yalnızlık boşluğu ise giderek daha görünür hale gelen bir figürün, Hakan Fidan’ın, hızla yükselmesini mümkün kıldı. Mevcut göstergeler ışığında, Türkiye’nin dış ve iç siyasal yönetişiminde yeni bir dengeye doğru evrildiği açıkça görülüyor.
Ekonomik Hafıza: Berat Albayrak’ın Ardından Gelen Çöküş
Berat Albayrak’ın ekonomi yönetiminde olduğu dönemde kamu maliyesine ilişkin veriler bugünle karşılaştırıldığında, birçok kesim tarafından "kriz öncesi denge dönemi" olarak anımsanıyor. Dolar kuru 8 TL, enflasyon %14, politika faizi %10 seviyelerindeydi. "Rasyonel zemine dönüyoruz" iddiasıyla başlayan yeni dönem, dolar kurunun 39 TL'ye, enflasyonun %75’e, politika faizinin ise %50’ye yükselmesiyle ağır bir ekonomik kırılmaya dönüştü. Merkez Bankası rezervleri ise “dibe” değil, “dibenin de altına” geriledi.
Albayrak’ın siyasi iradeye yakın duruşuna rağmen tasfiye edilmesi, Erdoğan'ın ekonomik karar alma süreçlerinde hem teknik hem de siyasi olarak yalnızlaşmasına neden oldu. Bu durum, liderlik çevresinde doğan boşluğu daha da belirginleştirdi.
Hakan Fidan: Alternatifsiz Yükselişin Yeni Adı
Bu politik ve ekonomik arka plan, Hakan Fidan’ı yalnızca dış politikadaki aktifliğiyle değil, aynı zamanda Erdoğan sonrası dönem için bir liderlik prototipi olarak da öne çıkarıyor. MİT Başkanlığı’ndan Dışişleri Bakanlığı’na, oradan da küresel aktörlerle yürüttüğü temaslara kadar uzanan süreç, onu “teknokratik lider” modelinin temsilcisi konumuna taşıdı.
Siyasi kulislerde ise bu yükselişin artık kurumsal bir forma kavuşmak üzere olduğu konuşuluyor. Haziran ayında yapılması beklenen kabine değişikliğiyle Fidan’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atanacağı; sağlık sorunları nedeniyle Erdoğan’ın kademeli olarak geri çekileceği ve Hakan Fidan’ın de facto liderliğe geçeceği yorumları yapılıyor.
Güç Mimarisinde Dönüşüm: Erdoğan’dan Fidan’a Yumuşak Geçiş Mi?
Türkiye, tarihsel olarak lider merkezli bir yönetim pratiğine sahip. Ancak yaşanan gelişmeler, bu merkezin artık kurumsal kapasiteye değil, fiziksel sınırlılıklara dayalı olarak değişebileceğini gösteriyor. Hakan Fidan’ın uluslararası diplomasi arenasındaki görünürlüğü —Kiev, Londra, Moskova, Antalya temasları ve çok taraflı zirvelerde Türkiye’yi temsili— onun yalnızca dışişleri bakanı değil, stratejik liderlik pozisyonunun doğal varisi olduğunu düşündürüyor.
Bu durum, Erdoğan’ın siyaseti kişisel karizmasıyla domine ettiği dönemin ardından devletin yeni bir dengeye oturtulma çabası olarak da okunabilir. Erdoğan'ın otoritesinin zedelendiği bir ortamda, devlet reflekslerinin ve dış temsil kabiliyetinin kurumsal olarak sürdürülmesi için “kontrollü geçiş” modeli inşa ediliyor olabilir.
Erdoğan’ın İradesi ile Konjonktürün Zorunluluğu Arasında
Siyasal gözlemciler, Erdoğan'ın bugüne kadar hiçbir aktöre liderlik alanı bırakmadığını vurguluyor. Ahmet Davutoğlu örneği, bu refleksin en çarpıcı tezahürüdür. Ancak bugünkü konjonktür, Erdoğan’ı pragmatik bir tercihe zorluyor. Hakan Fidan’ın yükselişi, Erdoğan’ın inisiyatifinden çok; jeopolitik gerekliliklerin, sağlık realitesinin ve liderlik krizinin ortak ürünüdür.
Böylece Fidan yalnızca bir diplomat değil; iç siyasetin yeniden inşasında kullanılacak en stratejik koz haline gelmiştir. Cumhurbaşkanı Yardımcılığı, bu rolün kurumsal güvenceye kavuşturulması olarak okunmalıdır.
Sonuç: Erdoğan Sonrası Siyasetin Yeni Yüzü
Türkiye, lider eksenli siyasal yapıdan post-karizmatik teknokrat liderliğe geçişin eşiğinde duruyor olabilir. Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak’ın sistem dışına itilmesiyle Erdoğan etrafında oluşan dar karar halkası, Hakan Fidan’ın yükselişine doğal zemin hazırlamıştır. Haziran ayındaki kabine değişikliği, bu geçişin başlangıcı olabilir. Fidan’ın Cumhurbaşkanı Yardımcılığına atanması, sadece bir atama değil; Cumhurbaşkanlığı koltuğunun de facto yeni sahibi olacağı bir sürecin işaret fişeği olacaktır.
Böylece Türkiye, Erdoğan döneminin son perdesine girerken, siyasal düzenin geleceği, artık doğrudan Hakan Fidan’ın politik aklı ve stratejik kapasitesiyle şekillenmeye başlayacaktır.
YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ













