İran Düşerse Sırada Türkiye mi Var? Tümamiral Gürdeniz’den Kritik Uyarılar

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, İran’ın düşmesinin Türkiye için stratejik bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Atatürk’ün jeopolitik mirasına dönüş çağrısında bulunulan analiz, iç ve dış siyasete yönelik çarpıcı uyarılar içeriyor.

İran Düşerse Sırada Türkiye mi Var? Tümamiral Gürdeniz’den Kritik Uyarılar

İran Düşerse Sırada Türkiye mi Var? Tümamiral Gürdeniz’den Kritik Uyarılar

YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE

Türkiye, Jeopolitik Kuşatma Altında mı? Gürdeniz’den Bölgeye ve İç Siyasete Yönelik Sert Mesajlar

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, son yazısında İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan süreci analiz ederken, Türkiye’nin hem dış politika hem de iç siyasette karşı karşıya olduğu tehditleri gözler önüne serdi. Gürdeniz’e göre İran’ın düşmesi, sadece bir rejim değişikliği değil, Türkiye’nin çevresindeki son jeopolitik tamponun da çökmesi anlamına geliyor. Bu durum, Ankara’yı “sıradaki hedef” haline getirebilir.

İran’ın Çöküşü, Türkiye’yi Yalnızlaştırır mı?

Gürdeniz’e göre İran’ın rejim değişikliğiyle çökmesi, Türkiye’nin Ortadoğu’da yalnızlaşmasına neden olacak. Suriye ve Irak’taki kaotik durumun ardından, İran’ın da istikrarını kaybetmesi, Türkiye’nin savunma hattının tamamen ortadan kalkması anlamına geliyor. Bu yalnızlaşma, Türkiye’yi doğrudan hedef haline getirecek yeni jeopolitik ve askeri tehditlerin önünü açabilir.

Gürdeniz bu tabloyu şu sözlerle özetliyor: “İran sonrası sıranın Türkiye’ye geleceği artık bir komplo değil, bölgesel dinamiklerin açık ifadesidir.”

Ne Yapmalı? “Atatürk Gibi Düşünün ve Uygulayın”

Gürdeniz’in çözüm önerileri, dış tehditler kadar iç istikrara da odaklanıyor. Önerdiği başlıca adımlar şu şekilde sıralanıyor:

  • İç barış ve istikrarın sağlanması için siyasi hesaplaşmaların geri plana çekilmesi.

  • Terörle mücadele kisvesi altında yapılan anayasa değişikliği ve Lozan karşıtı söylemlerden vazgeçilmesi.

  • KKTC ile Monako Modeli bir bütünleşme, adada deniz ve hava üslerinin kurulması.

  • Güneydoğu odaklı yeni bir askeri yapılanma ile Irak ve Suriye kaynaklı tehditlerin önlenmesi.

  • ABD, AB ve İsrail’in Türkiye içindeki etki unsurlarına karşı kısıtlayıcı ve denetleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi.

Gürdeniz, son olarak şu tarihi hatırlatmayı yapıyor: “100 yıl önce İngiliz emperyalizmine karşı Çanakkale’de, Kutü’l-Amare’de ve Lozan’da direndik. Atatürk’ün gemisine binersek, yine başarırız.”

İç Siyasette Atatürk’ten Uzaklaşma Eleştirisi

Arslan Bulut’un kaleme aldığı yazı, Gürdeniz’in görüşlerini desteklerken aynı zamanda mevcut iktidarı da hedef alıyor. Bulut, “İktidar Atatürk’ün gemisinden çoktan indirildi” diyerek Türkiye’nin kuruluş felsefesiyle olan bağlarının koparıldığını savunuyor.

Lozan ve 1924 Anayasası’na yönelik yapılan eleştirilerin sadece terör örgütlerine ait olmadığını vurgulayan Bulut, AKP’nin de bu çizgide adımlar attığını ifade ediyor. Yazının dikkat çeken bir bölümü de ABD’nin Türkiye’deki demokrasiye değil, otoriter eğilimlere destek verdiği yönündeki eleştiriler. İmamoğlu ve Ümit Özdağ örnekleri üzerinden yapılan değerlendirmelerde, Washington’un “sessiz onayı” gündeme getiriliyor.

Yeni Bir Milli Kimlik Tasarımı mı?

Yazıda ayrıca “Türklüğe karşı yeni bir milli kimlik inşası” yapıldığına dair güçlü eleştiriler de yer alıyor. Bu sürecin, Sevr Anlaşması ruhuna dönüş niteliğinde olduğu vurgulanırken, çözümün ise ancak Atatürk’ün düşünsel liderliğine dönülmesiyle mümkün olabileceği belirtiliyor.

Gürdeniz’in önerdiği gibi, Atatürk’ün “Türkiye’nin fikir hayatını yeni bir imanla istila etmek” gerektiği yönündeki tespitiyle tamamlanan yazı, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu çok boyutlu tehditlere karşı ideolojik ve stratejik bir uyanış çağrısı niteliğinde.

www.yerelgundem.com


Kaynak: Arslan Bulut / Yeniçağ