İsrail Güç Peşinde: Nil’den Fırat’a Uzanan Tehdit Algısı ve Bölgesel Gerilim

İsrail’in İran’a karşı sürdürdüğü savaşın bölgeye etkileri tartışılıyor. “Nil’den Fırat’a” stratejisinin Türkiye’yi de hedef aldığı iddiaları gündemde. Gerçekçi mi, yoksa bir güç gösterisi mi?

İsrail Güç Peşinde: Nil’den Fırat’a Uzanan Tehdit Algısı ve Bölgesel Gerilim

İsrail Güç Peşinde: Nil’den Fırat’a Uzanan Tehdit Algısı ve Bölgesel Gerilim

YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE

İran Savaşı Sürüyor, İsrail Stratejisi Tartışılıyor

İsrail ile İran arasında patlak veren çatışmalar giderek şiddetleniyor. Her iki ülkenin kentleri bombalanıyor, can kayıpları artıyor, siviller göç ediyor. Bu savaş ortamı, bölge ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de tedirginliği derinleştiriyor. Özellikle İsrail’in tarihsel ve dini referanslarla şekillenen genişleme hedeflerinin Türkiye'yi de kapsadığı yönündeki yorumlar Ankara’nın gündeminde.

İktidarın ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yanı sıra AK Parti sözcüleri de İsrail'in “Nil’den Fırat’a” uzanan stratejik vizyonunun Türkiye’yi de hedef aldığı görüşünde. Söz konusu kavram, Tevrat’ta geçen ve İsrailoğulları’na vaat edildiği öne sürülen geniş bir coğrafyaya işaret ediyor.

Demografi ile Güç Mücadelesi Arasındaki Çelişki

Fehmi Koru’nun analizine göre, İsrail’in bu hayali gerçekleştirecek demografik ve stratejik altyapısı yok. İsrail’in toplam nüfusu yaklaşık 9.7 milyon, bunun 2 milyonu Arap kökenli vatandaşlardan oluşuyor. PEW Research Center verilerine göre, dünyadaki Musevi nüfusu 15 milyonu bile bulmuyor; bu rakam dünya nüfusunun yalnızca yüzde 0.2’sine denk geliyor.

Buna karşın Türkiye’nin nüfusu 86 milyon, Mısır’ın ise 115 milyon. Bu gerçeklik, İsrail’in söz konusu geniş bölge üzerinde kalıcı egemenlik kurmasının demografik açıdan imkânsız olduğunu ortaya koyuyor.

İsrail’in stratejisi toprak işgalinden çok bölgesel güç dengelerini kendi lehine dizayn etme üzerine kurulu. Bu kapsamda güç gösterileri, askeri üstünlük ve psikolojik baskı gibi unsurlar ön plana çıkıyor.

Bölgedeki Güç Boşluğu İsrail’e Alan Açıyor

İsrail'in kurulduğu 1948'den bu yana bölgede birçok savaş yaşandı. 1967 ve 1973’teki Arap-İsrail savaşlarında birçok Arap ülkesi İsrail’e karşı cephe almıştı. Ancak günümüzde manzara değişti. Mısır ve Ürdün ile barış antlaşmaları var, Körfez ülkeleriyle ‘İbrahim Mutabakatı’ yapıldı. Irak, Suriye, Libya gibi ülkeler ise iç çatışmalar nedeniyle bölgesel güç olma kabiliyetlerini büyük ölçüde kaybetmiş durumda.

Bugün İsrail’in karşısında gerçek anlamda yalnızca İran var. İran, 1979’daki devrimden bu yana İsrail’e karşı radikal unsurları destekleyen bir dış politika izliyor. Lübnan’daki Hizbullah ve Gazze’deki Hamas gibi aktörlerle kurulan ilişkiler de bu politikanın uzantısı olarak değerlendiriliyor.

İran, bölgedeki tek sistematik İsrail karşıtı güç olarak kalmışken, İsrail’in saldırgan hamlelerinin İran’ı yalnızlaştırma stratejisine dayandığı yorumları yapılıyor.

Türkiye ile İsrail Arasında Yeni Bir Gerilim Eşiği mi?

İsrail’in doğrudan Türkiye’yi hedef aldığına dair açık bir delil yok, ancak Ankara’nın ihtiyatlı yaklaşımı dikkat çekiyor. Hükümete yakın çevrelerde dillendirilen, İsrail’in "güçle egemenlik kurma" politikasının Türkiye’yi de tehdit ettiği yönündeki kanaatler, yeni bir bölgesel gerilim ihtimalini gündeme getiriyor.

Türkiye, geçmişte olduğu gibi bugün de İsrail’in bölgesel hamlelerine karşı dikkatli bir pozisyon alıyor. Bu nedenle, İsrail’in askeri ve siyasi gücünü genişletme çabaları doğrudan bir toprak hedefinden ziyade bölgedeki liderlik mücadelesi olarak okunmalı.

Savaş, Strateji ve Gerçeklik Arasında İsrail

Sonuç olarak, İsrail’in “Nil’den Fırat’a” idealini gerçekleştirecek ne demografik gücü ne de jeopolitik kapasitesi bulunuyor. Bu ideal daha çok bir retorik olarak kullanılıyor ve mevcut eylemler, bölgesel rakiplerini baskı altına almak ve olası tehditleri önceden bertaraf etmeye yönelik stratejik hamlelerle sınırlı kalıyor.

Ancak bu hamlelerin yaratabileceği sonuçlar sadece hedef alınan ülkeleri değil, tüm bölgeyi etkiliyor. Türkiye de bu denklemde dikkatli bir diplomatik ve askeri denge politikası izlemek zorunda.

www.yerelgundem.com


Kaynak: Fehmi Koru / Karar