İstanbul Barışa Açılan Kapı mı? Rusya-Ukrayna Savaşında Yeni Dönem

Rusya-Ukrayna savaşı üçüncü yılında yeni bir diplomatik döneme giriyor. Vladimir Putin’in İstanbul’da barış görüşmeleri önerisi, sadece askeri değil, dini ve jeopolitik mesajlar da içeriyor. Türkiye’nin rolü her zamankinden daha kritik.

İstanbul Barışa Açılan Kapı mı? Rusya-Ukrayna Savaşında Yeni Dönem

İstanbul Barışa Açılan Kapı mı? Rusya-Ukrayna Savaşında Yeni Dönem

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

Putin’den Sürpriz Hamle: Barış İçin İstanbul’u Önerdi
Ukrayna-Rusya Savaşı üçüncü yılını geride bırakırken, beklenmedik bir gelişme yaşandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, önce tek taraflı ateşkes ilan etti, ardından İstanbul’da barış görüşmeleri teklifinde bulundu. Ukrayna tarafı ise bu öneriye sıcak yaklaştı. ABD Başkanı Trump’ın bu kritik görüşmelere dışişleri bakanını göndermesi ise sürece dair yeni soruları beraberinde getirdi.

İstanbul’un Tarihi Misyonu: Diplomasi ve Ortodoksluk Kesişimi
Barışın adresi olarak İstanbul’un seçilmesi tesadüf değil. Hem jeopolitik açıdan Karadeniz-Akdeniz hattının kilit noktası olması hem de dini boyutuyla önem taşıyor. Zira Ortodoks dünyasının ruhani merkezi olarak kabul edilen Fener Rum Patrikhanesi burada bulunuyor. Ukrayna Ortodoks Kilisesi 2018 yılında Moskova'dan bağımsızlığını ilan ederek İstanbul’a bağlandı. Bu adım, Moskova Patrikhanesi'nde derin bir kırılma yarattı.

Putin’in Asıl Hesabı Ne?
Putin’in İstanbul’u önererek barış masasını burada kurmak istemesi sadece savaş yorgunluğundan mı kaynaklanıyor? Yoksa daha büyük bir Ortodoks ve Avrasya vizyonunun parçası mı? Rusya’nın tarihsel olarak “Konstantiniye” hayalini canlı tutması, Fener Patrikliği üzerindeki etkisini artırma çabaları bu öneriyi daha stratejik hale getiriyor. Ukrayna’daki madenlere Amerikan şirketlerinin ortak olması, Zelenski ile Trump arasında inişli çıkışlı ilişkiler de bu diplomasi trafiğini daha karmaşık hale getiriyor.

Barış Mümkün mü? Yoksa Bir Ara Formül mü Aranıyor?
Ateşkes süreçlerinin kısa süreli olması ve her defasında yenilenmesi, savaşın sonuna değil, yeni bir denge arayışına işaret ediyor olabilir. Ancak Putin’in bu kez barıştan açıkça bahsetmesi, sahada yaşanan tükenmişliğin siyasi çözüm arayışına dönüştüğünü gösteriyor. Ukrayna tarafı da aynı derecede yorgun. Milyonlarca sivil ülkesini terk etmiş, altyapı büyük ölçüde çökmüş durumda.

Türkiye’nin Rolü Sadece Arabulucu mu?
Türkiye’nin bu süreçteki rolü, klasik anlamda bir arabuluculuğun ötesine geçebilir. Hem Karadeniz’e kıyıdaş bir ülke olarak güvenlik dengelerinde merkezi bir aktör olması hem de Fener Patrikhanesi nedeniyle Ortodoks dünyası üzerinde sembolik bir etkisi bulunması, Türkiye’yi daha güçlü kılıyor. Türkiye’nin güçlü duruşu sayesinde, uzun vadede Ortodoks coğrafyasının merkezi hâline gelme potansiyeli de göz ardı edilmemeli.

Barış Sürecinde Patrikhane Detayı Gözden Kaçmasın
Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Moskova’dan koparak İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlanması, Moskova tarafından asla unutulmadı. Bu dini ve siyasi ayrılık, bugünkü savaşa dair dinamiklerin de parçası. Patrik Bartholomeos ile yapılan bir röportajda Rus Kilisesi ile farklılıklar olduğu açıkça görülüyor. Bu bağlamda İstanbul’da yapılacak bir barış görüşmesi sadece askeri değil, dini ve stratejik mesajlar da içerecek.

İstanbul’da Barış Gerçek Olur mu?
Putin’in barış için İstanbul’u önermesi, dünyanın dikkatini yeniden Türkiye’ye çevirdi. Ancak bu görüşmelerden kalıcı bir sonuç çıkar mı, yoksa yeni bir ateşkes dönemine mi girilir, henüz bilinmiyor. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da İstanbul’un bir kez daha küresel siyasetin merkezinde olduğudur.

www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Arslan Tekin / Yeniçağ