İstanbul Sözleşmesinden medet ummak, İslam'ın iflası demektir!

Bu ülkenin kadınları eşya değil. Kadın bir erkek ile evlendi diye, köle değil. 

İstanbul Sözleşmesinden medet ummak, İslam'ın iflası demektir!




Türkiye uzun zamandır İstanbul sözleşmesini tartışıyor. 

İstanbul Sözleşmesi nedir?

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele, kısaca insan hakkı.

Bir insan annesinin, kız kardeşinin veya kızının şiddet görmesini ister mi?

İstemiyoruz.

Bu ülkenin kadınları eşya değil. Kadın bir erkek ile evlendi diye, köle değil. 

Kadın çamaşır makinası, bulaşık makinası değil. Kadın seks kölesi değil.

Kadın, anne.
Kadın, eş, hayat arkadaşı.
Kadın, kız evlat.
Kadın, nine.

Kadın, insan.

Türk ve Müslüman bir ülkede İstanbul Sözleşmesi’nden medet ummak, İslam’ın iflası demektir.  İslami tarikatlar ve Abdurraman Dilipak gibi güçlü isimler,  lobiler  İstanbul Sözleşmesine karşı çıkmadan önce iflas ettirdikleri “İslam’a” başvurmalılar.

21. Yüzyıl cahiliye devri mi?

Gencecik kadınlar, kızlar öldürülüyor?

Yıl 2020. 

Kız çocuklarının diri diri toprağa gömülerek  öldürüldüğü, kadınların köle olarak satıldığı tarih 571.

Yüce Allah insanlığın canavarlaşmasına dur demek için, 610 tarihinde Hz Muhamed’i  peygamber olarak gönderdi.

Hz. Muhammed, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesini yasakladı.

Bir kısım  çevreler, hala kız çocuklarını öldürmek, toğrağa gömmek  istiyor.

Buna taraf mı olacağız?

Bu zulme ve canavarlığa dur demeyecek miyiz?

Bir Müslüman  ve Türk olarak  Müslüman erkeklerin karılarını, kızlarını öldürmesinin önüne geçmek için  İstanbul Sözleşmesi’nden yardım beklediğim için üzgünüm.

Lütfen kabul ediniz, İslam iflas etti. Bu devrin müflis Müslümanları, müflis dini akımlar, Hz. Muhammed’in getirdiği İslam’ı bitirdiler.

Müslüman Türkiye’de, İslam hiçbir sorunumuzu çözemiyor.

İslam, faizi yasaklıyor, Müslümanlar bankaların önünde kuyrukta bekliyor.  Krediyi aldıktan sonra da, bir ömür faiz ödüyor.

(Bu fotoğraftaki Müslüman kardeşlerimiz kredi kuyruğunda!)

İslam, fuhşu yasaklıyor, Müslümanlar eskort kız peşinde koşuyor.

(Bu kızlar polis operasyonu ile yakalanan Müslüman Türkiye'nin  Müslüman eskort kızları... 83 milyonun içinde bu kızların babası, abisi, amcası, dayısı, eniştesi, kardeşi ve teyzesi de var. Bu kızlar birimizin kızı, birimizin kardeşi. Bu kızlarla birlikte olan Müslüman da, birimizin abisi, birimizin kardeşi... )

İslam, kul hakkı diyor, Müslümanlar kul hakkı yiyor.

İslam, adalet, hak, hukuk diyor, adaletsizlik alıp başını gidiyor.

Hz. Muhammed  "Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz." Diyor.

"İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir?" (Rahmân, 55/60).

İnkar edemeyiz, biz Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Doğduğumuzda kulağımıza ezan ve kamet okundu.

Biz karılarımızı ve kızlarımızı öldürüyoruz. 

Hiçbirimiz, hiçbirimize merhamet etmiyoruz.

Birbirimizi sevmiyoruz.

Şiddet sadece kadınlara yönelik değil. 

Herkes birbirine şiddet uyguluyor. 

Öze inmediğimiz sürece, İslam'ın sağlayamadığı huzuru, İstanbul Sözleşmesi de sağlayamaz.

Hastalığı doğru teşhis etmek gerekiyor.

Müslümanız diyorsak, İslam dininin engin hoşgörüsüne sığınalım.

Değiliz diyorsak, İstanbul Sözleşmesinin sağladığı hukuki  kurallara uyalım.

İnsanız diyorsak, birinden birini seçmek zorundayız.

Siz, birisinin kızını öldürürseniz, birisi de sizin kızınızı öldürür.

Siz, birisinin kızıyla  yasak aşk yaşarsanız, birisi de sizin kızınızla yasak aşk yaşar.

Mutluluk  zincirleme bir reaksiyondur.

Herkes birbirini sever ve sayarsa, toplum huzurlu ve mutlu olur.

(Ankara'nın Kuşçağız Mahallesinde karısıyla tartışan koca çocuklarının gözü önünde eşini öldürdü. Daha sonra kendi kafasına sıkarak intihar etti.)

Kadın cinayetlerinin en trajik olanları cezaevinden çıkan koca ve babalar tarafından işleniyor.

Toplum olarak ne diyoruz?

Bu canileri sokağa salıyorlar, tekrar cinayet işliyor!

Halbuki, o kişileri cinayet işlemeye bizler mecbur ediyoruz. 

O cinayetlere hepimiz ortağız!

Sezen Aksu bir şarkısında ne diyordu?

Masum değiliz, hiçbirimiz…

Bir Hz. İsa kıssası. İncil’de geçiyor.

Hz. İsa, zina yaptığı iddia edilen bir kadını taşlayarak öldürmek isteyen kalabalığın önünde durarak şöyle der;

 “İlk taşı, günahsız olan atsın”. Kimse taş atamaz. Kadın da affedilir. 

İlla Hz. İsa’nın gelmesini mi bekleyeceğiz?

Elimizdeki taşları atmadan önce, Hz. İsa’nın o sözünü hatırlayalım.

İşte o zaman ne İstanbul Sözleşmesi'ne gerek kalır, ne  de cezaevlerine...

*

Lütfen dinleyiniz...

Çevremizdeki Ünzilelere  el uzatamadığımız için utanalım.

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com

Twitter@Yusufinan2023

İnstagramyusufinan2023

E-Mail: gundem@sehitlerolmez.com