İstanbul’da Tarihi Görüşme: Barış İçin Kim Ne İstiyor?
Rusya ve Ukrayna arasında İstanbul’da yeniden başlaması planlanan barış görüşmeleri öncesi tarafların talepleri netleşti. Türkiye diplomatik merkez olma rolünü pekiştirirken, Putin ve Trump’ın toplantıya katılmaması dengeleri etkiledi.
İstanbul’da Tarihi Görüşme: Barış İçin Kim Ne İstiyor?
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
Putin yok, Zelenskiy Ankara’da, Trump da beklemede: Türkiye barış masasına zemin hazırlıyor
Rusya-Ukrayna savaşının üçüncü yılında, savaşın sona erdirilmesi amacıyla gözler bir kez daha Türkiye’ye çevrildi. 15 Mayıs’ta İstanbul’da yapılması planlanan barış görüşmeleri için umutlar tazelenirken, tarafların beklenti ve talepleri masaya yatırıldı. Vladimir Putin’in İstanbul’a gelmeyeceğinin açıklanması sürece dair soru işaretlerini artırırken, Zelenskiy Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi. ABD Başkanı Donald Trump ise olası liderler zirvesine katılmak için şartlı onay verdi, ancak Putin’in gelmemesi nedeniyle planlarını askıya aldı.
Ukrayna’nın kırmızı çizgisi: Önce ateşkes, sonra müzakere
Kiev yönetimi, barış görüşmeleri öncesi 30 günlük kapsamlı bir ateşkesin şart olduğunu net şekilde ifade ediyor. Ukrayna, savaşın hâlen devam ettiği bir ortamda gerçekçi bir çözüm sürecinin mümkün olmadığını belirtiyor. Ayrıca güvenlik garantileri, AB ve NATO üyelik süreci, yabancı güçlerin barış gözlemcisi olarak sahaya inmesi ve savaş tazminatları da Ukrayna’nın öncelikli talepleri arasında yer alıyor.
Zelenskiy yönetimi, sivillerin yaşam hakkını ve ülkenin toprak bütünlüğünü merkeze alarak, işgal edilen bölgelerin iadesiyle birlikte uzun vadeli bir güvenlik mekanizması istiyor. Kırım ve Donbass’tan geri çekilme ise Ukrayna açısından tartışmasız taleplerin başında geliyor.
Rusya’nın stratejisi: Önce müzakere, sonra ateşkes
Moskova ise sürece farklı yaklaşıyor. Rus yetkililere göre, sahada üstünlük kurulduğu ve özellikle Kursk cephesinde Ukrayna birliklerinin geri püskürtüldüğü bir dönemde ateşkes ilanı, Kiev’in yeniden silahlanmasına zemin hazırlar. Bu nedenle Putin yönetimi, müzakerelerin ön koşulsuz başlamasını, süreç içinde ateşkesin ve diğer düzenlemelerin şekillenmesini istiyor.
Rusya, 2014’te ilhak ettiği Kırım’dan ve Donbass’tan vazgeçmek istemiyor. Ayrıca Batı'nın uyguladığı yaptırımların kaldırılması, Ukrayna'nın NATO üyeliğinden vazgeçmesi ve ittifakın sınırlarından uzaklaşması da Kremlin’in temel pazarlık başlıkları arasında.
Trump etkisi: ABD hızlı çözüm istiyor
ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiği günden bu yana barışın sağlanmasını öncelikleri arasında gösteriyor. Trump, tarafları anlaşmaya zorlayan açıklamalar yaparken, kendisini “barışı getiren lider” olarak konumlandırmak istiyor. Washington, savaşı sürdürmenin maliyetli olduğunu savunarak, çözüm için baskı kuruyor. Ancak Trump’ın İstanbul ziyaretine dair kararı, Putin’in katılımı gibi gelişmelere bağlı kalmaya devam ediyor.
Türkiye’nin rolü: Barışın merkezi olma iddiası güçleniyor
Türkiye, 2022’de başlayan savaşın ilk aylarından bu yana arabuluculuk rolünü sürdürüyor. Antalya ve İstanbul’da yapılan önceki görüşmelerin ardından, Karadeniz tahıl koridoru gibi somut kazanımlara imza atıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem Putin hem Zelenskiy ile doğrudan temas kurabilen az sayıdaki liderden biri olarak süreci yönetiyor.
İstanbul’daki görüşmelerin tekrar gündeme gelmesiyle birlikte Türkiye, yeniden “bölgesel barışın kilit aktörü” haline geldi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın NATO ve AB temasları da bu sürece uluslararası destek sağlama amacını taşıyor. Türkiye, barış masasının kurulmasına ev sahipliği yaparak hem diplomatik etkinliğini artırmak hem de bölgesel istikrarı sağlamak istiyor.
Savaş sona erecek mi? İstanbul zirvesinin perde arkası
15 Mayıs’ta İstanbul’da yeniden başlatılması planlanan müzakereler, 2022’deki başarısız girişimlerin ardından en ciddi diplomatik fırsat olarak görülüyor. Putin’in olumlu açıklamalarının ardından Zelenskiy doğrudan görüşmeye hazır olduğunu duyurdu. Trump da bu görüşmeye katılabileceğini belirtti. Ancak Putin’in gelmeyeceği açıklanınca Trump da planlarını askıya aldı.
Yine de diplomatik hareketlilik dikkat çekici. Erdoğan-Zelenskiy görüşmesi ve ABD Dışişleri ile yürütülen temaslar, İstanbul’un bir kez daha küresel barış için umut merkezi olabileceğini gösteriyor.













