İstihbaratın Bıçkın Lideri: Topkapılı Cambaz Mehmet’in Hikâyesi

Atatürk’ün "Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey" diyerek İstanbul’u emanet ettiği, Millî Mücadele’nin gizli istihbarat lideri Topkapılı Cambaz Mehmet’in destansı yaşam öyküsü.

İstihbaratın Bıçkın Lideri: Topkapılı Cambaz Mehmet’in Hikâyesi

İstihbaratın Bıçkın Lideri: Topkapılı Cambaz Mehmet’in Destansı Hikâyesi

Birçoğumuzun ismini Haluk Levent’in “İzmir Marşı” klibindeki selamlamadan ya da televizyon dizilerinden duyduğu Topkapılı Cambaz Mehmet, Millî Mücadele’nin adı sanı duyulmamış en önemli kahramanlarından biriydi. Şeytana külahı ters giydiren zekâsı, mertliği ve kusursuz istihbaratçılığıyla tanınan bu gizli kahraman, İstanbul’un külhanbeylerinden hırsızlarına kadar binlerce sivili vatan savunması için örgütlemeyi başarmıştı.

Mahalle Mektebinden Çanakkale Siperlerine

1 Temmuz 1874’te İstanbul’da doğan Mehmet, haylazlığı nedeniyle okuldan erken yaşta ayrılıp hayata atıldı; tulumbacılık ve külhanbeylik yaptı. Vatan sevgisi o kadar büyüktü ki, ilerlemiş yaşına rağmen Çanakkale Savaşı’na er olarak katıldı. Orada Albay Mustafa Kemal’in dikkatini çekerek bizzat çavuşluğa yükseltildi; bu tanışıklık, ömür boyu sürecek bir sadakatin de başlangıcı oldu.

Mustafa Kemal’in "Cambaz Mehmet Bey"i

İstanbul’un 1918’deki fiili işgali sonrası gizli direniş faaliyetlerine başlayan Mehmet Bey, Şehremini Teşkilatı’nı kurdu. Mustafa Kemal Paşa Anadolu’ya geçmeden önce Şişli’deki evinde onunla görüştü ve İstanbul’daki gizli yapılanmayı ona emanet ederek, “Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey” dedi.

Cambaz Mehmet, 15 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Bandırma Vapuru ile Samsun’a gidişi sırasında rıhtımı kendi adamlarıyla (simitçiler, seyyar satıcılar, jandarmalar) doldurarak güvenliği sağladı. Rivayete göre İstanbul’da her an silahlanabilecek 50 bin adamı vardı.

Mim Mim Grubu ve İstanbul’un Gizli Operasyonları

Karakol Cemiyeti’nin lağvedilmesinin ardından kurulan Mim Mim (Müsellâh Müdâfaa-i Milliye) Grubu’nun İstanbul’daki lideri Topkapılı Cambaz Mehmet oldu. Eğitim görmemiş bir sivil olmasına rağmen, asker-sivil tüm kesimler tarafından liderliği kabul gördü. Bu süreçte gerçekleştirdiği operasyonlar filmleri aratmayacak cinstendi:

  • Silah Kaçakçılığı: Harbiye Nezareti’nden erlerin adreslerini ve silah depolarının yerlerini saptadı. İstanbul’un hırsızlarını görevlendirerek Taksim, Maçka ve Rami kışlalarından on binlerce ton silah ve mühimmatı Anadolu’ya kaçırdı.

  • İstihbarat Faaliyetleri: Sait Molla’nın evinden evrak çaldırarak İngiliz ajanlarını deşifre ettirdi; Hilafet Ordusu’nun harekât planlarını Ankara’ya gönderdi.

  • Psikolojik Darbeler: İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harington’un arabasını çaldırıp Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdi. İşkenceci İngiliz subayı Yüzbaşı Bennett’in Maslak’ta taranarak saf dışı bırakılması operasyonunun arkasında da onun olduğu iddia edildi.

Topkapılı’nın topladığı istihbarat o kadar kuvvetliydi ki, Mustafa Kemal Paşa, esir alınan Yunanlı General Trikopis’e henüz kendisinin bile bilmediği "Küçük Asya Orduları Komutanlığı’na atandığı" haberini bu kanallarla gelen bilgiler sayesinde verebilmişti.

"Vatanım İçin Yaptım": Maaşı Reddetti

Lozan Antlaşması sonrası Mim Mim Grubu lağvedildiğinde Topkapılı görevinden istifa etti. TBMM, üstün hizmetlerinden dolayı ona aylık 1.500 lira maaş bağladı ancak o, “Ben bir şey yapmadım, hizmeti arkadaşlarım yaptı” diyerek tüm maaşını Hilal-i Ahmer’e (Kızılay) bağışladı. 1926 yılında beyaz şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul milletvekilliği teklifini ise "koşum tutmaz bir insan olduğu" gerekçesiyle nezaketle geri çevirdi.

Hazin Bir Veda

İki çocuğunu da küçük yaşta kaybeden Mehmet Bey, uzun yıllar İstanbul Şehir Meclisi üyeliği yaptı. 1932 yılında oturduğu apartmanda çıkan bir yangında ağır yaralandı ve dört günlük yaşam mücadelesinin ardından 1 Haziran 1932’de vefat etti. Ölümü Milliyet gazetesinde “Müessif Bir Ölüm” başlığıyla duyuruldu. Cenazesi Merkez Efendi Mezarlığı’na defnedilen Cambaz Mehmet, sıradan bir insanın vatanın kaderinde ne denli büyük roller oynayabileceğinin tarihteki en somut örneği oldu.

www.sehitlerolmez.com 

Kaynak: Cengiz ÖZKARABEKİR / İstanbul Dergi