Kudüs Paktı fikri yeniden gündemde: Gazze için bölgesel çıkış yolu mu?

Gazze’de insani kriz büyürken “Kudüs Paktı” önerisi yeniden gündemde. Ateşkes, insani fon ve yeniden inşa için bölgesel, denetlenebilir bir yol haritası tartışılıyor.

Kudüs Paktı fikri yeniden gündemde: Gazze için bölgesel çıkış yolu mu?

Kudüs Paktı fikri yeniden gündemde: Gazze için bölgesel çıkış yolu mu?

ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA, TÜRKİYE

Gazze’de kırılma anı: Artan insani bedel, büyüyen küresel tepki

Gazze’de aylarca süren bombardıman, altyapının çökmesi ve sivillerin maruz kaldığı ağır insani tablo, dünya genelinde tepkinin gözle görülür biçimde yükselmesine yol açtı. Avrupa başkentlerinde geniş katılımlı protestolar düzenlenirken, İslam dünyasının bir bölümünde seslerin sınırlı kaldığına dair eleştiriler öne çıkıyor. Sahadaki yıkım, açlık ve salgın riskleri, “kalıcı ateşkes, insani koridorlar ve yeniden inşa finansmanı”nı somut gündem maddelerine dönüştürdü.

Trump’ın söylemleri ve gerçeklik testi

Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu marjında ABD Başkanı Donald Trump’ın “birkaç savaşı bitirdim” minvalindeki çıkışları, sahadaki fiilî durumla örtüşmediği gerekçesiyle tartışma yarattı. Ukrayna–Rusya savaşında ve İran–İsrail hattındaki gerilimde “ticari/stratejik önceliklerin” ağır bastığı yönündeki değerlendirmeler, açıklamaların inandırıcılığını zayıflattı. Bu çerçevede, Gazze’de çatışmaların durmasına dair söylem ve eylem arasındaki fark, bölgesel aktörlerin kendi inisiyatiflerini artırması gerektiği görüşünü güçlendiriyor.

Ankara’nın BM sahnesindeki mesajı: Çok taraflı diplomasi vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM kürsüsünden yaptığı konuşma, Gazze’de acil insani erişim, sürdürülebilir ateşkes ve adil barış parametrelerine odaklandı. Ankara, daha önce Tahıl Koridoru örneğinde olduğu gibi, kriz diplomasisinde arabuluculuk kapasitesini öne çıkarıyor. Bu çizgi, hem bölgesel aktörlerle hem de küresel güçlerle eşzamanlı temaslara dayanıyor; kalıcı çözüm için uluslararası meşruiyet, bölgesel sahiplenme ve sahada uygulanabilirlik üçlüsünü şart koşuyor.

“Kudüs Paktı” önerisi: Ne, nasıl, neden şimdi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gündeme taşıdığı “Kudüs Paktı” çağrısı, Gazze özelinde fakat Kudüs’ü merkeze alan daha geniş bir bölgesel koordinasyon fikrine işaret ediyor. Önerinin ana mantığı;

  • Acil insani gündemin (gıda, ilaç, su, barınma) ortak fonla hızla karşılanması,

  • Sürdürülebilir ateşkes için bölgesel garantörlük ve izleme mekanizması kurulması,

  • Yeniden inşa ve kalkınma başlıklarının siyasal çözüm adımlarından bağımsız ilerleyebilmesi,

  • Kültürel-dini hassasiyetlerin çatışma nedeni değil, koruma ve saygı çerçevesinde güven artırıcı unsur olarak ele alınması.

Bu çerçeve, Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi ile bölge ülkelerinin kolektif iradesini birleştirmeyi hedefliyor. “Neden şimdi?” sorusunun yanıtı ise yalın: İnsani bedel kritik eşiği aştı; bölgesel aktörlerin sahaya dokunan, denetlenebilir ve takvime bağlı bir model ortaya koyması gerekiyor.

Uygulama zemini: Beş ayaklı bir yol haritası

  1. Acil İnsani Paket: BM ve Kızılay/Kızılhaç şemsiyesi altında, Türkiye merkezli bölgesel fon; sınır kapılarında “hızlı geçiş koridorları”; çocuk–anne sağlığına öncelik.

  2. Ateşkes ve Gözetim: Mısır–Katar–Türkiye üçlüsünün kolaylaştırıcılığı; sahada tarafsız sivil gözlemciler; ihlal halinde otomatik diplomatik yaptırımlar.

  3. Yeniden Yapılandırma Bankası: Su, enerji, sağlık ve eğitim altyapısına odaklanan, şeffaf denetimli, ihaleleri uluslararası standartlara göre yapan bir yapı.

  4. Kudüs Hassasiyetleri İçin Koruma Şemsiyesi: Kutsal mekân statükosunun korunması; tahrik edici eylemlere karşı ortak uyarı/izleme hattı.

  5. Siyasal Süreçten Bağımsız Toplumsal Dayanıklılık: Belediyeler, üniversiteler ve STK’larla “şehir eşleştirme” programları; travma desteği ve gençlik istihdamı.

Riskler ve fırsatlar: Gerçekçilik testi

“Kudüs Paktı”nın başarısı üç koşula bağlı: sahada erişim ve güvenlik, finansal sürdürülebilirlik, tarafların asgari uzlaşısı. Bölge dışı güçlerle rekabet, iç siyasi takvimler ve güvenlik kaygıları süreci zorlayabilir. Buna karşın insani başlıkların “siyasetten önce” ilerletilmesi, gerginliği düşürerek siyasal zemini besleyebilir. Türkiye’nin çok taraflı arabuluculuk tecrübesi, bu modeli gerçekçi kılabilecek temel araç olarak öne çıkıyor.


Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!
www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Yıldıray Çiçek / TürkGün