Meclis’in PKK komisyonu'nda takvim hızlandı: Gözler DDR formülünde, İmralı’ya dinleme tartışması büyüyor

TBMM’deki PKK Komisyonu, dinlemelerde sona gelindiği mesajıyla gelecek ay hukuk paketine hazırlanıyor. İmralı’ya “dinleme” tartışması sürerken, SETA’dan “DDR (silahsızlanma–terhis–yeniden entegrasyon)” vurgusu geldi; DEM Parti “Meclis barış mesaisi” çağrısı yapıyor, Bahçeli’nin “çağrıyı yenile” şartı ise gündemde.

Meclis’in  PKK komisyonu'nda takvim hızlandı: Gözler DDR  formülünde, İmralı’ya dinleme tartışması büyüyor

Meclis’in “PKK komisyonu”nda takvim hızlandı: Gözler ‘DDR’ formülünde, İmralı’ya dinleme tartışması büyüyor

ŞEHİTLER ÖLMEZ / Ankara, Türkiye

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis’te kurulan PKK Komisyonunun çalışmaları için “dinleme faslının sonuna yaklaşıldığı” mesajını vererek önümüzdeki ay yasal düzenleme tekliflerinin hazırlanacağını açıkladı. Komisyonun kuruluş yönergesinde 31 Aralık 2025 son tarihinin öngörüldüğünü hatırlatan yorumlar, takvimin öne çekilebileceği ihtimalini gündeme taşıdı. Süreçte, İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ınhukuksal çözüm aşamasına gelindi” değerlendirmesi ve iletişim kanallarının açılması talebi dikkat çekerken; Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, “Komisyon adına küçük bir heyetin İmralı’da dinleme yapmasının faydalı olacağını” savundu.

Hukuk paketi mi, dinleme sürecinin uzatılması mı?

Kurtulmuş’un “yakında yasa teklifleri” çıkışı, komisyon dinlemelerinin yalnızca “bekle-gör” taktiği için değil, geçiş dönemi hukukuna zemin oluşturmak üzere planlandığı yorumlarına yol açtı. Uçum, örgütün kesin silah bırakma kararının pratik teyidi hâlinde komisyonun “dinlemeden hukuk önerisine” geçebileceğini; aksi durumda dinlemelerin süreceğini belirtti. MHP’nin de İmralı’da dinleme fikrine itiraz etmemesi, tartışmayı siyasetin merkezine taşıdı.

DEM Parti’nin çağrısı: “Meclis barış mesaisi yapsın”

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “eşitliğe dayalı köklü sistem değişimi” vurgusuyla yasal/infaz düzenlemeleri, iletişim kanallarının açılması, hak temelli adımlar ve anadilde ifade hakkına saygı başlıklarında çağrı yaptı; Meclis’in “barış mesaisi” yürütmesini istedi. DEM’in komisyon üyeleri de Kürt meselesinin tarihsel çözümünün zorunlu olduğunu savunan bir metinle taleplerini yineledi.

Bahçeli’nin şartı ve “18 gün” tartışması

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 27 Şubat’taki çağrının SDG/YPG ve Avrupa yapılanmalarını da kapsayacak şekilde yenilenmesini istemiş; “Bu çağrının yerine getirilmesi tartışmayı bitirir” demişti. Aradan geçen 18 günde Öcalan’dan bu yönde yeni bir açıklama gelmemesi, özellikle Suriye sahası üzerinden yürüyen tartışmaları diri tuttu. İktidar yanlısı kalemlerin “SDG konusunda Öcalan elini taşın altına koymalı” değerlendirmeleri sahaya ilişkin belirsizliği yansıtıyor.

SETA’dan ‘DDR’ vurgusu: Silahsızlanma–terhis–yeniden entegrasyon

Komisyonun son oturumunda SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, silah bırakmanın ilk adım olduğunu belirterek, kalıcı çözüm için “DDR” (Disarmament–Demobilization–Reintegration), yani silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyon sürecinin tasarlanmasını önerdi. Yeşiltaş, seyrin Suriye’ye aşırı bağımlı kurgulanmasının sorun yaratabileceğini; ancak Suriye’nin kritik saha olduğunu not düştü. Bu çerçeve, geçmişte uluslararası çevrelerde dile getirilen DDR şablonlarını hatırlatarak, “yerli–milli üçüncü göz” vurgusuyla yürüyen tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Tarihsel bagaj: ‘Nerede kalmıştık?’ sorusu

Türkiye; 2009 ve sonrasında gündeme gelen raporlar, af–eve dönüş tartışmaları, komisyon ve reform paketleri gibi başlıkları daha önce de tecrübe etti. Bugün masaya gelen geçiş hukuku, infaz düzenlemeleri ve DDR gibi kavramlar, o dönemin bagajını da beraberinde getiriyor. Eleştiriler, Türk devleti tanımı, terörle mücadele–demokratik haklar dengesi ve ulusal güvenlik ekseninde yoğunlaşıyor.

Son tablo: Kırmızı çizgiler, beklentiler ve riskler

Kısa vadede düğüm, silah bırakmanın pratik teyidi, Suriye hattı ve İmralı’ya dinleme üzerinde. Orta vadede başarı, mağdur haklarının korunması, hukukun üstünlüğü, toplumsal meşruiyet ve parlamenter denetimle ölçülecek. Siyasi aktörler, gizlilik–şeffaflık, güvenlik–haklar ve merkez–yerel arasındaki hassas dengeyi gözetmek zorunda. Sürecin kurgusu; bir yandan kalıcı barış iddiasını, diğer yandan ulusal bütünlük ve devlet otoritesinin korunmasını aynı anda sınayacak.


Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!
www.sehitlerolmez.com

Kaynak : Müyesser Yıldız / 12 Punto