Nusaybin’de Türk bayrağına alçak saldırı: Tarih tekerrür mü ediyor?
Nusaybin’de Türk bayrağına yönelik yapılan saldırı tepki çekerken, yazar Ahmet Takan geçmişteki Lice olaylarını hatırlatarak hukuki süreçlerin önemine dikkat çekti.
Ahmet Taş / Şehitler Ölmez
MARDİN, TÜRKİYE — Nusaybin’de gerçekleştirilen siyasi bir toplantı sırasında Türk bayrağına yönelik yapılan alçakça saldırı, Türkiye’nin terörle mücadele tarihindeki karanlık provokasyonları yeniden gündeme taşıdı.
Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Takan, sıcak analizinde bu saldırının münferit bir olay olmadığını, geçmişte yaşanan "çözüm süreci" politikalarının ve cezasızlık kültürünün bir ürünü olduğunu savundu. Takan, bayrağın milli bağımsızlığın ve bütünlüğün sembolü olduğunu hatırlatarak, yargı organlarını Anayasa'nın ilgili maddelerini işletmeye davet etti.
2014 Lice Olayları ve Karanlık Benzerlikler
Ahmet Takan, analizinde 7 Haziran 2014 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yaşanan ve 2. Hava Kuvvet Komutanlığı garnizon sahasında bir provokatörün Türk bayrağını indirmesiyle sonuçlanan olayları hatırlattı. O dönemde nizamiyenin sahipsiz bırakılması, zırhlı araçların olay yerinden uzaklaşması ve delillerin geç teslim edilmesi gibi cevapsız kalan soruların altını çizen Takan, bu tür zafiyetlerin bedelinin ağır olduğunu vurguladı. Lice'deki saldırının ardından Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla 2. Hava Kuvvet Komutanlığı'nın lağvedilmesini eleştiren yazar, "Yarın hangi komutanlığımızı kapatacaksınız?" sorusunu yöneltti.
Anayasa’nın 68 ve 69. Maddeleri Hatırlatıldı
Nusaybin-Kamışlı sınır hattında yaşanan son kışkırtmaları değerlendiren Takan, siyasi partilerin eylemlerinin devletin bağımsızlığına ve bölünmez bütünlüğüne aykırı olamayacağını belirten Anayasa hükümlerine dikkat çekti. Anayasa’nın 69. maddesine göre, bir partinin bu tür fiillerin odağı haline gelmesi durumunda temelli kapatılma yolunun açık olduğunu ifade eden Takan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sessizliğini eleştirdi.
"Bayrak Namusumuzdur"
Kıbrıs Derinya’da 1996 yılında bayrağı indirmeye çalışan Solomos Solomou’nun akıbetini hatırlatan analizde, bayrağa uzanan ellerin kırılacağı vurgusu yapıldı. Takan, TBMM çatısı altında PKK/YPG/SDG lehine yapılan konuşmaların ve sınır hattındaki fiziki saldırıların "suç işlenmesini teşvik" kapsamında olduğunu belirtti. Kamuoyunun tepkisinin sadece beylik laflarla geçiştirilmemesi gerektiğini ifade eden yazar, sınır güvenliği ve milli sembollerin korunmasında taviz verilmemesi çağrısında bulundu.













