Öcalan ortadan kalksaydı seçim kazandırırdı ama PKK bitmezdi

Eski MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, Cansu Çamlıbel’e verdiği söyleşide Öcalan’a 1990’lardaki suikast tartışmalarını, PKK’nın liderlik yapısının sürekliliğini, Hamas–FKÖ farkını, İran/Hizbullah etkisini, MİT’in dönüşen rolünü ve Suriye–Kuzey Irak denklemini anlattı; “Öcalan ortadan kalksa seçim kazandırırdı ama PKK bitmezdi” dedi.

Öcalan ortadan kalksaydı seçim kazandırırdı ama PKK bitmezdi

“Öcalan ortadan kalksaydı seçim kazandırırdı ama PKK bitmezdi”

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

Türkiye’nin ilk sivil MİT Müsteşarı olan emekli Büyükelçi Sönmez Köksal, 1986–1990 arasında Bağdat Büyükelçisi iken tuttuğu notları “Bağdat Güncesi” adıyla yayımladı. Köksal, kitap vesilesiyle yalnız Irak’ı değil; Filistin, Suriye, İran, Kürt meselesi, MİT’in dönüşümü ve güncel güvenlik siyasetini de konuştu. Röportajda en çarpıcı başlıklar arasında Öcalan’a dönük 1990’lar stratejileri, Hamas/FKÖ ayrımı, Hizbullah ve İran etkisi, MİT’in değişen rolü, Kuzey Irak ve Suriye denklemi, YPG/SDG tartışması ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceği bulunuyor.

“1990’larda Öcalan’a suikast başarılı olsaydı ‘birilerine seçim kazandırırdı’ ama PKK bitmezdi. Arkasından liderlik yapacak nitelikte bir sürü insan olduğunu o dönem de gördük.”


“FKÖ laik bir milli hareketti; Hamas dini ideoloji ve İran etkisiyle farklı bir kulvarda”

– FKÖ’den Hamas’a: Türkiye’nin Filistin politikası nasıl evrildi?
Köksal, FKÖ ile Hamas arasındaki nitelik farkına dikkat çekiyor: FKÖ’nün laik, bağımsızlık odaklı bir milli hareket olduğunu; Hamas’ın ise dini ideolojiyle şekillenen ve zamanla İran’ın bölgesel dizaynında araçsallaşan bir örgüte dönüştüğünü vurguluyor. 7 Ekim sonrası tabloyu “siyasal manzarayı kökten değiştirdi” diye nitelese de Hamas’a “hep mesafeli” olduğunu belirtiyor.

“Bir örgüt büyürken onu başkaları da sahiplenir. Hamas’ı zaman içinde İsrail’in aşırı sağı dahil farklı çevreler de kendi çıkarına kullandı. PKK da benzer biçimde farklı aktörlerce ‘sahiplenildi’ ve kullanıldı.”

Halepçe’nin fotoğrafları: “Devlet çizgisinin hilafına şahsi inisiyatif aldım”

– 1988 Halepçe katliamı ve Ankara’nın tutumu
Köksal, Halepçe’nin kimyasal silahlarla vurulduğunu belgeleyen Ramazan Öztürk’ün fotoğraflarını Irak dışına çıkarması için “şahsi inisiyatif aldığını” anlatıyor:

“Böylesine bir insanlık suçunun gizli kalmasına gönlüm razı olmadı. Sonradan bu fotoğraflar, Ankara’nın Saddam rejimine karşı pozisyonunu da etkiledi.”
Dışişleri’nin o dönemdeki “kimyasal teyidi yok” açıklamasını “tamamen siyasi tercih” olarak niteliyor.

“MİT 1997’de ilk ‘Kürt sorunu’ panelini yaptı: Çözümü zihinlere sokmak istedik”

– Devlet içinde ‘çözüm arayışı’
1992–1998 arasında MİT’in başında olan Köksal, teşkilatın kurumsal eğitimi kapsamında 1997’de Vamık Volkan, Cengiz Çandar ve Taha Akyol’un konuşmacı olduğu Kürt Sorunu paneli düzenlediklerini anımsatıyor:

“Sadece askeri mücadeleyle çözümün zor olduğunu görüyorduk; çözümü zihinlere sokmak gerekiyordu.”

Öcalan ve 90’lar: “Taksim’de teşhir” planı, suikast tartışmaları

– “Öcalan hedefteydi; suikast seçim kazandırırdı ama örgüt bitmezdi”
1995–1996’daki Mercedes ve Yıldırım kod adlı suikast girişimleri sorulduğunda Köksal, ayrıntıya girmeden dönemin siyasi atmosferini özetliyor:

“Birileri, ‘Öcalan yakalansın, demir parmaklıklar içinde halka teşhir edilsin’ gibi fikirleri dolaşıma sokuyordu. Suikast başarılı olsaydı seçim kazandırırdı, ama PKK bitmezdi. Arkasında Karayılan, Bayık, Bese Hozat gibi liderlik yapabilecek çok sayıda isim vardı ve bir kısmı hâlâ hayatta.”

Öcalan bugün ‘kurucu önder’ diye tanımlanmışken, emrindeki isimlerin Türkiye’de siyaset yapmamaları da koşullara bağlı olarak söz konusu olmayabilir.”

İran, Hizbullah ve bölgenin “kalıcı” Şii politik zemini

– “İran zayıflasa da oyunun içinde; Şii yapı kalıcı bir unsur”
Köksal’a göre İsrail’in noktasal saldırıları Hizbullah’ı askeri açıdan daraltsa da Şii siyasallık güçlendi:

Şiizm kan bağıyla geçen bir inanç; siyaseten ekilen tohumlar bir gün yeşerir. Bölgenin kalıcı unsuru olarak varlığını sürdürecek.”

Suriye ve Kuzey Irak: “Sınırlar değişmeden yeni işbirliği modelleri”

– Ankara-Erbil hattının mimarisinde dönüm noktası
Köksal, Neçirvan Barzani ile 1990’larda kurduğu ilk temasları hatırlatıyor:

“Yanımdayken Genelkurmay İstihbarat Başkanını aradım; ilk irtibatın kurulmasında dönüm noktası oldu. Sonra Paris’te Mesut Barzani teşekkür etti.”
– Suriye: Esad sonrası tek ulus yapı öngörmüyor:
“Suriye daha heterojen; dışarıdan yönetilebilir. Türkiye-İsrail modus vivendisi kurulabilirse, istikrarsız ama geçişken ticari modeller (ör. ‘pasavan’ benzeri) sınırlar değişmeden mümkün.”

YPG/SDG, gecikmiş kararlar ve fırsat penceresi

– “YPG’nin silah gücü eritilmeden polisleşme gerçekçi değil”
Köksal, SDG entegrasyonu söylemini “silah gücü polis ölçeğinin çok üstünde” diyerek çelişkili buluyor.
– Gecikme eleştirisi:

“Ankara PYD/YPG ile erken ve akılcı bir kanalı sürdürseydi, tablo farklı olabilirdi. Türkiye’de bazı kararların gecikmesi (Osmanlı’dan beri) bir gelenek; ‘kulağın üstüne yatma’ refleksi fırsat kaçırttı.”

MİT’in yeni rolü: “Paralel dış politika üretimi dünya trendi”

– Görünmez servisten görünür devlet aktörüne
Köksal, kendi döneminde resmi heyetlere refakat etmediğini, yalnız gizli servis başkanlarıyla görüştüğünü söylüyor:

“Bugün MİT Başkanı resmi heyetlerde, bu sadece bize özgü değil; ABD, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde de servisler politikaların zeminini hazırlayan daha faal aktörler.”

Türkiye–İsrail hattı: “Gazze affedilmez; ama büyük çatışma Türkiye’ye yaramaz”

– Çözüm: Filistin Devleti’ne geçiş + akılcı normalleşme

“Gazze’de olan affedilir değil. Ancak İsrail’le büyük çatışma siyaseti Türkiye’nin yararına değil. Filistin Devleti adımına hızla geçilirken, Ankara’nın süreci destekleyecek rasyonel ilişkilere dönmesi gerekir.”
– Olası İsrail saldırısı?
“Zannetmiyorum. Risk hep vardır ama Türkiye Hamas ilişkilerini sıfıra yakın düzeye çekerek riskleri azalttı.”

“Devlet projesi” nasıl olur?

– Bahçeli’nin ‘tabu kıran’ çıkışları ve ‘devlet politikası’ ölçütü
Köksal, tabuların kırılmasını çözüm için gerekli görüyor; “devlet projesi”ni ise MGK’da tüm kanatların ‘oluru’ ile tarif ediyor:

“Benim dönemimde ‘devlet politikası’, Cumhurbaşkanı başkanlığında hükümet, Genelkurmay ve MİT’in ortak kararı demekti. Bugün sistem farklı; ama istişare esas olmalı.”

HUMINT gerçeği: “O dünyalara pür-ü pak elemanla giremezsiniz”

– Susurluk sonrası tartışmalara yanıt
Köksal, ‘devlet—yeraltı’ kesişimlerine dair eleştirilere HUMINT (insan istihbaratı) vurgusuyla karşılık veriyor:

İnsan unsurunu kullanmadan bazı dünyalara girmeniz mümkün değil. Bu, dünya servislerinin de temelidir.”


Röportajın Satır Araları — Kısa Notlar

  • Demokrasi eşittir güvenli iktidar değişimi: “Türkiye serbest, güvence altında seçimlerle iktidar değişimi yapabilirse bölgesel ve küresel etkileri olur.”

  • Mısır faktörü: “Arap dünyasıyla ilişkide Mısır kilit. Bu hat zayıflayınca Doğu Akdeniz etkinliği de aşındı.”

  • Suriye’nin geleceği:Sınırlar değişmeden yeni geçişken işbirliği modelleri mümkün.”

  • Transatlantik şemsiye:NATO’nun 5. maddesi artık muğlak; ama hava sahası işbirliği ve caydırıcılık sürüyor.”

  • İstanbul ve casusluk: “İstanbul her dönem bir ‘plaque tournante’; bugün kaotik kentleşme ve göç, zeminini daha da uygun kılıyor.”


Not: Bu röportaj, Sönmez Köksal’ın “Bağdat Güncesi” kitabındaki hatıralar ve kendisiyle yapılan kapsamlı söyleşide dile getirdiği değerlendirmeler esas alınarak hazırlanmıştır. Metindeki değerlendirmeler Köksal’a aittir.

www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Cansu Çamlıbel / T24