Özel Ata Sağlık Hastanesi’nde Hizmet Değil Ticaret Eleştirisi: Hastalar Paramızla Rezil Oluyoruz Diyor
Ata Sağlık Hastanesi’ne yönelik epilasyondan onkolojiye kadar uzanan hasta şikayetleri, tıbbi hizmetlerde etik, şeffaflık ve hasta hakları konularını yeniden gündeme taşıdı.
Özel Ata Sağlık Hastanesi’nde Hizmet Değil Ticaret Eleştirisi: Hastalar “Paramızla Rezil Oluyoruz” Diyor
BİLGE DOKTOR / İSTANBUL
Estetikten Onkolojiye, Her Alanda Aynı Şikayet: İlgisizlik ve Güven Kaybı
İzmir Bornova’da faaliyet gösteren Özel Ata Sağlık Hastanesi, bir süredir hasta şikayetleriyle gündeme geliyor. Lazer epilasyon, botoks, mezoterapi gibi estetik işlemlerden, tiroid, onkoloji ve acil müdahaleye kadar uzanan geniş bir hizmet yelpazesi sunan hastane, artan şikayetler nedeniyle güven kaybı yaşıyor. Hastaların ifadeleri; iletişim eksikliği, beklenmeyen ücret talepleri ve yanlış tedaviler gibi ciddi sorunların kronikleştiğine işaret ediyor.
Randevu Var Denip Son Dakika İptali: Epilasyon Mağdurları
Murat isimli hasta, 2 yıldır ailesiyle birlikte Ata Sağlık Hastanesi’nden düzenli olarak lazer epilasyon hizmeti aldığını belirtiyor. Ancak kalan son bir seansının iptal edildiği, kendisine bu durumun yalnızca randevu saatine 30 dakika kala haber verildiği şikayetiyle tepki gösterdi. Hastane sisteminde seansının görünmediği söylenmiş, buna rağmen yazılı veya sözlü bir kanıt sunulmamış. Bu olay, kurumsal şeffaflık ve müşteri ilişkileri yönetimi açısından hastanenin sorgulanmasına neden oldu.
Ticarethane Eleştirisi: “Hasta Değil, Müşteri Gibi Davranıyorlar”
Filiz isimli hasta ise baş ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede yaşadıklarını “Paranla rezil olmak” sözleriyle özetliyor. Muayene, kan tahlili ve çeşitli işlemler için kendisinden toplamda 6.300 TL'ye yakın ücret istendiğini belirten Filiz, ödemelerin bazılarının elden, bazılarının kayıt dışı alındığını iddia ediyor. Hasta ile doktor arasında değil, adeta müşteri ile satıcı arasında geçen bir ilişki tarif ediliyor.
Yanlış Tedaviler, Geç Konan Teşhisler
2020’de tiroid şikayetiyle hastaneye başvuran Selin, yanlış doz uygulaması nedeniyle Haşimato hastalığının Grave's hastalığına dönüştüğünü, sağlık durumunun kötüleştiğini ifade ediyor. Aynı şekilde, Yetkiner adlı hasta, hastanenin ihmali nedeniyle kanser teşhisinin geç konduğunu ve bu sürecin hayati tehlikeye yol açtığını dile getiriyor. Her iki örnek de tıbbi ihmallerin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğinin canlı kanıtı.
Ek Ücret Şaşkınlığı: Aynı İşleme Farklı Fiyat
Yıldız adlı hasta ise göz çevresinde yapılan ksantelazma işleminden sonra aynı işlemin tekrar edilmesi gerektiğinde, “işlem garantili” sözüne rağmen ek ücret istendiğini belirtiyor. 15.000 TL’ye yaklaşan toplam harcamaya rağmen hastane yönetimi durumu açıklamakta yetersiz kalmış. Bu tür deneyimler, kurumsal etik ve hasta hakları açısından kamuoyunda ciddi soru işaretlerine yol açıyor.
Faturalandırma Krizi ve Kayıt Dışı Ücretler
Tuğçehan isimli başka bir hasta da ameliyat için peşin ödeme yaptıklarını, ardından beklenmedik ek masrafların çıkarıldığını ifade ediyor. Üstelik kendilerine kesilmeyen faturalar, talep edildiğinde ekstra faiz yüküyle birlikte sunulmuş. Bu durum hem mali şeffaflık hem de hasta-hastane ilişkisinde güven unsurunun ihlal edildiği bir başka örnek.
Acil Müdahale Sürecinde İletişim Sıfır
Gece aciline başvuran Ali, kendisinden sadece serum takıldığı için bile yeniden ücret alındığını ve toplamda 1.900 TL ödeme yapıldığını belirtiyor. Her işlem için ayrı ücretlendirme yapılması, hastanenin ticari kaygılarla hareket ettiğine dair yaygın inancı destekliyor. Diğer bir hasta yakını ise babasının neredeyse kör olmasına neden olabilecek bir doktor hatasını anlatarak hastanenin ilgisizliğini ve sorumluluktan kaçışını dile getiriyor.
Sağlık Kurumu mu, Kâr Merkezi mi?
Hastane hakkındaki tüm bu şikayetler tek bir ortak noktada birleşiyor: hastaların, sağlıklarını emanet ettikleri bir kurumdan güven, ilgi ve şeffaflık beklerken; karşılarında soğuk, ticari ve hatta kimi zaman saygısız bir duvar bulmaları. Estetik, dahiliye, onkoloji veya acil gibi farklı birimlerde bile tekrar eden sorunlar, Ata Sağlık Grubu’nun iç yapısında sistemsel eksiklikler olduğunu düşündürüyor.
Ata Sağlık Hastanesi yönetiminin, art arda gelen bu şikayetler karşısında sessizliğini koruması ise kamuoyunda güven krizini daha da derinleştiriyor. Sağlık gibi hayati bir konuda, hastaların yalnızca müşteri değil, bir birey olarak görülmesi gerektiği bir kez daha hatırlatılıyor.













