PKK'da 'duygusal kopuş': Kandil’den Almanya’ya kadro sevkiyatı

Suriye’deki SDG bozgunu ve "silah bırakma" tartışmaları PKK’yı ikiye böldü. Kandil, kadrolarını Almanya'ya kaçırırken örgüt içinde "Öcalan" krizi büyüyor.

PKK'da 'duygusal kopuş': Kandil’den Almanya’ya kadro sevkiyatı

AHMET TAŞ | ŞEHİTLER ÖLMEZ

ANKARA, TÜRKİYE —  DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın, Suriye’deki SDG varlığının petrol bölgelerinden çıkarılmasının ardından Türkiye’deki Kürtlerde bir "duygusal kopuş" yaşandığı yönündeki iddiası, sahadaki gerçeklerden ziyade örgütün kendi içindeki travmayı yansıtıyor. Sahadan gelen veriler ve istihbarat notları, asıl "duygusal kopuşun" PKK’nın Kandil ve Avrupa yapılanması arasında, kuşak çatışması ve stratejik görüş ayrılıkları üzerinden yaşandığını ortaya koyuyor.

Almanya yapılanmasında çatlak: "Silah yoksa biz yokuz"

Örgüte yakın kaynaklardan elde edilen bilgilere göre; Almanya, Fransa ve Belçika’daki PKK derneklerinde, örgütün kendini feshetme açıklamaları ve silah bırakma süreci tam bir kaos yaratmış durumda. Özellikle Almanya’daki kadrolar, silahlı mücadelenin sona ermesini bir "teslimiyet" olarak görüyor. Bu kesimler arasında “silah yoksa biz de yokuz” anlayışı hakimiyet kazanırken, örgütün kurucu kuşağı ile militan kuşağı arasındaki bağlar kopma noktasına geldi.

Kuşak çatışması: Öcalan'a "süs bitkisi" muamelemi?

PKK içerisindeki tartışmalar, yaş gruplarına göre keskin bir ayrışmayı da beraberinde getirdi. Orta yaşın üzerindeki "romantik" kurucu kuşak, Abdullah Öcalan’ın çizgisini esas alıp statü arayışına girerken; orta yaşın altındaki genç kadrolar, "Devlet oyun oynuyor, Kandil esastır" diyerek çatışmanın devam etmesini savunuyor.

Bu gerilim, Öcalan’ın pozisyonuna dair ağır eleştirileri de tetikledi. Şahin kanat, Cemil Bayık’ın sessizliğini "Kandil henüz onay vermedi" şeklinde yorumlayarak süreci sabote etmeye çalışırken; eski kuşak bu tutumu benimseyenleri "Öcalan’a süs bitkisi muamelemesi yapmakla" suçluyor. Geçen hafta Dortmund ve Stuttgart’ta Suriyelilere ait restoranlara yapılan saldırıların arkasında da, Avrupa devletleriyle ilişkileri bozma pahasına bu çatışmacı dili savunan "şahinlerin" olduğu belirtiliyor.

Kandil’in gizli operasyonu: Yetenekli kadrolar Almanya’ya

Örgüt içindeki krizin en somut emaresi ise Kandil’in "Milli Çözüm Süreci" nedeniyle başlattığı gizli tahliye operasyonu. Örgüt merkezinin, gelecekte tasfiye edilme ya da yakalanma korkusuyla, "yetenekli orta kuşak" olarak tanımlanan kadrolarını Almanya’ya taşıma kararı aldığı öğrenildi. Ancak bu yeni gelen kadroların, Avrupa’da yerleşik hale gelmiş ve AB fonlarıyla zenginleşmiş "PKK burjuvazisi" ile ciddi sorunlar yaşadığı, özellikle uyuşturucu trafiği ve yasal faaliyet alanı üzerinden gerilimin tırmandığı aktarılıyor.

Barzani faktörü ve DEM Parti'deki "Kürdistan" kavgası

Suriye’nin kuzeyindeki yenilgi, Barzani ailesinin bölgedeki etkisini de tartışmaya açtı. Kandil’e bağlı ekipler Barzani’yi "Rojava’nın kazanımlarına el koymaya çalışmakla" suçlarken, Avrupa yapılanması birleştirici bir tutum bekliyor. 10 yıl önce PKK eylemlerinde dışlanan Barzanicilerin artık bu eylemlerde en önde yer alması, örgüt içi münakaşaları büyütüyor.

Bu durum Türkiye siyasetine de yansımış durumda. DEM Parti’nin Diyarbakır yöneticileri, devletin Barzani yapılanmalarına göz yumduğunu iddia ederek, bölgede "Kürt'e Kürtçülük dayatması" yapıldığını savunuyor. Kemal Burkay ekibinin de Barzani’ye destek vererek "Biz olsaydık taktik adımlarla kazanımları büyütürdük" söylemini işlemesi, PKK sempatizanları üzerindeki etkiyi zayıflatıyor.

Öcalan'dan "Yahudi-Kürt Kongresi" uyarısı

24 Kasım 2025 tarihli görüşme tutanaklarına göre, Abdullah Öcalan da Avrupa’daki bu dağınık ve şüpheli faaliyetlere dikkat çekmişti. Öcalan’ın görüşmede, Almanya’da düzenlenen "Yahudi-Kürt Kongresi" gibi oluşumları sorması ve bu yapıların muhataplarca bilinip bilinmediğini sorgulaması, örgüt içindeki İsrail güdümündeki yapıların tasfiyesiyle ilgili bir ön hazırlık olarak değerlendiriliyor.

www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Mustafa İlker Yücel / ODATV