Putin, Erdoğan ve Tokayev hattında Türk dünyasının Ukrayna barış planı

Tokayev’in İstanbul çağrısı, Türkiye’nin arabuluculuğunu ve Türk dünyasının Rusya-Ukrayna savaşındaki stratejik rolünü yeniden gündeme taşıdı.

Putin, Erdoğan ve Tokayev hattında Türk dünyasının Ukrayna barış planı

Yusuf İnan

Gazeteci, Yazar | Siyasi ve Stratejik Analist

ANKARA, TÜRKİYE — Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Vladimir Putin’e İstanbul üzerinden savaşın dondurulması çağrısı, Türkiye’nin arabuluculuk çizgisiyle Kazakistan’ın güvenlik kaygılarını aynı diplomatik hatta buluşturan stratejik bir çıkış oldu.

Tokayev’in sözlerini önemli kılan, barış çağrısının Rusya’ya mesafeli bir Batılı başkentten değil, Moskova’nın en yakın bölgesel ortaklarından birinin liderinden ve doğrudan Putin’in karşısında gelmesidir.

Bu gelişme, Türk dünyasında giderek belirginleşen barış arayışının yalnızca insani kaygılarla açıklanamayacağını gösteriyor. Avrasya ülkeleri açısından Ukrayna’daki savaşın seyri; sınırların geleceği, egemenlik düzeni, enerji hatları, ticaret yolları ve Rusya ile kurulacak ilişkinin niteliği bakımından doğrudan güvenlik meselesidir.

Kazakistan’ın temel kaygısı sınır düzeninin korunması

Kazakistan, Rusya ile dünyanın en uzun kesintisiz kara sınırını paylaşan, eski Sovyet coğrafyasının en büyük ve stratejik açıdan en önemli devletlerinden biridir.

Ülkenin özellikle kuzey kesimlerinde önemli bir Rus nüfusu bulunması, Ukrayna’da sınırların askerî güç kullanılarak değiştirilmesi ihtimalini Astana açısından daha hassas hâle getiriyor.

Rusya’nın Ukrayna’daki müdahalesini Rusça konuşan nüfusun korunması, tarihî haklar ve güvenlik gerekçeleriyle açıklaması, benzer demografik özelliklere sahip komşu devletlerde doğal bir tedirginlik oluşturuyor.

Bu nedenle Tokayev’in barış çağrısını yalnızca savaşta ölen gençlere duyulan üzüntü olarak okumak eksik kalır. Kazakistan yönetimi, Ukrayna’daki çatışmanın gelecekte Avrasya’daki sınır düzeni için emsal oluşturmasını istemiyor.

Astana’nın temel önceliği, Rusya ile stratejik ilişkileri bozmadan devletlerin toprak bütünlüğünün korunacağı bir bölgesel düzenin devam etmesidir.

Tokayev’in daha önce bütün devletlerin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurgulaması da bu güvenlik yaklaşımını yansıtıyor. Kazakistan açısından Ukrayna’daki savaşın sona ermesi, yalnızca uzaktaki bir çatışmanın bitmesi değil, kendi sınır güvenliğinin ve egemenliğinin güçlendirilmesi anlamına geliyor.

Tokayev Moskova’ya bir çıkış kapısı sunuyor

Tokayev, Putin’e doğrudan suçlayıcı veya tehditkâr bir dil kullanmadı. Ruslarla Ukraynalıları yakın halklar olarak tanımladı, genç insanların ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve Putin’in diplomatik esneklik gösterebileceğini savundu.

Ardından savaşın dondurulmasını ve “İstanbul formülü 2.0” olarak nitelendirdiği müzakere zeminine dönülmesini önerdi.

“Bu çatışmayı artık dondurmak ve İstanbul formülü 2.0’a dönmek gerekebilir.”

Bu dil bilinçli bir diplomatik tercihtir.

Kazakistan, Moskova’ya Batı’nın kullandığı yaptırım, tehdit veya uluslararası tecrit söylemiyle yaklaşmıyor. Tokayev, Putin’in kabul edebileceği kavramları kullanarak müzakereye dönüşü Rusya için bir yenilgi görüntüsü olmaktan çıkarmaya çalışıyor.

Diplomaside bir lideri masaya oturtmak kadar, o lidere kamuoyu karşısında geri adım atmadığını gösterebileceği bir anlatı sunmak da önemlidir.

Putin, Batı’nın baskısıyla geri çekildiğini kabul etmek istemeyebilir. Buna karşılık Kazakistan, Türkiye ve diğer dost ülkelerin tavsiyelerini dikkate alarak barış görüşmelerine döndüğünü söyleyebilir.

Tokayev’in hamlesinin stratejik değeri burada ortaya çıkıyor. Kazak lider, savaşı bitirecek askerî veya ekonomik gücü dayatmıyor; Putin’in kullanabileceği itibarlı bir diplomatik çıkış yolu inşa etmeye çalışıyor.

İstanbul neden en düşük riskli müzakere zemini?

Tokayev’in doğrudan Erdoğan’ın adını kullanmadan İstanbul’u işaret etmesi son derece pragmatik bir tercihtir.

İstanbul, Rusya-Ukrayna savaşında artık yalnızca coğrafi bir şehir değil, iki tarafın daha önce kabul ettiği diplomatik bir markadır.

Rus ve Ukraynalı heyetler 2022’de İstanbul’da bir araya geldi. Ukrayna’nın tarafsızlığı, güvenlik garantileri, askerî kapasitesi ve savaşın sona erdirilmesine ilişkin çeşitli başlıklar burada görüşüldü.

Aynı yıl Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler arasında imzalanan Karadeniz Tahıl Girişimi’ne İstanbul ev sahipliği yaptı. Anlaşma, Ukrayna limanlarından milyonlarca ton tahılın dünya pazarlarına ulaştırılmasını sağladı.

Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi, esir değişimleri ve insani konularda da somut sonuçlar üretti. Rusya ile Ukrayna arasındaki doğrudan görüşmeler 2025’te yeniden başladığında taraflar bir kez daha İstanbul’da buluştu ve geniş kapsamlı esir değişimleri konusunda anlaşmaya vardı.

Dolayısıyla İstanbul, yalnızca konuşmaların yapıldığı değil, sınırlı da olsa uygulanabilir sonuçların üretilebildiği bir zemindir.

Türkiye’nin NATO üyesi olmasına rağmen Rusya ile doğrudan temasını sürdürebilmesi, Ukrayna’nın egemenliğini desteklerken Moskova ile diplomatik kanalları açık tutması ve Karadeniz’de belirleyici bir aktör olması İstanbul’un önemini artırıyor.

Tokayev’in İstanbul vurgusu, Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesinin Rusya’nın yakın çevresindeki devletler tarafından da kabul edildiğini gösteriyor.

Erdoğan’ın barış diplomasisi Türk dünyasında karşılık buluyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı zirvelerinde Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için Türk devletlerine diplomatik sorumluluk düştüğünü açık biçimde dile getirdi.

Erdoğan, savaşın başından itibaren iki tarafın da masada bulunduğu bir müzakere sürecinin desteklenmesi gerektiğini belirterek Türk devletlerini adil ve kalıcı barış için diplomatik çabalara katılmaya çağırdı.

Tokayev de daha önce Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolüne dikkat çekmiş, Erdoğan’ın yürüttüğü diplomasinin uluslararası etkisini vurgulamıştı.

Bugün ortaya çıkan tablo, Türkiye ile Kazakistan’ın ortak güvenlik çıkarları üzerinden şekillenen stratejik bir uyuma işaret ediyor.

Türkiye, savaşın Karadeniz’e, enerji hatlarına, ticarete ve Avrupa güvenliğine verdiği zararı sınırlamak istiyor. Kazakistan ise Rusya ile ilişkilerini korurken sınırların güç yoluyla değiştirilemeyeceği bir Avrasya düzeninin devamını arzuluyor.

Bu iki yaklaşım İstanbul merkezli müzakere fikrinde birleşiyor.

Erdoğan’ın Türk dünyasına yaptığı diplomasi çağrısı, Tokayev’in Putin karşısındaki sözleriyle daha somut bir boyut kazandı. Bundan sonra Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan ve diğer bölgesel aktörlerden gelecek benzer açıklamalar, Türkiye’nin arabuluculuk rolüne daha geniş bir siyasi meşruiyet sağlayabilir.

Savaşı dondurma formülünün sert gerçekleri

Tokayev’in önerisinin en tartışmalı tarafı “savaşı dondurmak” ifadesidir.

Mevcut cephe hattında sağlanacak bir ateşkes, can kayıplarını azaltabilir, füze saldırılarını durdurabilir, esir değişimlerini hızlandırabilir ve siyasi müzakereler için zaman kazandırabilir.

Ancak çatışmanın mevcut hatlarda dondurulması, Rusya’nın kontrol ettiği Ukrayna topraklarını fiilen elinde tutmasına da yol açabilir.

Moskova ateşkes dönemini askerî birliklerini yeniden düzenlemek, mühimmat eksiklerini tamamlamak ve daha sonraki bir tarihte yeniden saldırmak için kullanabilir. Ukrayna’nın temel kaygısı budur.

Bu nedenle Kiev’in güçlü ve uygulanabilir güvenlik garantileri almadan yalnızca ateşkesi kabul etmesi kolay görünmüyor.

İstanbul’da kurulacak yeni bir masanın yalnızca silahların susturulmasına değil, ateşkesin nasıl denetleneceğine, ihlal hâlinde hangi mekanizmaların devreye gireceğine ve Ukrayna’nın gelecekteki güvenliğinin nasıl korunacağına cevap vermesi gerekir.

Putin’in İstanbul’da görüşmelere hazır olduğunu söylemesi de tek başına barışa hazır olduğu anlamına gelmiyor. Moskova, müzakerelerde sahadaki askerî durumun ve Rusya’nın taleplerinin dikkate alınmasını istiyor.

Kremlin’in Tokayev’in açıklamasının ardından savaşın mevcut koşullarda dondurulmasına mesafeli yaklaşması, diplomatik çağrı ile Rusya’nın savaş hedefleri arasındaki farkın sürdüğünü gösterdi.

Dolayısıyla İstanbul formülü ancak tarafların askerî, siyasi ve güvenlik taleplerini karşılayabilecek kapsamlı bir çerçeveye dönüştürülürse sonuç üretebilir.

Türk dünyasının gücü ve sınırları

Türk Devletleri Teşkilatı askerî bir ittifak değildir. Üyelerini bağlayan ortak savunma mekanizması, yaptırım gücü veya taraflara ateşkes dayatabilecek bir yapısı bulunmuyor.

Bu nedenle Türk dünyasının savaşı doğrudan sona erdirebileceğini söylemek gerçekçi olmaz.

Buna karşılık teşkilatın önemli bir diplomatik kapasitesi vardır. Türk devletleri Rusya ile tarihî, ekonomik, siyasi ve güvenlik temelli ilişkilere sahiptir. Aynı zamanda hiçbiri Ukrayna’daki savaşın kendi bölgelerine yayılmasını veya sınırların güç kullanılarak değiştirilmesini istemiyor.

Bu ülkelerin ortak ateşkes ve müzakere çağrısı yapması, barış talebini yalnızca Batı’nın isteği olmaktan çıkarır.

Moskova’nın yakın ortaklarının aynı yönde konuşması, Kremlin üzerindeki siyasi baskıyı artırabilir. Daha da önemlisi, Putin’in masaya dönüş kararını Batı karşısında alınmış bir yenilgi değil, dost devletlerin tavsiyelerine verilen karşılık olarak sunmasına imkân tanıyabilir.

Türk dünyasının gerçek rolü, savaşı bitirecek gücü dayatmak değil; savaşın sona ermesi gerektiği gün kullanılabilecek diplomatik köprüyü şimdiden kurmaktır.

Türkiye müzakere masasına ev sahipliği yapabilir. Kazakistan Rusya ile güvene dayalı temasları sürdürebilir. Azerbaycan enerji ve ulaştırma diplomasisine katkı sağlayabilir. Diğer Türk devletleri ortak siyasi ve insani girişimleri destekleyebilir.

Bu görev paylaşımı kurumsal bir çerçeveye dönüştürülebilirse Türk Devletleri Teşkilatı, Avrasya’daki krizlerde yalnızca kültürel ve ekonomik bir birlik değil, etkili bir diplomatik platform olarak da öne çıkabilir.

Tokayev’in çağrısı stratejik bir başlangıçtır

Tokayev’in İstanbul çıkışı tek başına savaşı sona erdirecek bir barış planı değildir. Ancak Rusya’nın yakın çevresinde savaşın devamından duyulan rahatsızlığın açık biçimde Putin’e iletilmesi bakımından önemli bir dönüm noktasıdır.

Kazakistan barış isterken aynı zamanda kendi sınırlarını, egemenliğini ve gelecekteki güvenliğini korumaya çalışıyor. Türkiye ise İstanbul’u yeniden tarafların buluşabileceği, test edilmiş ve sonuç üretme kapasitesine sahip bir diplomatik merkez hâline getirmek istiyor.

Bu iki stratejik çıkar aynı noktada birleşiyor.

Tokayev’in çağrısı, Erdoğan’ın uzun süredir savunduğu İstanbul merkezli barış diplomasisinin Türk dünyasında karşılık bulduğunu gösteriyor. Benzer mesajların diğer Türk devletlerinden de gelmesi, Türkiye’nin arabuluculuk gücünü artırabilir ve Moskova’nın masaya dönüşünü kolaylaştırabilir.

Türk dünyasının başarısı, Putin’e baskı uygulayacak bir askerî blok oluşturmasında değil; Rusya’ya geri adım görüntüsü vermeden savaşı sona erdirebileceği diplomatik çıkış kapısını açabilmesinde yatıyor.

Tokayev’in işaret ettiği İstanbul formülü, doğru güvenlik garantileri ve güçlü bir diplomatik hazırlıkla bu kapının anahtarı olabilir.

Yusuf İnan

SehitlerOlmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.