Şam yönetimi ile SDG anlaştı: Suriye'de aşamalı entegrasyon dönemi
Şam yönetimi ve SDG, kapsamlı ateşkes ve askeri-idari entegrasyon için el sıkıştı. Kürtçe ulusal dil olurken, SDG birlikleri Suriye ordusuna dahil edilecek.
AHMET TAŞ | ŞEHİTLER ÖLMEZ
ŞAM, SURİYE — Suriye’de 13 yıldır devam eden iç savaşın en kritik kördüğümlerinden biri çözüldü; Ahmet Şara liderliğindeki Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG), kapsamlı bir ateşkes ve aşamalı askeri-idari entegrasyon konusunda tarihi bir anlaşmaya vardıklarını ilan etti.
Anlaşma, yıllardır fiilen özerk bir yapı olarak hareket eden Suriye’nin kuzeydoğusundaki SDG kontrolündeki bölgelerin, merkezi hükümetin otoritesine kademeli olarak dahil edilmesini öngörüyor. Ocak ayı boyunca yaşanan şiddetli çatışmaların ardından gelen bu mutabakat, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve hukukun üstünlüğünü ülke genelinde yeniden tesis etmeyi hedefliyor.
Entegrasyonun yol haritası: Askeri ve idari adımlar
Taraflar arasında uzlaşılan yeni yol haritası, SDG güçlerinin merkezi orduya dahil edilmesini titizlikle planlanmış aşamalara ayırıyor. Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa tarafından paylaşılan detaylara göre, sürecin ilk adımı askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesiyle başlayacak.
-
Güvenlik Geçişi: Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri, şu an SDG kontrolünde olan Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine konuşlandırılarak kamu düzenini devralacak.
-
Yeni Tugaylar: Halep Valiliği’ne bağlı bir tümen bünyesinde, SDG personeli arasından seçilecek isimlerle "Kobani Tugayı" kurulacak. Ayrıca, SDG bünyesinden üç tam teşekküllü Suriye ordusu tugayının daha oluşturulması karara bağlandı.
-
İdari Birleşme: Kuzeydoğudaki idari kurumlar ve çalışanları, kademeli olarak Şam'daki merkezi bakanlıklara bağlanacak.
Kürtçe ulusal dil oluyor: 13 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
Anlaşmanın sadece askeri bir boyun eğme değil, toplumsal bir uzlaşı zeminine oturması için kritik "hak garantileri" de devreye sokuldu. Suriye yönetimi, Kürt halkının medeni ve eğitim haklarını garanti altına alan 13 No'lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ni uygulamaya koyduğunu duyurdu.
Kararname uyarınca; Kürtçe, Arapça ile birlikte ulusal dil olarak tanındı ve ilgili bölgelerdeki okullarda öğretilmesinin önü açıldı. Ayrıca, geçmişte vatandaşlık haklarından mahrum bırakılan Kürtlere Suriye vatandaşlığı geri iade edilirken, ayrımcılığa karşı koruma kalkanları güçlendirildi. SDG metninde de vurgulandığı üzere, yerinden edilen kişilerin bölgelerine güvenli geri dönüşü de bu anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olarak kabul edildi.
ABD'den destek: "Çeşitliliği kucaklayan bir Suriye"
Gelişmeler, uluslararası arenada da geniş yankı uyandırdı. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Şam ve SDG arasındaki mutabakatı "cesur bir adım" olarak niteledi. Barrack, askeri ve idari yapıların birleşmesinin Suriye’nin gücünü çeşitlilikten aldığını tescil ettiğini belirtti.
Büyükelçi Barrack, Kürt halkının aşırıcılığa karşı gösterdiği direncin Suriye ulusu içindeki yerini pekiştirdiğini vurgulayarak, "Bu yaklaşım sadece egemenliği pekiştirmekle kalmaz, aynı zamanda uluslararası topluma adalet konusunda net bir mesaj gönderir" dedi. ABD'li temsilci ayrıca, bu adımın ülkenin yeniden inşası için gerekli olan yabancı yatırımların Suriye’ye çekilmesine de olanak sağlayacağını savundu.
Özerklik umutlarına "gerçekçi" bir darbe
Üst düzey hükümet yetkilileri, anlaşmanın derhal yürürlüğe girdiğini bildirdi. Ancak bu mutabakat, madalyonun diğer yüzünde bölgedeki Kürt azınlığın uzun yıllardır hayalini kurduğu "tam bağımsız özerklik" hedefleri için sonun başlangıcı olarak görülüyor. Uluslararası ajanslar, SDG’nin merkezi yapıya entegre edilmesini, 13 yıllık iç savaş süresince elde edilen fiili özerklik kazanımlarının "devlet otoritesine devri" olarak yorumluyor.
Diyalog ve karşılıklı saygı yoluyla oluşturulan bu yeni birlik modelinin, Suriye’yi Orta Doğu’da yeniden bir istikrar ışığı haline getirip getirmeyeceğini ise önümüzdeki 15 günlük ilk uygulama süreci gösterecek.













