SDG’nin Şam’la entegrasyon planı bölge denklemini sarsıyor: Özerk yapı tartışması

SDG lideri Mazlum Abdi’nin Şam’la “entegrasyon” temasları, Suriye ordusunda özerk bir yapılanma tartışmasını alevlendirdi; modelin Türkiye’nin güvenliği ve bölgesel denge üzerindeki etkileri mercek altında.

SDG’nin Şam’la entegrasyon planı bölge denklemini sarsıyor: Özerk yapı  tartışması

SDG’nin Şam’la entegrasyon planı bölge denklemini sarsıyor: “Özerk yapı” tartışması

ŞEHİTLER ÖLMEZ / ŞAM, Suriye

Şam ziyareti ve “entegrasyon” gündemi

Suriye’nin kuzeyinde etkinliği bulunan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) lideri olarak bilinen Mazlum Abdi (Ferhat Abdi Şahin), kısa süre içinde Şam’a giderek SDG unsurlarının Suriye ordusuna eklemlenmesini görüşeceğini açıkladı. Abdi’nin sözleri, askeri bütünleşmenin “özerk bir SDG yapısı” ile yürütülebileceği yorumlarını güçlendirirken, sahadaki güç dengeleri ve Türkiye’nin güvenlik öncelikleri açısından yeni bir tartışma başlattı. Ziyaretin, sahada fiilen yürürlükte olan kontrol hatlarını kalıcı hâle getirip getirmeyeceği yakından izleniyor.

Planın omurgası: Tümenler, iç güvenlik ve idari atamalar

Gündeme yansıyan taslağa göre, SDG’den üç tümenin yanı sıra bazı tugayların Haseke, Rakka ve Deyrizor hattında konuşlandırılması; iç güvenlik birimi Asayiş’in de Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerle bütünleştirilmesi öngörülüyor. Bu düzenlemeyle, bölgede görev yapan unsurların isimlerinin değişse de görev mahallinin ve komuta düzeninin büyük ölçüde korunacağı ileri sürülüyor. Ayrıca yerel yönetimlerde pozisyonların, bölge sakinliği koşuluyla “mutabakatla” belirleneceği; eğitim, bürokrasi ve ekonomi dâhil kritik atamalarda merkezi onay mekanizmalarının devrede olacağı ifade ediliyor.

“İsim değişir, statüko sürer” eleştirisi

Uzman değerlendirmeleri, muhtemel modelin sahada “şekilsel” bir değişime kapı aralarken fiilî yönetim ve güvenlik mimarisini büyük ölçüde yerinde bırakabileceğine işaret ediyor. Bu çerçevede, “komuta ve karar akışının bölgesel aktörler üzerinden devam edeceği” iddiası, entegre yapının tek merkezli bir hiyerarşiye bağlanıp bağlanamayacağı sorusunu gündeme taşıyor. Entegrasyonun kalıcı barışa mı yoksa sahadaki kutuplaşmanın kurumsallaşmasına mı hizmet edeceği; yerel toplumun temsil ve denetim kapasitesinin nasıl güvence altına alınacağı da tartışmanın merkezinde bulunuyor.

Ankara için güvenlik ve diplomasi boyutu

Türkiye, sınır güvenliği ve PKK bağlantılı yapılara karşı mücadelesini, Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgusuyla birlikte yürütüyor. SDG’nin Suriye ordusuna katılımının, Türkiye’nin terörle mücadele öncelikleri açısından pratikte ne değiştireceği kritik önem taşıyor. Modelin uygulamaya geçmesi hâlinde, sınır hattında istihbarat ve güvenlik riskleri ile “meşruiyet tartışmaları”nın yeni bir aşamaya evrilmesi mümkün. Ankara’nın, sahadaki gelişmelere göre diplomasi, ekonomi ve güvenlik araçlarını birlikte kullanacağı; Mısır, Irak ve Körfez başkentleriyle eşgüdüm arayışını artıracağı değerlendiriliyor.

Bölgesel tablo: Doğu Akdeniz’den Fırat hattına geniş etki

Suriye denklemindeki her revizyon, Lübnan sınırından Fırat’ın doğusuna uzanan geniş bir coğrafyayı etkiliyor. Olası entegrasyon modelinin, Şam yönetiminin otorite inşası, İran ve Rusya’nın sahadaki varlığı, ABD ve Avrupa’nın güvenlik öncelikleri, İsrail’in kuzey cephesine ilişkin hesapları ve Irak-Suriye geçişlerinde lojistik rotalar üzerinde sonuçlar doğurması bekleniyor. Bu çerçevede, “yerel özerklik–merkezi entegrasyon” dengesinin nasıl kurulacağı, hem askeri komuta zinciri hem de eğitim, yargı ve ekonomi başlıklarında belirleyici olacak. Sürecin, yeni bir müzakere takvimine mi yoksa sahada fiilî bir idari/askeri yapılanmanın kurumsallaşmasına mı evrileceği, önümüzdeki haftalarda netleşecek.


Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!
www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Odatv.com