Şehit babasının teneke evi utancımızdır: Bu ülkenin şehidi bir evi hak etmiyor mu?
Adana'da şehit Mustafa Akgül'ün babasının teneke evini ve üzerindeki kıyafetleri görünce kahroldum. Meclis'te terör uzantıları cirit atarken, şehit babasının bu hali hepimizin ayıbıdır.
- Yusuf İnan
- Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist
Bu ülkenin şehitleri bir evi hak etmiyor mu?
Bazen bir fotoğraf karesi, binlerce sayfalık nutuklardan daha fazlasını anlatır. Adana’nın Feke ilçesinden gelen o kareler, sadece bir haber bülteni detayı değil, bu ülkenin vicdanına saplanmış bir ok gibidir.
Şehit Polis Memuru Mustafa Akgül’ün babası Selim amcayı gördünüz mü? Üzerindeki o gariban kıyafetleri, ayağındaki eski ayakkabıları... Ve daha da acısı, "ev" denilen o derme çatma, tenekelerle kapatılmış barakayı gördünüz mü?
Bu fotoğraf, Türk milleti için kahredicidir.
Teneke evler ve lüks koltuklar
Bizler sıcak evlerimizde otururken, "Vatan sağ olsun" diyerek en değerli varlığını, evladını toprağa veren bir baba, tenekeden bir barakada yaşam mücadelesi veriyor. Devletimiz, hayırseverlerimiz elbette yetişmiş, yeni bir ev yapmış. Allah razı olsun. Ama soruyorum size; bu ev, şehit düştükten sonra bir lütuf gibi mi verilmeliydi? Yoksa bu devletin şehidine, geride kalan emanetine "otomatik" olarak sunduğu bir şeref nişanesi mi olmalıydı?
Ankara’da, Gazi Meclis’in ceylan derisi koltuklarında kimler oturuyor? PKK’nın siyasi uzantısı olduğunu saklamayanlar, terörle arasına mesafe koyamayanlar o Meclis’te milletvekili maaşı alıp, lojmanlarda, lüks konutlarda keyif çatıyor. Onlara "vekilim" denilen bu düzende, vatan için can veren Mustafa’nın babası teneke evde oturuyorsa, orada bir adaletsizlik, orada bir vurdumduymazlık vardır.
Siyasetin ikiyüzlülüğü ve Nihal Olçok gerçeği
Söz konusu şehitler olunca mangalda kül bırakmayan siyasetçilerimiz, iş icraata gelince maalesef sınıfta kalıyor.
Hatırlayın; Ahmet Davutoğlu yeri geldiğinde şehitler üzerinden ahkam kesmeyi iyi bilir. Ama kendi partisinin kurucusu olan, 15 Temmuz’da eşi Erol Olçok’u ve 16 yaşındaki oğlu Abdullah Tayyip’i şehit veren Nihal Olçok’u aday göstermeye bile cesaret edemedi ya da layık görmedi. Şehit aileleri, siyasilerin sadece "tören malzemesi" midir? Neden şehit yakınlarını Meclis’te, karar mekanizmalarında göremiyoruz?
Şehit yakınına vekilliği çok görenler, onlara insanca yaşayacakları bir evi de "yardım" adı altında sunuyor. Bu, yardım değil, haktır!
Devlet "Vakıf" kurmalı, şehidini onurlandırmalıdır
Şehit babası Selim Akgül’ün o mahcup duruşu, devletin başını öne eğdirmelidir. Bu işler kaymakamlıkların inisiyatifine, hayırseverin gönlüne bırakılamaz.
Buradan açıkça çağrıda bulunuyorum:
Şehit aileleri için özel bir yasal düzenleme yapılmalı. Bir "Şehit Vakfı" sistemi üzerinden, evladı şehit olduğu gün, o aileye devletin en prestijli bölgelerinde, bahçeli, modern ve o ailenin şerefine yakışır "Şehit Konutları" tahsis edilmelidir. Bu evler, sıradan bir TOKİ dairesi değil, şehidin hatırasını yaşatacak özel yapılar olmalıdır.
Bir şehit babasının bacağında düzgün bir pantolon, başını sokacak güvenli bir dam yoksa; o ülkede atılan hamasi nutukların hepsi boştur.
Mustafa Akgül kardeşimin ruhu şad olsun. Ama babasının o mahzun bakışı, bu ülkeyi yönetenlerin ve hepimizin boynunda bir vebal olarak asılı kalsın.
Ta ki, son şehit ailesi hak ettiği onurlu yaşama kavuşana dek...
Şehit Mustafa Uslu'nun babasının evi...
*
Bu ülkenin şehitlerinin;
Evi yıkık, halısı hasır, döşeği çuldur.
Türk Milleti'nin;
Oğlu şehit, torunu yetim, gelini duldur.
Yusuf İnan
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.













