Şehit mezarı üzerinden siyaset: Zafer Partisi'ne tepki
Eskişehir’de şehit kabrindeki çökmeyi siyasi malzeme yapan Zafer Partisi İl Başkanı Hasan Demir’in tutumu, "Neden onarmak yerine eleştiriyor?" sorusunu gündeme getirdi.
ŞEHİTLER ÖLMEZ / ESKİŞEHİR, TÜRKİYE
Eskişehirli şehit Hava Uçak Bakım Üsteğmen Emre Mercan’ın kabrinde meydana gelen doğal çökme, Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir tarafından siyasi bir eleştiri malzemesine dönüştürüldü.
Gürcistan–Azerbaycan sınırında düşen C-130 tipi askeri kargo uçağında şehit düşen kahraman askerin kabrindeki durumu yerinde inceleyen Demir, yetkilileri hedef alan sert açıklamalarda bulundu. Ancak Demir'in bu tutumu, "Duyarlı bir vatandaş veya il başkanı olarak mezarı sessizce onarmak yerine neden siyasi malzeme yapılıyor?" sorularını beraberinde getirdi.
Siyaset üstü değerler ve "velvele" tartışması
Şehit kabrinin iki aydır sahipsiz bırakıldığını iddia ederek "velvele" koparan Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, ortaya çıkan manzarayı kabul edilemez olarak nitelendirdi. Şehitlik makamının kutsallığına vurgu yapan Demir’in, bu kutsal değer üzerinden iktidarı hedef alması, kamuoyunda "şehitler üzerinden siyaset" yapıldığı gerekçesiyle utanç verici bulundu. Vatandaşlar, bir şehit mezarını onarmanın reklam yapmaktan çok daha erdemli bir davranış olacağına dikkat çekiyor.
Zafer Partisi’nin siyaset tarzı sorgulanıyor
Genel Başkan Ümit Özdağ liderliğindeki Zafer Partisi’nin, yerel temsilciler aracılığıyla bu tür olayları siyasi kazanç kapısı olarak görmesi tepki topluyor. Türk siyasetinde kalıcı olmanın yolunun, milli değerleri korumak mı yoksa bu değerlerin eksiklikleri üzerinden polemik yaratmak mı olduğu tartışma konusu haline geldi. Şehit Emre Mercan’ın aziz hatırasının, bir partinin seçim stratejisine dahil edilmesi kamu vicdanını yaraladı.
Yetkililere çağrı mı, siyasi şov mu?
Demir, yetkilileri göreve davet ederken kabrin bir an önce düzenlenmesi gerektiğini savundu. Ancak kamuoyu, bir il başkanının sadece eleştirmekle yetinmeyip, partisiyle veya kendi imkanlarıyla bu onarımı gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini sorguluyor. Şehitlerin kabri üzerinden yürütülen bu sert dilin, Türk siyasetindeki varoluş mücadelesinde nasıl bir karşılık bulacağı ise merak konusu.













