Selcan Taşçı AKP'nin MHP'yi aldığı kıskacı açıkladı: AKP, MHP'ye bir yere kadar muhtaçtı

AK Parti, MHP'ye -bir yere kadar- elbette muhtaçtı.

Selcan Taşçı AKP'nin MHP'yi aldığı kıskacı açıkladı: AKP, MHP'ye bir yere kadar muhtaçtı


Selcan Taşçı AKP'nin MHP'yi aldığı kıskacı açıkladı: AKP, MHP'ye bir yere kadar muhtaçtı

Yeniçağ gazetesi yazarı Selcan Taşçı, “Cumhur İttifakı'nda kim, neden sorumlu” başlıklı yazısında AKP ve MHP arasındaki gerilimi kaleme aldı. Taşçı, MHP'nin iktidarın ortağı konumunda olmadığını aksine iktidar üstünde neredeyse hiç etkisi olmadığını belirtti.

MHP'lilerin düşündüklerinin aksine MHP'nin AKP üzerinde etkisi olmadığını dile getiren Taşçı, MHP'nin  Andımız'ın okullarda okutulmasını bile  sağlayamadığını belirtti.

Taşçı, MHP'nin devlet içerisinde hala bir konumu olmadığını ve en önemli görevlere AKP'lilerin atanmaya devam ettiğini anlattı.

Selcan Taşçı'nın Yeniçağ gazetesindeki bugünkü yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

MHP'nin ittifaktaki rolüyle ilgili olarak "Tak diye söylüyor, şak diye yapıyorlar" algısının köpürtüldüğü bir dönemde, -zannediyorum KRT TV'deydi- katıldığım bir yayında, tam tersini düşündüğümü söylediğimde, kendini iktidarda var sayan MHP'liler tarafından hayli eleştirilmiştim.

AK Parti, MHP'ye -bir yere kadar- elbette muhtaçtı. Desteğinin devamlılığı için, "gönlünün hoş tutulmasına" elbette dikkat edilmeli, her fırsatta sırtı sıvazlanmalı, egosu okşanmalı, onore edilmeli, saygıda kusur edilmemeli, bolca takdir-teşekkür duşundan geçirilmeliydi.

Ve fakat…

İttifakın ilk gününden itibaren, sırf "MHP öyle istiyor" diye, AK Parti politikaları hilafına alınmış bir tek karar var mıydı!

***

Sorarsan, "millî bir iktidar" dönüşümü sağlamıştı MHP…

Bu nasıl bir millîlikti ki, MHP'nin var gücüyle bastırmasına karşı Andımız'ın okullarda okutulması gibi "sembolik" bir adım bile attırılamamıştı kendisine?

Bu nasıl bir millîlikti ki, devletin en stratejik makamlarına, kamunun en ballı pozisyonlarına, devletine-milletine bağlılıkta hiçbir sicil bozukluğu bulunmayanlar değil de, "bir kalemde" milliyetperverleşen, çözüm sürecinin akilleri, FETÖ artıkları, soykırım iftiracıları, özürcüler, kumpasçılar, Atatürk düşmanları getiriliyordu yine!

***

"Karabağ Zaferi" desteği mi?

Eğri oturalım doğru konuşalım;

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığından beri Karabağ konusunda kayıtsız bir lider değildi; Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı sıfatıyla ve kayıtsız şartsız olarak Ermeni açılımı yaptığı günlerde, o, Karabağ'daki işgali bir ön şart olarak gündeme getiren ve hatta Gül'ün açılımlarını destekleyen liberallerin lincine uğrayan kişiydi!

Velhasıl, Erdoğan'ın Karabağ'daki pozisyonunu MHP'ye yormak biraz haksızlık olur.

***

AK Parti, MHP Genel Başkanı'nın, verdiği desteği "devletin bekası"yla gerekçelendirmesi ve kendisi ve partisi lehine hiçbir makam-mevki talep etmemesinin rahatlığı içinde "tek başına" hükmetmeye devam ederken, gün geçmiyordu ki, MHP'li bürokratlar, Genel Merkez'de büyük hayallerle girdikleri yönetici odalarından daha büyük kırıklıklarla çıkmasınlar!

Amiyane tabirle, AK Partililerle "şahsi yakınlığı bulunan bir dayı"sı olmayanlar dışında kaç MHP'li arzu ettiği ve liyakat manasında hakkı da olan terfiyi alabildi? Atamayı yaptırabildi?

"Devlette kadrolaşıyorlar" diye bir efsane var.

Nerede?

Envai çeşit üniversite bitirmiş, pırıl pırıl, donanımlı, gelecek vaat eden ülkücü gençler ola ola ve de bolca "Özel Harekat Polisi" olabildiler!

"Ola ola"yı küçümseyerek söylediğim sanılmasın; bu ülkeye canı gönülden bağlı gençlerin "bir lokma ekmeği" bile "ölümü göze alarak" kazanmak durumunda bırakılmasına, ülkücülerin "kadrolaşmasının(!)" hep "ilk şehit verilecekleri" şekilde yapılmasına isyanla yaptığım bir vurguydu…

yeniçağ