Sınır Ötesi Yetkiye 3 Yıl, UNIFIL’e 2 Yıl Uzatma: Tezkerede PKK Vurgusu Öne Çıktı
Cumhurbaşkanlığı, TSK’nın Irak ve Suriye’de sınır ötesi yetkisinin 30 Ekim 2025’ten itibaren 3 yıl uzatılması, UNIFIL’de görevli Türk birliğinin ise 31 Ekim 2025’ten itibaren 2 yıl daha görev yapması için TBMM’ye tezkere sundu. Metinde PKK/DEAŞ tehdidi ve uluslararası hukuki dayanaklar öne çıktı.
Sınır Ötesi Yetkiye 3 Yıl, UNIFIL’e 2 Yıl Uzatma: Tezkerede ‘PKK’ Vurgusu Öne Çıktı
ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA, TÜRKİYE
TSK’nın Irak ve Suriye yetkisi için yeni takvim
Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye gerektiğinde sınır ötesi harekât icra edebilmesine olanak tanıyan Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin süresinin uzatılmasına ilişkin teklif, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Mevcut yetki 30 Ekim 2025’te dolacaktı; yeni tezkere bu tarihi başlangıç kabul ederek yetkinin 3 yıl daha sürmesini öngörüyor. Metin, Türkiye’nin güney sınırlarına mücavir bölgelerde terör tehdidinin sürdüğünü ve kalıcı istikrarın sağlanamadığını belirterek, ulusal güvenliğe yönelik risklerin giderilmesi için “dinamik politika” ihtiyacını vurguluyor.
Dikkat çeken ayrıntı: PKK ve DEAŞ başlıkları
Tezkerede Irak sahasında PKK ve DEAŞ’ın varlığını korumasının bölgesel barış ve Türkiye’nin güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu ifade ediliyor. Suriye cephesinde ise PKK/PYD–YPG ve DEAŞ’ın mevcudiyetine atıf yapılıyor; bu yapıların Türkiye’ye, sivil halka ve ülkenin ulusal güvenliğine tehdit olmaya devam ettiği kaydediliyor. Metin, PKK/PYD–YPG’nin “ayrılıkçı ve ayrıştırıcı gündem” nedeniyle Suriye merkezi yönetimiyle entegrasyona kapalı duruşunun, siyasi çözüm ve kalıcı istikrar sürecini de yavaşlattığını not ediyor. Bu bağlam, “her türlü risk ve tehdide karşı” uluslararası hukuktan doğan haklar çerçevesinde önlem alma gereğini ön plana çıkarıyor.
Hukuki dayanak ve bölgesel çerçeve
Tezkere; BM Güvenlik Konseyi’nin Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü teyit eden kararlarına ve terörle mücadelede üye ülkelere yüklenen sorumluluklara atıfta bulunuyor. Türkiye’nin DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyon içindeki faaliyetlerinin sürdürülmesinin önemine işaret edilirken, kitlesel göç gibi muhtemel risklerin yönetimi de ulusal güvenlik başlıkları arasında sayılıyor. TBMM’nin ilk olarak 2014’te verdiği ve 2023’te uzatılan sınır ötesi yetkinin, bu kez 30 Ekim 2025’ten itibaren üç yıl daha geçerli olması talep ediliyor. Askerî sevk ve kullanımın hudut, şümul, miktar ve zaman bakımından Cumhurbaşkanı tarafından takdir edileceği hükmü korunuyor.
Sahadaki ihtiyaçlar: Mayın temizliği ve kapasite inşası
Metinde Suriye’de mevcut yönetimin beklenti ve gereksinimleri doğrultusunda terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesi, sivillerin dönüşünü olumsuz etkileyen mayınların temizlenmesi ve kimyasal silahların tespiti–imhası gibi uluslararası girişimlerin desteklenmesi gereğine de ayrı bir paragraf açılıyor. Böylece, güvenlik tedbirlerinin insani sonuçları ve teknik sahaya dönük unsurlar bir arada çerçeveleniyor.
UNIFIL’de Türk birliğine 2 yıl daha
Aynı gün TBMM’ye sunulan diğer tezkere ise, Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü’ne (UNIFIL) yapılan Türk katkısının 31 Ekim 2025’ten itibaren iki yıl daha sürdürülmesini öngörüyor. Türkiye’nin bugüne dek barışı koruma harekâtında üstlendiği işlev, BM sistemi nezdindeki görünürlük ve sivil–asker iş birliği vurgulanırken; BMGK’nın 28 Ağustos 2025 tarihli kararıyla UNIFIL’in 31 Aralık 2026’ya kadar son kez uzatıldığı ve 2027’de tedricen tasfiye sürecine girileceği hatırlatılıyor. Buna göre, katkının çerçevesi ve birlik miktarı yine Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek.
Siyasi süreçte sonraki adım: Genel Kurul
Her iki tezkere de Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca Meclis’in onayına sunulmuş durumda. Komisyon ve Genel Kurul aşamalarının tamamlanmasının ardından yürürlüğe girecek kararlar, Türkiye’nin güney sınır güvenliği, terörle mücadele stratejisi ve Doğu Akdeniz–Levant eksenli barışı koruma faaliyetlerindeki angajmanını belirleyecek. Ankara kulislerinde, Irak ve Suriye’deki operasyonel esnekliğin korunmasının, hem sınır emniyeti hem de bölgesel pazarlık gücü açısından kritik görüldüğü yorumları öne çıkıyor.
Değerlendirme: Güvenlik, diplomasi ve caydırıcılık üçgeni
Tezkere paketinin ortak paydası, caydırıcılığın sürdürülmesi ve sahada oldubitti girişimlerinin engellenmesi. PKK başlığının Irak ve Suriye metinlerinde belirgin şekilde işlenmesi, Türkiye’nin terörle mücadelede “süreklilik” vurgusunu güçlendiriyor. Lübnan dosyasında ise barışı koruma misyonunun kontrollü biçimde tasfiye takvimine bağlandığı bir dönemde, Türk birliğinin iki yıllık uzatmayla sahadaki varlığını devam ettirmesi; diplomatik görünürlük ve ittifak koordinasyonu açısından önem taşıyor.
Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!
www.sehitlerolmez.com













