Siyaset bilimci Şahin: Terör, siyaset ve devlet arasındaki ince çizgiye dikkat
Siyaset bilimci Kadriye Şahin, terörle mücadelenin ideolojik alana taşındığını belirterek, Demirtaş gibi figürlerin Cumhuriyet'in üniter yapısını zorladığını savundu ve uluslararası algı operasyonlarına karşı uyarıda bulundu.
ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANALİZ / ANKARA, TÜRKİYE — 15 KASIM 2025
Siyaset bilimci ve güvenlik ve terörizm uzmanı akademisyen Kadriye Şahin, terör örgütü PKK ile mücadelenin silahlı alandan "ideolojik ve siyasal meşrulaştırma alanına" kaydığını belirterek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu felsefesindeki kırmızı çizgilere dikkat çekti. Şahin, PKK’nın siyasal uzantısı olarak gördüğü figürlerin, devlete karşı "algı savaşları" yürüttüğünü savundu.
Demirtaş: Cumhuriyet'in Kırmızı Çizgilerini Zorlamak
Şahin, Türkiye'nin neredeyse kırk yılı aşkın süredir PKK terör örgütüyle mücadele ettiğini hatırlattı. Bu mücadelenin, devletin üniter yapısına ve ulusal egemenliğine yönelmiş bir tehdit olduğunu vurguladı.
Şahin, Selahattin Demirtaş’ın Kobani olaylarında yaptığı çağrılarla 50’den fazla vatandaşın hayatını kaybetmesini örnek göstererek, bu sürecin "militarize edilmiş siyaset" olduğunu belirtti:
"Bu süreç, demokratik hakların değil, örgüt talimatlarının siyasete taşınmasıydı... Terör örgütü silahla vururken, onun politik uzantısı kelimelerle devleti hedef aldı."
Şahin, Demirtaş ve benzeri figürlerin, Cumhuriyet’in kurucu felsefesi olan "milli birlik ve üniter yapı" üzerine kurulu kırmızı çizgileri zorlama girişimlerinin modern versiyonu olduğunu ifade etti.
Uluslararası Çifte Standart ve Algı Operasyonları
Güvenlik uzmanı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 2020'de verdiği Demirtaş’ın tutukluluğunun hak ihlali olduğu yönündeki kararlarının, uluslararası sistemin çifte standardının tipik bir örneği olduğunu savundu.
"11 Eylül saldırılarından sonra ABD’nin çıkardığı 'Patriot Act' yasaları, güvenlik gerekçesiyle temel özgürlükleri kısıtlarken Avrupa’dan ciddi bir eleştiri almamıştır. Türkiye, aynı refleksi gösterdiğinde ise 'otoriterleşme' etiketi yapıştırılmaktadır."
Şahin, Demirtaş dosyasının uluslararası kamuoyunda "düşünce özgürlüğü" çerçevesinde sunulmasının bir algı savaşı olduğunu belirtti. Türkiye’nin sahada kazandığı zaferin, uluslararası arenada medya ve hukuk araçlarıyla itibarsızlaştırılmak istendiğini söyledi ve bunu klasik bir "beşinci kol" taktiği olarak nitelendirdi.
"Devletsiz Özgürlük, Kaostur"
Devletin en temel işlevinin "güvenliği sağlamak" olduğunu belirten Şahin, güvenlik olmadan özgürlüğün de var olamayacağını savundu.
"Devlet, terör örgütleriyle bağ kuran her yapıya karşı hukuki refleks göstermek zorundadır; aksi halde meşruiyetini yitirir. Çünkü devletsiz özgürlük, kaostur."
Şahin, Selahattin Demirtaş davasını, Türkiye’nin adalet sisteminin değil, egemenlik sınırlarının test edildiği bir kararlılık göstergesi olarak gördüğünü ifade etti. Türk milletinin adalet istediğini ancak terör konusunda affetmeyeceğini vurgulayarak, "Cumhuriyet’in onuru, devletin varlığıyla eş anlamlıdır. Ve bu onur, ne Brüksel’in masasında ne Strasbourg’un kararında; sadece Ankara’nın vicdanında tecelli eder" dedi.













