Suriye Masasında Sessiz ve Derin Diplomasi: Türkiye’nin Adımları Belirleyici Olacak

Nuray Babacan’ın kaleme aldığı analizde, Şam-SDG görüşmeleri, Türkiye’nin arabuluculuk çabaları ve ABD-AB pozisyonları çerçevesinde Suriye’de yaşanan sessiz diplomasi değerlendiriliyor. Süreç özerklik, IŞİD tehdidi ve PKK unsurları etrafında şekilleniyor.

Suriye Masasında Sessiz ve Derin Diplomasi: Türkiye’nin Adımları Belirleyici Olacak

Suriye Masasında Sessiz ve Derin Diplomasi: Türkiye’nin Adımları Belirleyici Olacak

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

Şam-SDG Görüşmeleri Sıklaşıyor, Ankara Süreci Yakından İzliyor

Suriye gündeminin perde arkasında sessiz ama kritik görüşmeler devam ediyor. Türkiye’nin uzun süredir dikkatle takip ettiği Şam ile SDG arasındaki temaslar, geçtiğimiz günlerde yeni bir toplantıyla ivme kazandı. Görüşmelerde, bölgedeki PKK unsurlarının ayrılması, enerji kaynaklarının kullanımı ve IŞİD tehdidine karşı ortak tutumlar gibi başlıklar ele alındı. Ancak şu ana dek somut bir sonuca ulaşılamadığı belirtiliyor.

İstanbul’da bayram öncesi gerçekleşen Suriye zirvesi, Türk tarafı tarafından stratejik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Bu zirvede alınan kararların etkilerinin orta vadede gözlemlenmesi bekleniyor.

ABD ve Avrupa’nın Yeni Pozisyonu Türkiye’nin Hamlelerini Etkiliyor

İstihbarat kaynakları, Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Ahmet Şara ile İstanbul’da yapılan toplantının, ABD’nin Suriye’ye yönelik yaptırım kararlarını yeniden değerlendirmesiyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. Avrupa Birliği ülkeleri ve Fransa’nın tutum değişikliği de bu kapsamda değerlendiriliyor.

Ankara, bu gelişmeler ışığında arabuluculuk rolünü güçlendirmeyi hedefliyor. Ancak ABD'nin SDG üzerindeki etkisi azalsa da, bölgedeki PKK unsurlarının varlığı hâlâ çözümün önünde engel oluşturuyor. SDG'nin söz verdiği adımları atmaması sadece Türkiye ve Suriye yönetimini değil, bölgedeki Arap ve Kürt aşiretlerini de ciddi şekilde rahatsız ediyor.

SDG İçindeki Gerilim Büyüyor: Yerel Unsurlar PKK’dan Rahatsız

Sahadan gelen bilgiler, Suriyeli olmayan PKK’lıların SDG bölgesinde artan etkisinin, yerel Kürtler de dâhil olmak üzere birçok kesimde rahatsızlık yarattığını ortaya koyuyor. Bu durum, sürecin sürdürülebilirliğini zorluyor.

Türk tarafı, özellikle ABD’nin politikasında yaşanacak olası değişikliklerin, SDG’yi merkezi hükümete verdiği taahhütleri yerine getirmeye zorlayacağı yönünde umut taşıyor. Bu nedenle, sürecin mümkün olduğunca sessiz ve derin diplomatik kanallarla yürütülmesi tercih ediliyor.

Pazarlıklar Özerklik Etrafında Dönüyor, IŞİD Kartı Devreden Çıkarıldı

Ankara’nın SDG ile temaslarında öne çıkan bir diğer başlık ise özerklik talebi. SDG yönetimi, ABD’nin desteğini yeniden kazanabilmek için zaman zaman IŞİD tehdidini öne çıkarıyor. Ancak Türkiye ve Suriye merkezi yönetiminin IŞİD konusunda sergilediği kararlı duruşun, bu kartın etkisini zayıflattığı belirtiliyor.

Yerel kaynaklar, son dönemde medyaya yansıyan küçük çaplı saldırıların, SDG’nin güç gösterisi amacı taşıdığı görüşünde birleşiyor. Buna rağmen, bu taktiklerin ABD nezdinde etkili olmadığı yönünde bilgiler geliyor.

Türkiye Açılım İçin Aceleci Değil, Beklenti Yönetimi Kritik

AKP kurmayları, SDG’den zaman zaman olumlu mesajlar alındığını ancak sürecin “pazarlık mantığıyla” değil, net ilkeler temelinde yürütülmesi gerektiğini düşünüyor. Ankara, mevcut süreçte hızlı sonuçlar değil, güven inşa etmeyi ve yerel dengeleri gözeten bir çözüm mimarisi kurmayı hedefliyor.

Gerek PKK’nın silah bırakması, gerekse SDG’nin yeniden yapılandırılması gibi konuların zaman gerektirdiği vurgulanırken, bu başlıklarda kısa vadede bir gelişme beklenmiyor. Tüm bu gelişmeler, Suriye’de çözüme ulaşmanın hâlâ uzun ve dikkatle yürütülmesi gereken bir yolculuk olduğunu gösteriyor.

www.sehitlerolmez.com