TBMM’de Öcalan’ sloganı krizi: DEM süreci sabote mi ediyor?
TBMM’de ‘Öcalan’ sloganı siyasi krizi derinleştirdi. Kulislerde “DEM süreci sabote mi ediyor?” sorusu öne çıkarken, Meclis ve yargıda olası yaptırımlar tartışılıyor.
TBMM’de ‘Öcalan’ sloganı krizi: “DEM süreci sabote mi ediyor?”
ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA
Siyasi kulislerde “süreci bitirme hamlesi” yorumu
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde terör örgütü PKK’nın hükümlü lideri Abdullah Öcalan lehine atılan sloganlar, çözüm arayışlarının en kırılgan evresinde yeni bir krizi tetikledi. Siyasi kulislerde, “DEM Parti süreci bitirmek istiyor” değerlendirmeleri ağırlık kazandı. Sürecin son haftalarda “aşırı temkin” içinde yürütüldüğüne dikkat çeken kaynaklar, DEM içindeki güç mücadelesi ve yeni bir parti iddiasına dair emarelerin gerilimi tırmandırdığını, bunun da Meclis zemininde provokatif bir çıkışa dönüştüğünü savunuyor.
“Tasfiye” senaryoları ve parti içi dengeler
Ankara’da dile getirilen bir başka başlık, Öcalan’ın hem PKK’nın silahlı kanadı hem de siyasî zeminde “tasfiye” hazırlığında olduğu iddiası. Bu senaryoya göre, parti içinde mevki ve ikbal hesapları yapan bazı aktörlerin olası tasfiyeyi engellemek için süreci baltalamaya yöneldiği ileri sürülüyor. Bu çerçevede Meclis’te atılan sloganların, tabanda gerilim üretmeyi ve müzakere iklimini dağıtmayı hedefleyen “bilinçli bir manevra” olabileceği yorumları öne çıkıyor.
Toplumsal hassasiyet ve siyasette ortak tepki
Gazi Meclis’te Mehmetçiğin ve sivillerin katili olarak görülen bir isme slogan atılması, kamuoyunda geniş tepki doğurdu. Birçok parti, TBMM çatısı altında “sürece dair kırmızı çizgilerin” zedelendiğini belirterek, bu tür eylemlerin kabul edilemeyeceğini vurguladı. Bazı muhalefet temsilcileri, “Süreç, toplumsal meşruiyet ve güven üretmek içindir; Meclis’te provoke eden tavırlar, güveni sıfırlar” görüşünde birleşti. İktidar çevreleri ise “milli birlik” vurgusunu öne çıkararak, benzer girişimlere karşı hukuk ve İçtüzük çerçevesinde adım atılacağını ifade ediyor.
“Tahrik yöntemi” tartışması: Kırılgan zeminde riskli hamle
Siyaset bilimciler, yüksek hassasiyet taşıyan bir başlıkta “tahrik yöntemi”nin tercih edilmesinin, toplumsal psikolojiyi hızla gerilim hattına taşıdığını belirtiyor. Uzmanlar, böylesi kırılgan bir zeminde atılacak her adımın, yalnızca taraflar arasındaki güveni değil; ekonomik gündemden dış politikaya uzanan geniş bir cephede normalleşme umutlarını da sarsabileceğini hatırlatıyor. “Kontrollü ve şeffaf iletişim” ile “temkinli adım” çağrısı, akademik çevrelerde öne çıkan ortak payda.
Meclis cephesinde olası yaptırımlar ve yol haritası
TBMM yönetimi açısından bakıldığında, İçtüzük uyarınca disiplin süreçleri gündeme gelebilir. Kınama, söz kesme ya da geçici çıkarma gibi yaptırımlar, görüntü ve tutanakların incelenmesiyle şekillenecek. Adli açıdan ise “terör propagandası” ve “suçu/teröristi övme” başlıkları değerlendirmeye açık görünüyor. Bu süreçlerin seyri, Meclis’in kurumsal itibarını koruma refleksiyle birlikte, siyaset üstü bir ortak tavrın ortaya çıkıp çıkmayacağını da gösterecek.
Süreç nereye evrilir?
Kritik soru, gerilimin mi derinleşeceği yoksa siyasetin “soğukkanlılık koridoru”na mı döneceği. Kulislerde, “sürece dair niyet testi yapılıyor” diyenler de var; “iç hesaplaşma dışa vurdu, yeni bir hizalanma kapıda” diyenler de. Ancak geniş uzlaşı, Meclis’in “kırmızı çizgi”lerinin korunması ve toplumsal hassasiyetleri hedef alan her eyleme karşı ortak demokratik refleks geliştirilmesi gerektiği yönünde. Önümüzdeki günlerde atılacak adımlar, hem parti içi dengeleri hem de müzakere zemininin kaderini belirleyecek.
Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!













