TBMM’de Süreç Komisyonu’nun 10. toplantısı: Haklar, vatandaşlık temelinde verilir vurgusu
TBMM’deki Süreç Komisyonu’nun 10. toplantısında akademisyenler güven inşası, kapsayıcı süreç tasarımı ve silahsızlanmayı düzenleyecek olası kanun için öneriler sundu. Vatandaşlık temelli hak vurgusu öne çıktı; “negatif barıştan pozitif barışa” geçiş için sosyal onarım ve güven artırıcı adımlar istendi.
TBMM’de Süreç Komisyonu’nun 10. toplantısı: “Haklar, vatandaşlık temelinde verilir” vurgusu
ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA
Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, çatışma çözümü alanında çalışan akademisyenleri dinlediği 10’uncu toplantısını 17 Eylül 2025’te gerçekleştirdi. Toplantıda güven inşası, kapsayıcı süreç tasarımı ve olası yasal çerçeveye ilişkin somut öneriler masaya yatırıldı. Açılışta Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, İmralı’dan gelen “silah bırakma” çağrısının ardından komisyonun görevinin süreci millet adına denetlemek ve gerekli düzenlemeleri toplumsal mutabakatla hayata geçirmek olduğunu söyledi.
Güven inşası ve kapsayıcılık çağrısı
Doç. Dr. Esra Çuhadar, barış süreçlerinin “akordiyon gibi” zaman zaman genişleyip daralabildiğini belirterek istikrarlı irade ve toplumsal rızanın önemini vurguladı. Çuhadar’a göre, toplumsal aktörlerin sürece dâhil edilmesi hem meşruiyeti artırıyor hem de sabotaj girişimlerinin etkisini azaltıyor. Dünya örneklerinden hareketle, kapsayıcılığın kalıcı barışa ulaşma şansını yükselttiğinin altını çizdi.
“Liderlik” değerlendirmesi tartışma yarattı
Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “sorunun ve çözümün biricikliği” vurgusuyla bölge odaklı, büyük vizyonlu adımların gerekliliğini savundu. Arslan’ın, Abdullah Öcalan’ın örgütü feshe yönlendirmesini “liderlik örneği” olarak nitelemesi, bazı milletvekillerinin “Atatürk’le kıyaslama” tepkisine yol açtı. Arslan, sözlerinin kıyaslamaya yönelik olmadığını, Atatürk’ün devletleşme dönemindeki stratejik yaklaşımının büyüklüğünü hatırlatmak istediğini ifade etti.
Hukuki ve kurumsal öneriler masada
Prof. Dr. Sevtap Yokuş Haznedaroğlu, sürecin sadece komisyonla değil alt komisyonlar ve güvence mekanizmalarıyla yürütülmesi gerektiğini belirtti. Kısa, orta ve uzun vadeli adımlar arasında; bazı siyasi tutuklulara ilişkin infaz düzenlemeleri, Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın tam uygulanması ve ayrımcılığı önleyici protokollerin onaylanması önerildi. Haznedaroğlu, “kırmızı çizgileri öne çıkarmadan çözüme yarayan kanalları çoğaltma” çağrısı yaptı.
“Negatif barıştan pozitif barışa” geçiş uyarısı
Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik, sadece çatışmanın durmasıyla yetinmenin barışı kalıcı kılamayacağını; geri dönüşlerin sağlanması, sosyal dokunun onarılması ve farklı gruplar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini anlattı. Çelik, geçmişteki Akil İnsanlar benzeri saha çalışmalarının toplumsal desteği artırabileceğini söyledi. “Güven, yolda oluşturulur” diyen Çelik, karşılıklı adımların görünür ve dengeli olmasının altını çizdi.
Vatandaşlık temelli hak vurgusu
Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Ortadoğu’daki yeni jeopolitik bağlama dikkat çekerek meselenin yalnızca iç adımlarla çözülemeyeceğini söyledi. Kaynak, “Türkiye’de demokratikleşme veya haklar etnik ya da mezhepsel aidiyete göre değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı temelinde verilmelidir” ifadesiyle tartışmanın çerçevesini çizdi; bütün ülke için insan hakları ve demokratik standartların güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Kanun taslağına ilişkin somut başlıklar
Doç. Dr. Vahap Coşkun, silahsızlanmayı bütünlüklü biçimde düzenleyecek bir kanun için öneriler sundu. Buna göre; silah bırakanların hukuki statülerinin netleştirilmesi, topluma dönüş ve uyum programlarının (eğitim, istihdam, psikososyal destek, barınma) devreye alınması, kadın–çocuk–hasta mensuplar için özel hükümler getirilmesi ve uygulamayı izleyecek bağımsız bir mekanizma kurulması önerildi. Kanunun kapsayacağı grupların açıkça tanımlanması ve uygulamanın süreyle sınırlandırılması gerektiği de vurgulandı.
“Büyük Türkiye Uzlaşısı” ve risk yönetimi
MİT Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, mevcut durumun “negatif barış” olduğunu, PKK’nın silah bırakmasının hukuki güvenceye kavuşturulmasıyla sürecin hızlanabileceğini söyledi. Köse, süreci “Büyük Türkiye Uzlaşısı” olarak tanımlayarak muhalefetin katkısının stratejik değerini işaret etti; “oyunbozan” aktörlerin sabotaj ihtimaline karşı dikkatli, aşamalı ve çok aktörlü ilerleme planı önerdi.
Komisyon çalışmalarının 18 Eylül’de devam edeceği, kısa sürede denetim ve yasa yapım boyutlarına ilişkin takvimin netleştirileceği bildirildi.
Asker Vurulunca Değil, Unutulunca Ölür!
www.sehitlerolmez.com













