Türkiye, Rusya-Ukrayna Barışının Anahtarı Olabilir mi?

İstanbul’da gerçekleşen Rusya-Ukrayna barış görüşmeleri, Türkiye’nin uluslararası diplomasi sahnesindeki kritik rolünü yeniden ortaya koydu. Görüşmelere, Ukrayna’nın büyük drone operasyonu ve Türkiye'nin denge siyaseti damga vurdu.

Türkiye, Rusya-Ukrayna Barışının Anahtarı Olabilir mi?

Türkiye, Rusya-Ukrayna Barışının Anahtarı Olabilir mi?

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

İstanbul'da Kritik Zirve: Yeni Bir Dönemin Eşiğinde mi?

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş 2022 yılından bu yana hem bölgesel güvenliği hem de küresel dengeleri sarsmaya devam ederken, taraflar bu kez İstanbul’da masaya oturdu. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşen barış görüşmeleri, savaşın seyrini değiştirme potansiyeli taşıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın koordinasyonunda, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın da katılımıyla yürütülen toplantılara, iki ülkenin kritik isimleri katıldı: Ukrayna Savunma Bakanı Rustem Umerov ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in danışmanlarından ideolog Medinski.

Ukrayna heyetinde yer alan Umerov’un Kırım Tatarı olması ve Türkçeyi akıcı konuşması, Türkiye'nin aracılığındaki diplomatik sürecin sembolik önemini daha da artırdı.

Barış Masasından Önce Savaşın Sertleşen Yüzü

Görüşmelerin hemen öncesinde, Ukrayna’nın gerçekleştirdiği büyük bir insansız hava aracı operasyonu savaşın şiddetinin azalmadığını gösterdi. Ukrayna istihbaratının yönettiği bu saldırı, Rusya’nın hava savunma sistemlerini hedef aldı. Ülkenin doğusundan batısına eşzamanlı olarak yürütülen saldırı, adeta modern bir “Pearl Harbor” olarak tanımlandı.

Konteynerlara gizlenmiş yüzlerce drone ile yapılan operasyon sonucunda, Rusya’nın birçok askeri tesisi ve hava savunma altyapısı ciddi hasar aldı. Amerikan yetkilileri saldırıyla ilgili “bize bilgi verilmedi” derken, Avrupa’dan bazı istihbarat desteği iddiaları dikkat çekti.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski bu operasyonla, ülkesinin yalnızca savunma değil, stratejik istihbarat ve teknolojik üstünlük açısından da yeni bir seviyeye geçtiğini gösterdi.

Türkiye’nin Dış Politika Stratejisi ve Montreux Dengesi

Türkiye’nin bu süreçteki pozisyonu, klasik dış politika çizgisine dönüş olarak yorumlanıyor. Montreux Sözleşmesi’ne bağlı kalarak savaş gemilerinin geçişini engelleyen Türkiye, hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor hem de Rusya ile doğrudan iletişimi koparmıyor.

Bu denge siyaseti, Türkiye’yi Batı’nın baskısından uzak tutarken, aynı zamanda barış süreçlerinde taraflar için güvenli bir arabulucuya dönüştürüyor. İngiltere ve Polonya gibi ülkeler sert söylemler benimserken, Türkiye’nin ılımlı tutumu onu eşsiz bir müzakere zemini haline getirdi.

Taraflar Ne İstiyor?

Görüşmelerde Ukrayna, işgal altındaki topraklarını —özellikle Kırım ve Donbas bölgelerini— geri almak ve savaş tazminatı talep ediyor. Rusya ise bu bölgelerden çekilmek istemiyor, Ukrayna’nın NATO ve AB üyeliğine karşı güvence istiyor. Tarafsız bir Ukrayna ve “batılı askerlerin” bölgede konuşlanmaması, Rusya'nın kırmızı çizgileri arasında.

Bu talepler, masadaki çözüme ne kadar uzak olunduğunu gösteriyor. Ancak Türkiye’nin ev sahipliğindeki bu tür temaslar, ateşkes zeminini yaratma adına kritik.

Rusya'nın Zayıf Noktası: İç Güvenlik Açığı

Drone saldırısının boyutu, Rusya’nın iç güvenlik ve istihbarat zafiyetlerini gözler önüne serdi. Tır şoförlerinin bile ne taşıdığını bilmediği bir operasyonun bu kadar etkili olabilmesi, Rusya içinden de bazı unsurların “asetleştirildiği” iddialarını güçlendiriyor.

Operasyon sonrası Rusya'nın karşı saldırıları, Ukrayna’daki bazı sivil hedefleri vurdu. Savaşın sertliği devam ederken, taraflar çözüm arayışında Türkiye gibi bir ülkeye ihtiyaç duyduklarını açıkça göstermiş oldu.

Sonuç: Türkiye’nin Rolü Daha da Önemli Hale Geldi

İstanbul’daki barış görüşmeleri, kısa vadede bir çözüm getirmese de Türkiye’nin küresel düzeydeki diplomatik etkisini gözler önüne serdi. Türkiye, sadece coğrafi konumu değil, aynı zamanda tarafsız duruşu ve denge siyasetiyle de barışa en yakın ülke olduğunu ispatladı.

Rusya-Ukrayna savaşının hem askeri hem diplomatik yüzü giderek karmaşıklaşıyor. Ancak her geçen gün, Türkiye’nin arabuluculuk rolünün hem taraflar hem de dünya kamuoyu nezdinde daha da önemli hale geldiği görülüyor.

www.sehitlerolmez.com