Türkiye, Savunma Sanayiinde Küresel Güç Haline Geliyor
Türkiye'nin savunma sanayii alanında son yıllarda nasıl bir atılım gerçekleştirdiği, ihracat rakamlarının nasıl büyüdüğü ve KAAN gibi stratejik ürünlerin küresel pazardaki etkisi detaylarıyla anlatılıyor.
Türkiye, Savunma Sanayiinde Küresel Güç Haline Geliyor
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
Endonezya ile tarihi KAAN anlaşması
Türkiye, yerli savunma sanayisindeki son hamlesiyle dikkatleri bir kez daha üzerine çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Haziran’da yaptığı açıklamada Endonezya’ya 48 adet milli muharip uçağı KAAN’ın ihraç edileceğini duyurdu. Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile Endonezya Savunma Bakanlığı arasında imzalanan bu anlaşma, Türkiye’nin savunma ihracatında bugüne kadarki en büyük sözleşmelerinden biri olarak kayda geçti.
SİHA'lar savaş alanlarını nasıl değiştirdi?
Türk yapımı silahlı insansız hava araçları (SİHA), Türkiye’nin savunma sanayisinin amiral gemisi ürünleri haline geldi. Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB-2, Ukrayna, Libya, Suriye ve Karabağ gibi birçok savaş alanında aktif şekilde kullanıldı. Etkinliği ve maliyet/performans dengesiyle öne çıkan TB-2, bugüne kadar 39 ülkeye ihraç edildi.
Bunlara ek olarak, ANKA, Aksungur, Akıncı gibi diğer Türk SİHA’ları da uluslararası müşterilerden yoğun talep görüyor. Türkiye’nin geliştirmekte olduğu insansız savaş uçağı Kızılelma ise bu alandaki iddiasını bir üst seviyeye taşıyacak gibi görünüyor.
Türkiye'nin savunma ihracatı nasıl büyüdü?
2014 yılında 1,64 milyar dolar olan savunma ihracatı geliri, 2024 yılı sonunda 7,1 milyar dolara ulaştı. Sadece son dört yılda gelirler iki katına çıkarken, ihracat yapılan ülke sayısı da genişledi.
Öne çıkan pazarlar arasında Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan ve Katar bulunuyor. Bu üç ülke toplam ihracatın yaklaşık %38’ini oluşturdu. Türkiye, Orta Doğu’dan Kuzey Afrika’ya, Orta Asya’dan Doğu Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada askeri ihracat ilişkileri kurmuş durumda.
Sadece SİHA değil: Genişleyen ürün yelpazesi
Türkiye, savunma ihracatında sadece insansız hava araçlarıyla sınırlı kalmıyor. MİLGEM sınıfı korvetler ve fırkateynler, T-129 ATAK helikopterleri, Hürkuş eğitim uçağı, zırhlı araçlar, mühimmat, balistik füzeler ve hava savunma sistemleri gibi birçok ürün dünya pazarlarında yer buluyor.
2022 yılında Endonezya’ya ilk kez Khan balistik füzesinin satılmasıyla bu alanda da yeni bir kapı aralanmış oldu. 2000 kilometre menzile sahip yerli balistik füze projesi ise dikkatle takip ediliyor.
Savunma sektörü ekonomiye nasıl katkı sağlıyor?
Türkiye'nin savunma sanayii sadece askeri alanda değil, ekonomik anlamda da önemli bir itici güç haline geldi. 2025 yılı itibarıyla sektörde çalışan sayısının 110 bini aşması bekleniyor.
Baykar, 1,9 milyar dolarlık geliriyle dünyanın en büyük savunma şirketleri arasında 69. sırada yer aldı. Selçuk Bayraktar, 2022 yılında Türkiye’nin en fazla vergi ödeyen ismi oldu.
Savunma Sanayii Başkanlığı, 2028 yılı için ihracat hedefini 11 milyar dolar olarak belirledi. Hedef, Türkiye’yi dünyanın ilk 10 savunma ihracatçısı arasına sokmak.
F-35’ten çıkarılmak Türkiye’ye ne kazandırdı?
ABD’nin Türkiye’yi 2019 yılında F-35 programından çıkarması ilk bakışta bir kayıp gibi görünse de, Türk yetkililer bunu bir fırsat olarak değerlendirdi. Bu durum, yerli savunma sanayisini hızla geliştirme yönünde güçlü bir motivasyon sağladı.
Türkiye bugün kendi savunma ihtiyaçlarının %80’ini yerli üretimle karşılıyor. Yabancı kaynaklara bağımlılığı azaltma hedefiyle yürütülen çalışmalar, S-400 krizinin ardından daha da hız kazandı.
Diplomatik etkileri ne oldu?
Savunma ihracatı, Türkiye’nin dış politikasında stratejik bir araç haline geldi. “İHA diplomasisi” olarak adlandırılan bu yaklaşım sayesinde Türkiye, askeri teknolojiyi diplomatik ilişkileri pekiştirmek ve yeni pazarlar kazanmak için etkin biçimde kullanıyor.
Ancak bu durumun bazı riskleri de var. Uzmanlar, özellikle Afrika’daki satışlarda bölgesel hassasiyetlerin gözetilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
Sonuç: Türkiye’nin yükselen savunma gücü
Bugün Türkiye, kendi teknolojisini geliştirip ihraç edebilen bir savunma gücü haline gelmiş durumda. 2002 yılında sadece 62 savunma projesi yürütülürken bu sayı 2024’te 1100’ü aştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle: “Türkiye, Türkiye’den büyüktür.” Savunma sanayiindeki bu yükseliş, sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve diplomatik bir etki yaratıyor.
Türkiye artık sadece bir pazar değil, aynı zamanda bir üretici, ihracatçı ve küresel savunma oyuncusu konumuna geldi.













