Türkiye’de 2023’te kadına yönelik şiddet tablosu

Bianet’e göre 333 kadın öldürüldü

Türkiye’de 2023’te kadına yönelik şiddet tablosu

Türkiye’de 2023’te kadına yönelik şiddet tablosu: “Politikaların şiddete doğrudan etkisi var"

Türkiye’nin değişmeyen gündem maddelerinden olan kadına yönelik şiddet 2023 yılında da kadınların en önemli sorunu olmaya devam etti.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2023’te 300 kadın öldürüldü. Şiddetle ilgili verileri derleyen diğer kurumlar ise sayıların daha fazla olduğu görüşünde.

Şiddetten ölen kadınlar anısına internet ortamında kurulan dijital anıta bu yıl ismi eklenen son kadın ise Selma Abacı oldu.

Hatay’ın İskenderun ilçesinde, Şubat ayı başlarında kaybolan yedi aylık hamile Selma Abacı ile çocukları Kerim ve Azat’ın cesetleri Bitişik Yaylası’nda çukura gömülmüş halde bulundu. Abacı’nın isminin anıta eklenmesiyle, bu yılın ikinci yarısı daha olmadan anıttaki şiddet kurbanı kadınların sayısı 48’e ulaştı.

Kadına yönelik şiddetle mücadele için kurulan “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu”nun 11 Ocak’ta yapılan toplantısında konuşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 2023 yılı içerisinde 300 kadının öldürüldüğünü açıkladı.

Yerlikaya, “Bu cinayetlerdeki toplam şüpheli sayısı 284’tü. Çünkü birden fazla kadın cinayeti işleyen şüpheli var. Bu şüphelilerden 208’i tutuklandı, 71’i intihar etti. Firarda olan beş şahsı da yakalama çalışmalarımız devam ediyor” bilgilerini paylaştı.

Yerlikaya konuşmasında, 2018 yılında hayata geçirilen Kadın Destek Uygulaması’na (KADES) şimdiye kadar bir milyon ihbar geldiğine de dikkat çekti.

Bianet’e göre 333 kadın öldürüldü

Yıllardır kadına yönelik şiddetle ilgili veriler toplayarak, rapor hazırlayan Bağımsız İletişim Ağı’na (Bianet) göre geçen yıl 333 kadın ve 28 çocuk erkek şiddeti sonucu öldürüldü.

Önceki yıllarda işlenmiş ancak 2023’te basına yansıyan cinayetler de eklendiğinde rakam 339’a çıkıyor. Bianet’in raporuna göre erkekler, 18 kadına tecavüz etti, 371 kadını seks işçiliğine zorladı, 355 kadını taciz etti ve 123 çocuğu istismar etti. 2023'de aralarında transların da olduğu en az 270 kadının ölümü basına "şüpheli" olarak yansıdı.

Bianet verilerine göre en az 46 kadın, “koruma”, “uzaklaştırma” kararı ve talebine rağmen öldürüldü.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu: “248 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu”

Kadına yönelik şiddetle mücadele amacıyla 2010 yılında kurulan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun derlediği verilere göreyse geçen yıl 315 kadın öldürüldü, 248 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. 2018 yılından beri şiddet vakalarını kayıt altına alan platformun verilerine göre, kadınların yüzde 65’i evlerinde öldürüldü.

Dijital anıtta bu yıl öldürülen kadın sayısı 48 olarak belirtilse de platform sadece Ocak ayında 21’i şüpheli 52 kadının ölümünü kayıt altına aldı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun Genel Sekreteri Fidan Ataselim, özellikle şüpheli kadın ölümlerinin geçen yıl arttığına vurgu yaparak, cinayetlerin en çok evde işlenmesinin dikkat çekici olduğunu söyledi.

VOA Türkçe’ye konuşan Ataselim, kadın cinayetlerinin durdurulması için önce şiddetin sonlandırılması gerektiğini dile getirdi.

Geçen yıl en fazla cinayetin Mayıs ayında işlendiğini ifade eden Ataselim, “Mayıs ayı genel seçimlerin olduğu aydı ve genel seçimlerin olduğu ay kadınların haklarının en çok tartışmaya açıldığı dönemde, özellikle Refah Partisi’nin, Hüda Par’ın politikaları, Cumhur İttifakı’na katılma gerekçeleri olarak 6284 hedefe oturtmuş olmaları, buna karşı net bir iradenin ortaya konmamış olması, Cumhur İttifakı’nın bir bileşim olarak, ittifak zemini olarak maalesef ki kadın düşmanı politikaları ileri sürüyor olmaları, kadınların hayatına doğrudan yansıdı diyebilirim” dedi.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi'nden imzasını geri çekmesinin olumsuz etkilerinin 2023 yılında da görüldüğünü vurgulayan Ataselim, faillerinin kendilerini daha güçlü, cesaretli hissetmeye başlaması nedeniyle şiddetin arttığını belirtti.

Sözleşmenin yürürlüğe girdiği 2011 yılında şiddetin ciddi oranlarda azaldığına dikkat çeken Ataselim, “Bu da tesadüf değildi çünkü İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı yıl böyle bir atmosferin bütün siyasi partilerin hemfikir olarak bu politikayı ortaya koyuyor oluşları, ev içerisindeki, sokaktaki şiddetin azalmasını sağlamıştı. Sonraki yıllarda uygulamada her ne kadar sorunlar yaşasak da 6284 sayılı kanun da yine İstanbul Sözleşmesi’nin koruma maddesine ilişkin aslında iç hukukumuzdaki bir uyum yasasıydı. Şiddetle baş başa bırakılmış olan kadınlar toplumundayız. Tek güvencemiz sarılacağımız şey, 6284 sayılı kanunumuz, medeni hayatımızı, modern hayatımızı düzenleyen haklarımızı barındıran medeni kanun, bunlara asla dokunulmaması için anayasal işleyişin sürmesi için biz elimizden geleni yapmaya devam ediyor olacağız” diye konuştu.

Ataselim, 6284 sayılı yasa kapsamında uzaklaştırma kararlarının yenilenmemesi, zorlama hapis kararlarının verilmemesi gibi durumların ölümlere yol açtığını savunarak İzmir’de işlenen Hülya Şelavcı Yeğin cinayetini örnek gösterdi. İzmir’de 2022 yılının Ekim ayında meydana gelen olayda, boşanma aşamasında olan Hülya Şelavcı Yeğin eşi tarafından öldürülmüştü.

Ataselim, mahkemenin 6284’ü uygulamadığı için Şelvacı’nın eşi Kaffar Yeğin’in tutuklanmadığını ve cinayeti işlediğini söyledi.

Fidan Ataselim, iktidara oy veren kadınların da medeni haklarından vazgeçmeyeceğini savunarak, kadın mücadelesinin geleceğinden umutlu olduğunu dile getirdi.

Yasalarla verilen haklardan bütün kadınların yararlandığına dikkat çeken Ataselim sözlerini şöyle tamamladı: “Siyasi iktidara oy veren kadınlar da 6284’ten hep birlikte yararlanıyoruz. Bunun farkındalar. Bütün bu coğrafyalarda mücadele yürüyor ve sürüyorsa, bu topraklardaki kadınlarda kendi haklarına sahip çıkmak için elinden geleni yapacaklar. Bu yüzden umutluyum. Toplum değişti kadına yönelik şiddet artık o kadar matah bir şey değil.”

Nebahat Akkoç: “Bir kadın sadece kadın olduğu için öldürülüyorsa 1 cinayet bile çok yüksektir”

Doğu ve Güneydoğu’da 27 yıldır kadın hakları için mücadele eden KAMER Vakfı’nın Başkanı Nebahat Akkoç, rakamlar hakkında “Bir kadın sadece kadın olduğu için öldürülüyorsa bir cinayet bile çok yüksektir” yorumunu yaptı.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Akkoç, KAMER’in örgütlü olduğu bölgede “namus” adına işlenen cinayetlerin sayısının çok azaldığına dikkat çekti.

Kadın cinayetlerinin Türkiye’nin dört bir yanında devam ettiğini vurgulayan Akkoç, “Toksik bir erkeklik algısı var. Cinayeti işleyen 71 kişinin kendi hayatına da son verdiğini düşünün. Yasal tedbirlerin yanı sıra bu algının değişmesi lazım” dedi.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin katilleri cesaretlendirdiğine dikkat çeken Akkoç, “İstanbul Sözleşmesini uygulamaya yönelik bir çaba harcanmamıştı. Ama Dünyanın büyük oranda kabul ettiği Avrupa Konseyi Sözleşmesinden çekilmek şiddet uygulayanları, katilleri cesaretlendirdi diyebiliriz. Bence kendini dini otorite kabul ederek kadınları ikincilleştiren birtakım kişilerin açıklaması cinayetleri arttırıcı etki yapıyor. Neler söylüyorlar bakalım, 'Kız çocukları buluğ çağına girmeden evlendirilebilir.’ Bu açıklama net olarak erkekleri pedofiliye teşvik ediyor. Suç işliyor ama hakkında işlem yapılmıyor. ‘Gebe kadınların sokağa çıkması günahtır. Kadınların asıl kariyeri çocuk doğurmaktır” diye konuştu.

Akkoç, Koordinasyon Kurulu’nun tedbirlerine ilişkin ise
“Daha farklı tedbirler alınmadıkça bu kadar yarıyor işte. Bazı adamlar kendilerini otorite sayarak konuşuyor ve kadın düşmanlığını teşvik ediyorlar. Bunlar cezalandırılmalı” dedi.

COA