Türkiye’de Taciz İddiaları: Kadınların İfşaları Hukuki Süreçleri Nasıl Etkiliyor?
Türkiye’de sosyal medyada artan taciz ifşaları hukuki süreçleri yeniden gündeme taşıdı. Avukatlar, kadının beyanının esas alınmasının masumiyet karinesine aykırı olmadığını vurguluyor.
Türkiye’de Taciz İddiaları: Kadınların İfşaları Hukuki Süreçleri Nasıl Etkiliyor?
İYİ AVUKAT / ANKARA, TÜRKİYE
Türkiye’de günlerdir sanat, yayıncılık ve medya dünyasında kadınlar, taciz ve istismar iddialarını sosyal medyada paylaşıyor. Kadınlar, bu ifşalar yoluyla hem seslerini duyuruyor hem de birbirlerine destek oluyor. Peki, bu ifşaların hukuki boyutu nedir, “kadının beyanı esastır” ilkesi masumiyet karinesiyle çelişiyor mu?
İfşalar Nasıl Başladı?
Süreç, tanınmış bir makyözün kadınlara cinsel içerikli fotoğraflar göndermesi iddiasıyla başladı. Ardından fotoğrafçılık ve sanat dünyasında çalışan bazı erkekler hakkında da benzer iddialar sosyal medyada paylaşıldı.
Kimi erkekler suçlamaları reddederken, bazıları özür diledi. Örneğin, sanat yazarı Kültigin Kağan Akbulut, kendisine yöneltilen iddiaları kabul ederek özür diledi ve görevlerinden ayrıldı. Yönetmen Selim Evci hakkında çıkan iddiaların ardından ise filmleri Mubi platformundan kaldırıldı, Akbank Kısa Film Festivali iptal edildi.
Hukuki Açıdan İfşaların Konumu
Avukat Ceren Kalay Eken, bu tür suçların çoğunun “takibi şikâyete bağlı suçlar” kapsamında değerlendirildiğini belirtiyor. Yani mağdurun olaydan sonraki 6 ay içinde şikâyetçi olması gerekiyor.
Eken’e göre, zor kullanma veya nitelikli cinsel saldırı durumlarında savcılığın kendiliğinden harekete geçmesi gerekse de uygulamada mağdur şikâyeti olmadığında soruşturmalar çoğu zaman derinleştirilmiyor. Bu durum kadınların adalete erişimini zorlaştırıyor.
Kadının Beyanı Esastır İlkesi
Türkiye’de tartışılan “kadının beyanı esastır” ilkesi, özellikle delil yetersizliği bulunan dosyalarda önem kazanıyor. Hukukçular, bu ilkenin masumiyet karinesiyle çelişmediğini vurguluyor.
Avukat Hülya Gülbahar, Yargıtay kararlarını hatırlatarak, masumiyet karinesinin yalnızca “suçu sabit oluncaya kadar kişiye suçsuz muamelesi yapılmasını” güvence altına aldığını ifade ediyor. Bu nedenle, mağdurun beyanı yargılamada delil niteliği taşırken, sanığın hakları da korunmaya devam ediyor.
Masumiyet Karinesi ve İtibar Suikastı Tartışması
Tacizle suçlanan bazı erkekler, ifşaların “itibar suikastı” olduğunu ileri sürerek hukuki yollara başvuracaklarını açıkladı. Hukukçulara göre, hem mağdurun hak arama özgürlüğü hem de sanığın masumiyet karinesi bir arada korunabilir.
Eken bu durumu şöyle özetliyor:
“Tacize uğradığını iddia eden kişinin de, iftiraya uğradığını düşünen kişinin de yargı önünde hakkını arama özgürlüğü vardır. Bu iki hak yarışır, biri diğerini ortadan kaldırmaz.”
Toplumda Kolektif Bilinç
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav ise bu ifşaların sadece bireysel değil, toplumsal bir farkındalık yarattığını söylüyor. Kurumların ve sivil toplum örgütlerinin desteği, kadınların yalnız olmadıklarını hissetmelerini sağlıyor.
Kav, “Toplumda şiddet karşısında kolektif bir bilincin geliştiğini görüyoruz. Bu çok olumlu bir gelişme” diyerek sürecin önemine dikkat çekiyor.













