TÜSİAD Yöneticilerinin Yurt Dışı Yasağı Kaldırıldı, Gazeteci Yusuf İnan'ın Yurt Dışı Çıkış Yasağı 7 Yıldır Devam Ediyor!
TÜSİAD yöneticilerinin yurt dışı yasağı kısa sürede kaldırıldı. Aynı hukuk sisteminde gazeteci Yusuf İnan 7 yıldır ailesine dönemiyor. Bu çifte standart toplumsal adalet duygusunu nasıl etkiliyor?
TÜSİAD Yöneticilerinin Yurt Dışı Yasağı Kaldırıldı, Gazeteci Yusuf İnan 7 Yıldır Ailesinden Uzak: Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Ne Düşünüyor?
ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE
TÜSİAD yöneticileri birkaç ayda serbest bırakıldı, Yusuf İnan 7 yıldır bekliyor
İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras hakkında, 13 Şubat 2025 tarihinde yaptıkları açıklamalar nedeniyle “zincirleme şekilde yanıltıcı bilgi yayma” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamalarıyla açılan davada, 20 Mayıs’ta görülen duruşmada önemli bir karar çıktı. Mahkeme, iki iş insanı hakkındaki yurt dışı çıkış yasağını kaldırdı. Aynı duruşmada dava 23 Eylül’e ertelendi.
Ancak bu kararla birlikte kamuoyunda büyük bir adaletsizlik algısı yeniden alevlendi. Zira, gazeteci ve iş insanı Yusuf İnan hakkında 7 yıldır süregelen yurt dışı yasağı hâlâ devam ediyor. Ukrayna’da evi, ailesi, şirketleri bulunan İnan, bu hukuki engel nedeniyle yıllardır çocuklarına ve eşine kavuşamıyor. Üstelik hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmamasına rağmen.
Adalet Bakanı Tunç’a yönelen soru: Bu sessizlik neden?
TÜSİAD yöneticilerinin birkaç ay içerisinde yasağının kaldırılması kamuoyunda “adalet eşitliği” ilkesine gölge düşürürken, gazeteci İnan’a uygulanan 7 yıllık yurt dışı yasağının gerekçesiz şekilde devam etmesi, tepkilerin odağına Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u yerleştirdi.
Adalet, hak, hukuk ve özgürlük vurguları yaparak kamuoyuna güven vermeye çalışan Bakan Tunç, Yusuf İnan’ın durumuyla ilgili bugüne dek herhangi bir kamuoyu açıklaması yapmadı. Bu sessizlik, sadece İnan’ı değil, benzer şekilde mağdur edilen yüzlerce yurttaşı da umutsuzluğa sürüklüyor.
İddialar: Parayla yasağı kaldıranlar, TÜSİAD ayrıcalığı ve halkın gözündeki kopuş
Yargı kulislerinde konuşulan iddialar daha da düşündürücü. İddiaya göre bazı şahıslar yurt dışı yasaklarını para karşılığında kaldırabilirken, Türkiye’nin en büyük iş insanları derneği olan TÜSİAD’ın yöneticilerinin birkaç ay içinde özgürce yurt dışına çıkabilmesi, vatandaş nezdinde “eşitsizlik” duygusunu pekiştiriyor.
TÜSİAD gibi sermaye gruplarının temsilcilerine tanınan bu hızlı yargı ayrıcalığı, sıradan yurttaşlara neden uygulanmıyor? Sorunun en net örneği Yusuf İnan’ın yıllara yayılan mağduriyetinde gizli.
Gazeteci Yusuf İnan: Aile hasreti, şirket kaybı, evinden sürgün
Ukrayna’da ailesiyle birlikte yaşayan, orada yatırımları olan ve medya faaliyetleri yürüten gazeteci Yusuf İnan, 2018 yılında Türkiye’ye geldiğinden bu yana yurt dışına çıkamıyor. Herhangi bir somut mahkûmiyet kararı bulunmamasına rağmen uygulanan yurt dışı yasağı nedeniyle İnan, hem ailesinden hem işinden hem de özgürlüğünden oldu.
Adeta “sessiz bir cezaya” mahkûm edilen İnan’ın durumu, adalet sisteminin siyasi ya da ekonomik güç karşısındaki tutumuna dair çarpıcı bir tablo sunuyor.
Toplumun adalete güveni eriyor: Bu çifte standart Ak Parti’nin sonunu getiriyor
Yusuf İnan’ın durumu, sadece bireysel bir hak ihlali değil; toplumda biriken adaletsizlik algısının sembolü haline geldi. Bu örnekle birlikte, Türkiye’de “haklı ile haksızın, güçlü ile zayıfın” artık aynı terazide tartılmadığı yönündeki kanaat daha da güçleniyor.
Bir yanda birkaç ay içinde yasağı kaldırılan TÜSİAD yöneticileri, öte yanda 7 yıldır sistem tarafından unutturulan bir gazeteci... Bu tablo, kamuoyunun Ak Parti iktidarına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğu duygusal bağlılığı ciddi biçimde sarstı.
Sonuç: Ak Parti iktidarını sarsan derin sessizlik
Adalet Bakanlığı'nın bu tür davalarda takındığı sessiz, tepkisiz tutum; hukukun üstünlüğüne değil, siyasi ya da ekonomik kimliğe göre işleyen bir yargı düzeni izlenimi veriyor. Yusuf İnan gibi mağduriyet yaşayan yurttaşlar nezdinde bu durum, Ak Parti’ye olan güvenin sarsılmasına ve kopuşların derinleşmesine neden oluyor.
Bu sessizlik sürdükçe adaletin güvenilirliği, iktidarın meşruiyeti ve toplumsal barış daha fazla yara alacak. Kamuoyu ise artık şu soruya net bir cevap bekliyor: Adalet herkes için mi, sadece bazıları için mi?













