Ukrayna Görüşmeleri Erdoğan’a Yeni Fırsatlar mı Yaratıyor?

İstanbul’da yapılan Ukrayna görüşmeleri liderler düzeyinde sonuçsuz kalsa da, Türkiye’nin diplomatik kazanımları dikkat çekiyor. Erdoğan’ın arabuluculuk rolü, hem Batı ile ilişkilerini güçlendiriyor hem de iç politikada elini rahatlatıyor.

Ukrayna Görüşmeleri Erdoğan’a Yeni Fırsatlar mı Yaratıyor?

Ukrayna Görüşmeleri Erdoğan’a Yeni Fırsatlar mı Yaratıyor?

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

Liderler gelmedi ama Ankara kazanım elde etti

İstanbul’da gerçekleşen Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri, devlet başkanlarının katılmaması nedeniyle somut sonuçlar doğurmasa da, Türkiye açısından önemli kazanımlarla sonuçlandı. Uzmanlara göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği çok yönlü diplomasi, Türkiye’yi yeniden küresel diplomasinin merkezine taşıyor.

Hem Batı ile hem Rusya ile diyaloğu sürdürebilen nadir ülkelerden biri olan Türkiye, bu sayede ABD başta olmak üzere birçok küresel aktör nezdinde arabuluculuk kabiliyetini kanıtlamış oldu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın da katılımıyla yürütülen müzakere süreci, Erdoğan’ın diplomatik hamlelerini güçlendiren yeni bir platforma dönüştü.

Trump ve Erdoğan hattı yeniden güçleniyor

ABD’nin eski Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la çalışmaya “sabırsızlandığını” açıklarken, görüşmelerde elle tutulur bir ilerleme sağlanması halinde İstanbul’a gidebileceğini duyurdu. Trump’ın açıklamaları, iki lider arasındaki sıcak ilişkinin sürdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.

Washington Institute'ten Soner Çağaptay’a göre, Erdoğan’ın Türkiye’yi diplomatik bir merkez olarak konumlandırması, onu hem Batı nezdinde hem de Rusya karşısında stratejik bir oyuncu haline getiriyor. Trump’ın yaklaşımı, Erdoğan’a hem ikili ilişkilerde hem de savunma iş birliklerinde yeni fırsatlar sunabilir.

Türkiye’nin diplomasi ayak izi genişliyor

Ankara, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırdığı 2022 yılından bu yana taraflar arasında köprü kurmaya çalışıyor. Antalya’da düzenlenen ilk üçlü görüşmeler, ardından İstanbul’daki müzakere masası, tahıl koridoru anlaşması ve savaş esirlerinin takası gibi girişimler Türkiye’nin diplomatik etkisini artırdı.

Uzmanlar, Türkiye’nin hem Ukrayna’ya insansız hava aracı desteği vererek Kiev’in yanında durduğunu, hem de Moskova ile ekonomik ilişkilerini koruyarak arabulucu kimliğini sürdürdüğünü vurguluyor. Bu çok yönlü denge politikası, Türkiye’ye özgün bir hareket alanı sağlıyor.

Kırım faktörü ve Karadeniz dengesi

Türkiye’nin Kırım’ın Rusya tarafından ilhakına karşı tutumu, Karadeniz’deki güvenlik dengeleri açısından belirleyici olmaya devam ediyor. Kırım’ın ilhakının Ankara tarafından tanınmaması, Montrö Sözleşmesi’nin Karadeniz’deki jeopolitik önemiyle birleştiğinde, Erdoğan’ın denge politikasına stratejik derinlik katıyor.

ABD ve AB'nin pozisyonları değişse dahi, Ankara’nın Karadeniz’de Rusya'nın ağırlık kazanmasına karşı tutumunun değişmeyeceği ifade ediliyor. Çünkü bu durum Türkiye’nin bölgesel güvenlik stratejileriyle doğrudan ilgili.

Türkiye barışın mimarı olabilir mi?

Bir ateşkes anlaşması ihtimali ortaya çıktığında, bu sürecin denetimi ve güvenliği açısından Türkiye’nin donanması ve stratejik konumu ön plana çıkıyor. Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nın “kapı bekçisi” rolü, Erdoğan’a müzakere masasındaki dengeleyici kimliğini daha da pekiştirecek bir koz sunuyor.

Stratejik uzman Yasir Atalan’a göre, İstanbul’un müzakere yeri olarak seçilmesi tesadüf değil. Karadeniz’e açılan bu kent, sadece coğrafi değil, diplomatik olarak da savaşın doğal kesişme noktası.

İç politikada da elini güçlendiriyor

Erdoğan’ın diplomatik hamleleri yalnızca uluslararası arenada değil, iç politikada da etkili oluyor. Türkiye’de yapılacak bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanılırken, Erdoğan’ın barışçıl arabuluculuk rolü ve stratejik hamleleri, muhalefetin sesini kısmaya yarayabilecek bir manevra alanı yaratıyor.

CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluk sürecinin üçüncü ayına girmesi, bu bağlamda daha az gündeme taşınıyor. Erdoğan, dış politikadaki başarılarını iç politikada da güç kazanmak için kullanmayı sürdürüyor.

Diplomasinin merkez üssü İstanbul mu olacak?

Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrii Sybiha’nın “Dünya diplomasisinin merkez üssü artık Türkiye” sözleri, Ankara’nın yeni jeopolitik rolünün açık bir ifadesi. Erdoğan’ın Rusya, ABD, AB ve NATO arasında denge kurma stratejisi, Türkiye’yi savaş yorgunu bir dünyanın yeni diplomatik merkezine dönüştürebilir.

www.sehitlerolmez.com