Adaletsizlik İstiap Haddini Doldururken
Çiğdem Toker, Can Atalay kararı üzerinden Türkiye’deki hukuksuzluk, anayasal kriz ve siyasal çatlaklara dikkat çekiyor. Erken seçim ihtimalinin ve halkın adalet talebinin giderek büyüdüğünü gözler önüne seriyor.
Adaletsizlik İstiap Haddini Doldururken
YEREL GÜNDEM / TÜRKİYE
AYM kararının TBMM'de okutulması neyi değiştirdi?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, TİP Milletvekili Can Atalay ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararını okuttu. Bu kararın aylardır bekletilmesi, anayasal düzenin ve yasama organının saygınlığına gölge düşürürken, Biçer’in adımı hukuk çerçevesinde değerlendirildi. Ancak ardından gelen kriz, Türkiye’nin içinde bulunduğu “hukuksuzluğun normalleştiği” süreci bir kez daha görünür kıldı.
Okutulmadı mı, yoksa okutulması mı engellendi?
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un kararı "teamüllere aykırı" olarak nitelendirip tutanaklardan çıkarttırması, tam tersine hukuki bir gerçekliği teyit etti. Zira tutanaktan çıkarılan her şey, daha önce orada yer aldığını ispatlar. Hukuken işlem tamamlanmış sayılır. Ancak iktidarın mutlak gücüne dayanan bu manipülatif yaklaşım, kamuoyunun gözünde meşruiyet kaybına yol açıyor.
Yargıtay krizi: Anayasa mı, siyasal güç mü?
Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı tartışılmazken, Yargıtay’ın 2023’te AYM kararını tanımayacağını açıklaması, hukuk devletinden sapmanın simgesi oldu. Can Atalay’ın bireysel başvurusunun kabulüne rağmen tahliye edilmemesi, ardından AYM kararının TBMM'de aylarca okutulmaması, hukuk krizinin derinliğini ve siyasi güdümlü yargı anlayışını gözler önüne seriyor.
CHP’nin direnci ve erken seçim ihtimali
Ana muhalefet partisinin bu süreçte kararlı duruşu, Anayasa'nın üstünlüğünü savunma refleksi ve toplumsal adalet arayışına verdiği destek, yeni bir siyasal sürecin işareti olabilir. Erken seçim talepleri artık sadece muhalefetin değil, toplumun farklı kesimlerinin de seslendirdiği bir yönelime dönüştü. Özellikle ekonomik koşulların ağırlaştığı bu dönemde, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın her alanında aranıyor oluşu, bu süreci hızlandırabilir.
Adalet Bakanı ve Bahçeli açıklamaları: Ayrışma mı var?
Kayyım iddialarını ortaya atan sosyal medya kullanıcısının gözaltına alınması, ardından gelen Tunç’un açıklamaları ve MHP lideri Bahçeli’nin son çıkışları, iktidar bloğunda çatlakların oluştuğuna işaret ediyor. Özellikle İmamoğlu hakkında süren hukuki sürece ilişkin Bahçeli’nin temkinli açıklamaları, AK Parti-MHP ittifakında yeni bir kırılmanın habercisi olabilir.
Bir devlet krizi, bir halk tepkisi
Selçuk Kozağaçlı’nın tahliyesinden saatler sonra yeniden tutuklanması, adalet sisteminin ne kadar keyfi çalıştığını gözler önüne serdi. Hukuksuzluk, liyakatsizlik ve yolsuzlukla birleşerek halkın hayatına sadece mahkemede değil, işte, okulda, pazarda, hastanede temas ediyor. Türkiye’deki adaletsizlik, artık sadece mahkeme kararlarında değil; yaşamın her alanında, her köşesinde istiap haddini doldurmuş durumda.













