Ak Parti kurmaylarının hayalleri ile gerçekler çok farklı!

Ak Parti uzun zamandır kendi çocuklarını yiyor!

Ak Parti kurmaylarının hayalleri ile gerçekler çok farklı!


Bugün Abdülkadir Selvi’nin köşesinde okudum. Selvi, teklifin altında imzası olan AK Parti Afyon Milletvekili Ali Özkaya  ile konuşmuş. Kamuoyunda eleştiri konusu olan hususları Özkaya’ya sormuş.

Özkaya da çok güzel cevaplar vermiş.

Siyasi suçlar olarak tabir edilen;

1- Cumhurbaşkanı’na hakaret.
2- Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılamak, hakaret etmek.
3- Bayrak ve İstiklal Marşı’na karşı suçlar.
4-Terör örgütüne yardım ve yataklık, propaganda  suçu. 

Bu suçlar ile ilgili Özkaya’nın cevabı:

Biz daha önce Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişikliklerle açıkça fikir hürriyeti kapsamında yapılan basın-yayın faaliyetleriyle açıklamaların suç olmadığını hem Anayasa’ya hem de kanuna hüküm olarak koyduk”  
“Tüm bunlara rağmen bir kişi bunlardan geçerek mahkûm oluyorsa, Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru imkânından sonra da hâlâ burada ifade özgürlüğünü aşan bir durum var deniyorsa, bu bir ifade özgürlüğü değil, terör örgütü propagandası suçunu oluşturur”  

Özkaya haklı!

Ancak Özkaya’nın bilmediği bir konu var. Ak Parti kurmaylarının da bilmediği veya  gözünden kaçan veya yaşamadıkları için acı ve üzüntü hissetmedikleri  bir durum var.

Özkaya ve Ak Parti kurmayları yargılama süreçlerini Türk Filmi mi sanıyor?  Bir çırpıda  herşeyin hallolduğunu mu düşünüyorlar?


Tutuklanma, yargılanma aşamaları o kadar yavaş ki, ömür geçiyor. Aileler yıkılıyor. Bir iftiraya maruz kalmışsanız, aklanmanız on yıl alıyor. 

Siz derdinizi anlatana kadar 11 ay, bir yıl geçiyor. İstinaf Mahkemesi’nde dosyanın görülmesi en erken bir yıl. Yargıtay süreci  6 -  7 yıl bazen daha fazla sürüyor.

Bir iftiranın bedeli bir ömür!

Aileler yıkılıyor, çocuklar annesiz babasız kalıyor. İnsanların ticareti yok oluyor. Aileler sahipsizlikten açlık ve sefalete maruz kalıyor.

Haksız ve hukuksuz yurtdışı yasakları,  aileleri darmadağın ediyor.

Eş ve çocuklar Ukrayna’da ıssız  bağ evinde, baba Türkiye’de 22 aydır adaletin tecellisini bekliyor.

Evet istinaf mahkemesi var.  1. Yargı Reform Paketi de var.  1. Yargı Reform Paketi'nde “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz" cümlesinin eklendiğini de biliyorum.

"Eleştirinin, haber verme sınırlarını aşmayan yayınların suç olmadığı zaten İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ve Anayasa’da da var ve güvence altında". Bunu da biliyorum.

 

 

Benim bilmem bir şey ifade etmiyor ki? 

Benim  ve tüm dünyanın bildiğini hakimler ve savcılar bilmiyor mu?

Biliyor.

Peki ben neden 22 aydır işkence çekiyorum?

Neden ben 11 aydır  İstinaf Mahkemesi'nin insafını bekliyorum?

Neden benim çocuklarım başka bir ülkede, ben başka bir ülkede çile çekiyorum?

Söylemesi kolay!

İcraat yok.

Bir kez daha yazıyorum. Laf var, icraat yok.

Adı var, adalet yok.

Erişebilir hızlı yargı sistemi var, hatlar kesik! 

Daha ne diyelim, sayın Özkaya ve Ak Parti duayenleri, Ak Parti kurucuları ve Sayın Adalet Bakanı!

Dinleyen olmadıktan sonra deseniz ne oluyor!

Hep kahır, hep kahır...

 

 

Yine önemli bir konu; cezaevindeki tutukluların büyük çoğunluğu Ak Parti kurucusu, Ak Parti tabanı. 
Özkaya ve Ak Parti kurmayları kendi tabanlarını mağdur ederek sevgiye mazhar olacaklarını mı düşünüyor?

Ak Parti’nin adında “Adalet” vurgusu var. Türkiye Ak Parti’ye oy verirken o vurguya güvenmişti.

Şimdi neye güvenecek?

Ak Parti kurmayları kimseyi dinlemiyor. Her eleştiriye verecek cevapları var. Var da o cevaplara sadece kendileri inanıyor.
Türk Milleti o cevaplara ikna olmadığı gibi Ak Parti’den Corona’dan kaçar gibi kaçıyor.

Bu süreç bu şekilde devam ederse, mağduriyetler dinlenmez ve çözülmezse, devleti temsil ederken yapılan hatalar düzeltilmezse, mağdurun gözündeki yaşlar silinmezse,Türk Milleti’ni kaybedersiniz.

Kaybediyorsunuz…
Kaybettiniz.

İşte anket sonuçları ortada. 

Ekonominin halini konuşmaya bile gerek yok.

Bu satırları yazan bir CHP’li değil. Ak Parti düşmanı hiç değil. Recep Tayyip Erdoğan düşmanı da değil. İş olsun diye bir eleştiri de yapmıyor.

Bu makalenin yazarı, şu an Ak Parti hükümeti içinde görev alanların olmadıkları dönemde bu partiyi kurmak için gövdesini  ortaya koyanlardan biri.

Ak Parti kurucusu olduğu için 19 yıl gazetesine reklam verilmeyen, bu duruma sabreden, Ak Parti iktidarında tüm birikimini kaybeden, gazetesini kapatmak zorunda kalan bir gazete sahibi, iş adamı.

Ak Parti iktidarında İzmir ve İstanbul Adliyelerinde Adli Mobbinge maruz kalan bir gazeteci.

Yine Ak Parti iktidarında iftira ve yalanlarla  tüm dünyaya “terörist” ilan edilen Ak Parti kurucu bir gazeteci.

Eşi ve çocukları Ukrayna’da ölüme terkedilen bir gazeteci.

Siz bu mağduriyetleri duymaz ve görmezden gelmeye devam ederseniz, sizi ne Allah affeder, ne de mağdurların arkada bıraktığı beşikteki sabiler, çocuklar affeder!

Bugün bu acıları duymayabilirsiniz. Türk Milleti ile aranızdaki duvarın kalınlığı feryatların size ulaşmasını engelliyor olabilir.

Ya yarın?

Yarın iktidarı kaybettikten sonra her sokak başında bir genç delikanlıdan, bir genç kızdan acı ve sitem dolu sözler duyarsınız.
Bize bu acıları çektirenler bu açıklamaları yapanlar sizler miydiniz diye sorarlar.

Bugün çok kolay cevap veriyorsunuz.

Ama yarın verecek cevap bulamayabilirsiniz.

 

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com

Twitter@Yusufinan2023

İnstagramyusufinan2023