Almanya'da Cem Özdemir'in yükselişi muhafazakâr Türkleri neden rahatsız ediyor?

Yeşiller Partisi adayı Cem Özdemir'in Baden-Württemberg'de başbakanlığa hazırlanması muhafazakâr Türk seçmenler arasında temsil ve aidiyet tartışmalarını alevlendirdi.

Almanya'da Cem Özdemir'in yükselişi muhafazakâr Türkleri neden rahatsız ediyor?

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez

BERLİN, ALMANYA — Almanya'da Baden-Württemberg eyalet seçimlerinden birinci parti olarak çıkan Yeşiller Partisi'nin liste başı adayı Cem Özdemir'in eyalet başbakanı olması beklenirken, bu siyasi başarı Almanya'daki Türk diasporası içinde derin bir bölünmeyi de beraberinde getirdi.

Türkiye kökenli bir ismin böylesine üst düzey bir makama yükselmesi genel anlamda bir entegrasyon ve başarı hikâyesi olarak görülse de özellikle muhafazakâr ve milliyetçi Türk kesimler, Özdemir'in siyasi çizgisine ve söylemlerine yönelik ciddi eleştiriler yöneltiyor. Tartışmanın merkezinde ise "temsiliyet", "aidiyet" ve "Türkiye karşıtlığı" iddiaları yer alıyor.

"Siyasi başarı ayrı, duruşu benimsemek ayrı"

DW Türkçe'ye konuşan Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Genel Başkanı Kenan Aslan, Özdemir'in elde ettiği makamın sembolik önemini kabul ettiklerini ancak toplumun önemli bir kısmının onu sahiplenmekte zorlandığını belirtti. Aslan, muhafazakâr Türklerin mesafeli duruşunun şahsi bir husumet değil, tamamen temsil ve değerler meselesi olduğunu vurguladı.

"Bir kişiyi siyasi başarısından dolayı takdir etmekle, onun duruşunu ve söylemlerini benimsemek arasında açık bir fark var" diyen Aslan, Almanya'daki Türklerin kendilerini anlayan, manevi dünyalarını küçümsemeyen ve Türkiye ile olan bağlarını kriminalize etmeyen temsilciler aradığını ifade etti.

1915 Olayları ve "Türkiye karşıtlığı" tartışması

Kenan Aslan, Cem Özdemir'in Türkiye'ye dair konularda sıklıkla eleştirel ve dışlayıcı bir dil kullandığını, bunun da toplumdaki aidiyet duygusunu zedelediğini savundu. "Bizden görünmek ayrıdır, bizden olmak ayrıdır" diyen Aslan, Özdemir'in Türkiye iç siyaseti üzerinden görünürlük ürettiğini ileri sürdü.

Bu kırılmanın en somut örneği olarak, 2016 yılında Almanya Federal Meclisi'nde kabul edilen ve 1915 olaylarını "Ermeni Soykırımı" olarak tanıyan yasa tasarısı gösteriliyor. Aslan, bu sürecin Türkiye kökenli bir siyasetçi tarafından ön plana taşınmasının diaspora üzerinde derin bir kırgınlık ve ayrıştırıcı bir etki yarattığını belirtti. Söz konusu tasarının kabul edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Özdemir'i sert bir dille eleştirmişti.

"Özdemir'den Türkiye'nin avukatlığını yapması beklenemez"

Essen Üniversitesi Türkiye ve Uyum Araştırmaları Merkezi (TAM) Direktörü Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan ise konuya farklı bir sosyolojik perspektiften yaklaşıyor. Göçmen kökenli siyasetçilerden sadece kendi gruplarının çıkarına siyaset yapmalarını beklemenin demokratik sistemle bağdaşmadığını belirten Uslucan, bir siyasetçinin kamu için çalışması gerektiğini vurguladı.

Yine de Müslüman ve Türk göçmenlerin yıllardır maruz kaldığı ırkçılık nedeniyle "bizden biri" olarak gördükleri siyasetçilerden ekstra bir hassasiyet beklemesinin temelsiz olmadığını ifade eden Uslucan, Özdemir'in Türkiye siyaseti üzerinden prim yaptığı eleştirilerine ise katılmadığını söyledi.

"Cem Özdemir Alman siyasetçisi ve Almanya için siyaset yapıyor. Türkiye için değil. Türkiye'nin avukatı değil."

Uslucan, Özdemir'in Türkiye hükümetine yönelik eleştirilerinin "Türkiye düşmanlığı" olarak etiketlenmesini hatalı bulduğunu belirtti.

Siyasi katılım ve değişen oy tercihleri

Almanya'da yerleşik Türklerin artık Almanya merkezli siyaset yapmaları gerektiğinin altını çizen Prof. Uslucan, Türkiye'den gelen bir işçinin çocuğunun başbakan olabilmesinin çok önemli bir mesaj olduğunu kaydetti. Ancak genç nesillerin hala Almanya'dan ziyade Türkiye siyasetine ilgi duymasını, göçmenlere uygulanan "ya Almanya ya Türkiye" şeklindeki taraf seçme baskısına bağladı. Çifte vatandaşlığın korunmasının bu dengeyi sağlayabileceğini ifade etti.

Seçim dönemlerinde Ankara'nın Almanya'daki Türk seçmenleri yönlendirdiği iddiaları da yeniden alevlendi. Alman basınında, eski Bakan Mustafa Varank'ın bir iftar programında Türk seçmenleri isim vermeden Cem Özdemir aleyhinde tutum takınmaya çağırdığı öne sürüldü. UID Başkanı Aslan bu iddiaları kesin bir dille yalanlayarak, hiçbir partiye veya kişiye işaret etmediklerini, bu söylemlerin bilinçli bir itibarsızlaştırma çabası olduğunu savundu.

Öte yandan TAM Direktörü Uslucan, Almanya'daki Türk seçmenlerin oy tercihlerinde ciddi bir kırılma yaşandığını, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller'in hakimiyetinin azalarak muhafazakâr CDU'nun ve hatta aşırı sağcı AfD'nin de Türklerden oy almaya başladığını belirtti. Uslucan, Yeşiller'in özellikle Gazze politikası nedeniyle Sol Parti'ye önemli ölçüde dindar seçmen kaptırdığını da sözlerine ekledi.

www.sehitlerolmez.com