Anadilde Eğitim Felaket Olur: Çözüm Sürecini Bekleyen Asıl Tehlike

Kürtçe eğitim veren okulların açılması felaket olur mu? Türköne, anadilde eğitimin risklerini din eğitimi örneğiyle tartışırken, Süreç'teki asıl tehdidin politik rekabet olduğunu analiz ediyor.

Anadilde Eğitim Felaket Olur: Çözüm Sürecini Bekleyen Asıl Tehlike

ŞEHİTLER ÖLMEZ / ANKARA, TÜRKİYE — 11 KASIM 2025

Bugün için en olmaz gibi görüneni hayal edin: Kürtçe eğitim veren okullar, hatta üniversiteler açılıyor. Talim Terbiye’nin bir birimi Kürtçe müfredat hazırlıyor, Kürtçe ders kitapları basılıyor, Matematik, Coğrafya, Jeoloji dersini Kürtçe anlatan öğretmenler kara tahtanın önüne geçiyor.

Diyelim ki bu hayal gerçekleşti. Ne olur?

Bana sorarsanız tam bir felaket olur. Kürtlerin ve Kürtçenin başına gelebilecek en büyük felaket.

Emsal olarak din eğitimini alabilirsiniz. Hükümetimiz 23 yıldır bütün okulları imam-hatipleştirdi. Kur’an kurslarının önü sonuna kadar açıldı. Din eğitimi devlet nezdinde ayrıcalıklı bir konuma yerleşti. Sonuç? Din ve dindarlık adına tam bir felâket değil mi? “Arka bahçeler”, gençlerin sigara kaçamağı yaptığı, tek kale maçların oynandığı ve aralarda deizmin tartışıldığı beton zeminler haline geldi.

Bizim bu dünyada varoluşsal şartlarımıza, bizi insan olarak yücelten sanatımıza, edebiyatımıza, kültürel birikimimize, ortak değerlerimize dair ne varsa tanınmaz ve işe yaramaz hale getirmek için bir vandalın eline vermek yerine Milli Eğitime teslim etmeniz yeterli.

Yüzlerce saat İngilizce dersinden sonra tek bir cümle kurmayı beceremeyen çocuklarımızdan sonra, devletin okullarında Kürtçe öğrenecek gençlerin halini düşünün. Kürtçe eğitim veren okullar Kürt siyasî hareketinin arka bahçesi mi olur, yoksa resmî düzeyde yönetilmenin bütün sevimsizliğini ve iticiliğini kuşanarak dipsiz kuyusu mu?

Kararı verecek olan ben değilim. Benim referansım sağlam: Kararı anadilde eğitim talep edenler verecek. Devlet, sulandırmadan, laçkalaştırmadan bu talebe cevap verecek. Elde edilecek sonuç başka mesele.

Temel tartışmaları başka bir boyuta taşımak değil, politik düzeyde dile getirilen, anayasal düzeyde çözülmesi gereken iri meselelerin gerçek hayattaki karşılığına dair fikir vermeye çalışıyorum.

Süreci İstemeyen Üç Grup

Anayasal prensiplere ve hamasetin yuvarladığı önyargılara hapsolan tartışmalarda birbirinden farklı üç kesim öne çıkıyor:

  1. Kürt Ulusalcıları: İlk sırada, Sürecin Öcalan ve DEM odaklı yürümesine itiraz eden Kürt ulusalcıları yer alıyor. Temel itiraz konuları ulus devlet hedefinden vazgeçilmesi. Bu kesim Öcalan’a ve DEM’e odaklı Kürt siyasî hareketi için önemli bir rakip değil; sayıca çok azlar ve ağırlıklı olarak diasporada yaşıyorlar.

  2. CHP’nin Ulusalcıları: İkinci kesim, CHP’nin ulusalcıları. Ulusalcılık hem Kürtler hem de Türkler için, milliyetçilikten farklı olarak sol-laik eğilimlerin baskın geldiği ulus-devlet bağlılığını temsil ediyor. CHP, ulusalcılar, sosyal demokratlar ve Alevî-Bektaşilerden oluşan üçlü bir koalisyonu içinde barındırıyor. Sahil şeridinde yoğunlaşan Cumhuriyetin seçkin geleneğini sürdüren ulusalcılar, CHP kimliği ve imajı üzerinde etkin durumdalar.

  3. MHP Dışındaki Ülkücü-Milliyetçi Partiler: Son sırada, MHP’nin dışında yer alan İyi Parti, Zafer Partisi ve Anahtar Parti bulunuyor. Bahçeli’nin Süreçte ana sürükleyici ve belirleyici aktör olarak yer alması, milliyetçilik adına doktriner itirazların tamamını peşinen geçersiz kıldı. İtirazlar hep politik düzeyde.

Kürt ulusalcıları dışında Sürece, ilke düzeyinde itiraz eden ve direnç gösteren bir kesim yok. Eleştirilerin ve tartışmaların tamamı, İmralı’ya heyet gitmesi, zaman zaman patlayan anayasa tartışmaları ve geçmişe dair kanlı hatırlatmalardan ibaret.

Asıl Sorun Başka Yerde

Tıngır-mıngır yolunda ilerleyen Türkiye otobüsü bir kavşağa gelip dayandı. Gidilecek yol belli. Son sürat virajı alırken herkes fırsattan istifade kendi hesabını görüyor. Tartışmaların sebebi Kürt sorununun çözümünden önce bu ince hesaplar. Sorunlar, Çözümün dinamiklerinden değil siyasî rekabete dair bu ince hesaplardan çıkıyor. Yoksa herkes Sürecin devlet projesi olarak yürüdüğünü, arkada sağlam garantilerin ve hesapların yattığını düşünüyor.

Milliyetçi-Ülkücü geleneğin önemli isimlerinden, aktif siyaset içinde fiilen yer alan eski bir dostum, iki saatlik bir telefon konuşmasında milliyetçiler adına bütün itirazları tek tek sıraladı. İtirazların neredeyse tamamı, son yüz yıl, bilhassa son kırk yılda ulus devlet nezdinde üretilen “bölücülük” suçunun gerekçelerine dayanıyor. Ana tez: Türkiye etnik kimliklere bölünerek parçalanır.

Çözüm Süreci, Devlet ve Kürt siyaseti katında asimilasyon yerine entegrasyonu eşit vatandaşlık temelinde bir uzlaşma şeklinde yerleştirerek meseleyi hal yoluna koyuyor. Numan Kurtulmuş’un “Türklerin gururu, Kürtlerin onuru” formülü, Türklerin kibri ile Kürtlerin raconunu karşı karşıya getirmediği sürece doğru bir formül.

Geçmişin acı hatıralarına gelince… Unutmak, hafızanın yeteneğidir. Her şeyi hatırlayarak nasıl yaşardık? Ülke çapında psikolojik açıdan rehabilitasyona ihtiyacımız var. Bu yüzden Sürecin aslî dinamiği, psikoloji yönetiminden geçiyor. Kan davasını kışkırtır gibi geçmişin acı hatıralarını hatırlatanların niyetinden, bir raddeden sonra kuşku duymalıyız. Geçmişe takılıp kalanlar geleceği inşa edemez.

Çözüm Sürecini Bekleyen Tehlike

Çözüm Sürecini bekleyen tehlike, Sürecin kendi parametreleri ve dinamiklerinden gelmiyor. Süreç, kendisini dolaylı şekilde siyasî hesaplaşmaların aracı haline getirenlerin tehdidi altında. İktidar rekabeti kızıştı. Çeyrek asırlık iktidarın sona yaklaştığı inancı toplumda kuvvet kazanıyor. Koltuğa yapışmak için iktidarın, koltuğu ele geçirmek için muhalefetin Çözüm Sürecini istismar etmeleri dışında bir tehlike yok.

Ellerinde balta doğrudan Çözüm Sürecini doğramaları gerekmiyor. Çözüm Süreci’nin yükseleceği sağlam temelleri bataklığa gömmeleri yeterli. Sağlam temel demokrasi ve hukuktan ibaret. Demokrasiyi aksatan, hukukun işlemesine, hükmünü tesis etmesine engel olan her teşebbüs Sürecin önüne takoz koyacaktır.

Sorumluları peşinen Sürecin tarafları arasında değil iktidar rekabetinin doğrudan veya dolaylı aktörleri arasında aramalısınız.

www.sehitlerolmez.com

Kaynak: Mümtaz'er Türköne / Turkish Post