Anayasa tartışmasında 'millet' krizi: Öcalan, MHP ve Beştepe

Abdullah Öcalan’ın anayasal vatandaşlık önerisine MHP’nin “Türk Milleti” kırmızı çizgisi ve Beştepe’nin kapsayıcı ama üniter yanıtı siyasetin gündeminde.

Anayasa tartışmasında 'millet' krizi: Öcalan, MHP ve Beştepe

AHMET TAŞ | ŞEHİTLER ÖLMEZ

ANKARA, TÜRKİYE — İmralı’da bulunan Abdullah Öcalan’ın vatandaşlık tanımına ilişkin son açıklamaları, Ankara’nın milliyetçi kanadı ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki "tek millet" doktrini ile sert bir ideolojik çatışmaya girdi.

Yeni anayasa tartışmalarının gölgesinde, Öcalan'ın "millete aidiyet değil, devletle bağ" odaklı önerisi, MHP’nin hukuki kırmızı çizgileri ve Mehmet Uçum’un "Terörsüz Türkiye" tezi arasında sıkışan anayasal çözüm arayışını yeniden alevlendirdi. 27 Şubat sürecinin birinci yılında gelen bu öneriler, özellikle DEM Parti’nin sunduğu kapsamlı rapor ve CHP’nin Orta Doğu eksenli yeni diplomasi trafiğiyle birleşince, Türkiye’nin "millet" tanımı üzerindeki tarihsel tartışma 2026 yılının en kritik siyasi başlığı haline geldi.

Öcalan’ın "Özgür Yurttaşlık" ve Anayasal Vatandaşlık Önerisi

Abdullah Öcalan, yaptığı son açıklamada Türkiye’deki vatandaşlık ilişkisinin temelden revize edilmesi gerektiğini savundu. Öcalan’a göre, vatandaşlık bağı bir "millete aidiyet" üzerinden değil, doğrudan "devletle kurulan hukuki bağ" üzerinden inşa edilmelidir. Bu yaklaşımı "özgür yurttaşlık" olarak tanımlayan Öcalan, din, dil ve milliyetin bireylere empoze edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Öcalan’ın önerisi, demokratik sınırlar ve devletin bütünlüğü esas alınarak, dinsel, ideolojik ve kimliksel varlığın özgürce ifade edilmesini kapsayan bir anayasal vatandaşlık modeline dayanıyor. Bu çıkış, mevcut anayasanın 66. maddesindeki "Türk Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür" ifadesine alternatif bir "hukuki aidiyet" modeli sunmayı amaçlıyor. Ancak bu model, devletin kurucu kodlarını savunan taraflarda karşılık bulmaktan uzak görünüyor.

MHP’nin Yanıtı: "Türk Milleti" Tarihi Bir Zorunluluktur

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Öcalan’ın önerdiği modele karşı "Türk milleti" kavramını anayasal ve tarihi bir zorunluluk olarak konumlandırıyor. MHP’nin anayasa komisyonuna sunduğu raporlarda, Türk milletinin herhangi bir ırk, dil veya din farkı gözetmeksizin eşit yurttaşlardan oluştuğu vurgulanıyor.

Feti Yıldız gibi isimlerin öncülüğünde hazırlanan raporlarda MHP’nin duruşu şu net ifadelerle özetleniyor:

  • Milli Devlet Niteliği: Türk milleti kavramı sadece siyasi bir tercih değil, medeni bir zorunluluktur.

  • Hukuki-Siyasi Varlık: Kürtlerin ayrı bir hukuki-siyasi varlığı söz konusu değildir; "Kürtlerin hakları" veya "tarafları" şeklindeki kavramsallaştırmalar hukuken yanlıştır.

  • Temsil Yetkisi: Vatandaşların temsil yetkisi münhasıran Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndedir.

  • Kapsayıcılık: Aşiret ve mezhep tanımlamaları resmi olarak kabul edilemez; asıl amaç tüm unsurları milli bir kimlikte eşitlemektir.

Beştepe’nin Doktrini: Mehmet Uçum’un "Kapsayıcı Türk Milleti" Tezi

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 1 Şubat 2026’da yayımladığı "Terörsüz Türkiye" başlıklı analizinde, devletin bu konudaki "objektif durumunu" ortaya koydu. Uçum’a göre Türkiye’de kurucu hukuk açısından tek millet (Türk milleti) ve tek milli devlet (Türkiye Cumhuriyeti) vardır.

Uçum, Kürtleri Türk milletinin "ayrılmaz bir parçası, kurucusu ve daimi sahibi" olarak tanımlayarak farklı bir kapsayıcılık dili kullanıyor. Ancak bu kapsayıcılığın sınırlarını "tek ulus" realitesiyle çiziyor. Uçum’un analizine göre; Türkler, Kürtler, Araplar, Zazalar ve diğer tüm unsurlar "Türkiye halkını" oluşturur, ancak bu halkın anayasal adı "Türk milleti"dir. Bu yaklaşım, etnik kimliklerin reddi değil, ortak bir üst kimlikte buluşulması olarak değerlendiriliyor.

DEM Parti’nin 99 Sayfalık Manifestosu ve Talepler

DEM Parti, anayasa komisyonuna sunduğu 99 sayfalık kapsamlı raporda, sürecin ancak köklü anayasal değişikliklerle "taçlandırılabileceğini" savunuyor. Parti, özellikle üç ana madde üzerinde yoğunlaşıyor:

  1. 42. Madde: Anadilinde eğitim hakkının tanınması.

  2. 66. Madde: Vatandaşlık tanımının etnik referanslardan arındırılarak yeniden yazılması.

  3. 127. Madde: İdari vesayetin kaldırılarak yerel yönetimlerin güçlendirilmesi.

Ayrıca DEM Parti, anayasanın başlangıç bölümünün "barış odaklı bir dille" yeniden kaleme alınmasını talep ediyor. Siyasi kulislerde, AK Parti’nin bu talepler karşısında somut bir adım atmak için yaklaşan seçim sonuçlarını beklemeye geçtiği konuşuluyor.

CHP’den Yeni Hamle: "Orta Doğu Bölge Konferansı"

Anayasa ve millet tanımı tartışmaları sürerken, ana muhalefet partisi CHP de diplomasi alanında vites yükseltiyor. 31 Ocak’ta İstanbul’da düzenlenen "Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı"nın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dış politika uzmanlarıyla yeni bir yol haritası belirledi.

Özel’in talimatıyla, Orta Doğu ve Avrupa Birliği eksenli yeni bir konferans hazırlığı başlatıldı. Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emre Şahan’ın önerisiyle gündeme gelen bu çalışma, Türkiye’nin iç barışını bölgesel gelişmelerden bağımsız ele almamayı hedefliyor. Konferansın koordinasyonunu ise Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi tecrübesi bulunan Emin Uçak sağlıyor.

Sonuç: Uzlaşı mı, Çatışma mı?

Türkiye, 2026 yılına girerken "millet" kavramını üç farklı perspektiften tartışıyor: Öcalan’ın önerdiği "hukuki-devlet bağı", MHP’nin savunduğu "tarihi-milli aidiyet" ve Beştepe’nin "üniter-kapsayıcı Türk milleti" modeli. DEM Parti’nin reform ısrarı ve CHP’nin bölgesel barış arayışı, bu üçlü çatışmanın ortasında anayasal bir orta yol bulup bulamayacağını belirleyecek. Yaklaşan seçimler, hangi tanımın Türkiye’nin geleceğine yön vereceği konusunda en büyük hakem olacak gibi görünüyor.

www.sehitlerolmez.com