Ateş çukurunun kenarında dünya: Putin’in stratejik yol ayrımı

Putin'in yıl sonu açıklamalarını analiz eden bu köşe yazısı, Rusya’nın Ukrayna işgalindeki stratejik hezimetini ve Kur'an-ı Kerim'in barış çağrısını ele alıyor.

Ateş çukurunun kenarında dünya: Putin’in stratejik yol ayrımı

YUSUF İNAN YAZDI...

Ateş Çukurunun Kenarında Bir Dünya: Putin’in Seçimi ve Barışın Kaçınılmazlığı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaklaşık 4,5 saat süren yıl sonu basın toplantısında yine bildik bir tablo çizdi: Batı'yı hırsızlıkla, NATO'yu genişlemeyle suçlayan; askeri operasyonları bir zorunluluk gibi gösteren o "stratejik" duruş. Ancak bu kez, Putin’in kendi ülkesinde idare ettiği gündemin ötesinde, çıplak bir gerçek dünya halklarının gözleri önünde duruyor. Tarih, kelimelerle değil, sonuçlarla yazılır ve Rusya için mevcut tablo bir başarı hikayesinden çok, stratejik bir hezimeti işaret ediyor.

Stratejik Yanılgı: İtilmiş Halklar ve Genişleyen NATO

Putin’in "NATO’nun genişlemesi bizi buraya getirdi" açıklaması, sonuçları itibarıyla trajik bir ironi içeriyor. Ukrayna’yı işgal ederek NATO’yu sınırlarından uzaklaştırmayı hedefleyen Rusya, bugün Ukrayna halkının yüzde 90’ını bizzat kendi elleriyle NATO şemsiyesine ve Batı cephesine itmiş durumdadır. Artık NATO Ukrayna’da geçici değil, kalıcıdır. Dahası, Finlandiya ve İsveç gibi tarafsızlık abidesi ülkeleri bile NATO saflarına katan bizzat Putin’in bu hamlesidir.

Rusya, Ukrayna sokaklarında elsiz kolsuz gaziler, babasız çocuklar ve dolup taşan mezarlıklar bırakırken; Ukrayna halkının kalbini ebediyen kaybetmiştir. Bir halkı toprakla ele geçirebilirsiniz, ancak gözyaşı döken bir annenin nefretini tanklarla yenemezsiniz. Dünyanın dört bir yanına mülteci olarak dağılan milyonlarca Ukraynalının Rusya’ya sıcak bakması artık imkansızdır. Şehirler düşse de gönüller çoktan yıkılmıştır.

Hezimetin Sınırları: Orta Asya’dan Suriye’ye Savrulan Rusya

Sadece Ukrayna’da değil, Rusya’nın geleneksel nüfuz alanlarında da kristal çatlamıştır. Tarihte ilk kez Orta Asya ülkeleri (Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan) liderlerinin Beyaz Saray’da ağırlanması, bölgede Washington, Ankara ve Pekin’in artan etkisi, Moskova için stratejik bir hezimettir.

ABD Başkanı Trump, Orta Asyalı liderleri ağırladığı akşam yemeğinde konuşuyor.

En acısı ise Rusya’nın tek güvenli NATO müttefiki olabilecek Türkiye ile kurduğu sağlıksız dengedir. Suriye’de 36 Türk askerinin şehit edilmesi ve Türk semalarında gezen Rus İHA’ları, "stratejik ortaklık" kavramıyla bağdaşmamaktadır. Kırım’ı ve Ukrayna’yı işgal ederek Türk ve İslam dünyasının kırmızı çizgilerini aşan bir Rusya, bu stratejiyle sadece düşmanlarını artırmakta, dostlarını ise kaybetmektedir.

Suriye'nin İdlib kentinde Rus saldırısında şehit olan 36 Türk askeri 

Ateş Çukurunun Önündeki Durak: Âl-i İmrân 103

Putin, zaman zaman dünya kamuoyuna Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuyarak hitap ediyor. Ancak bu ayetler sadece retorik bir araç değil, bir hakikat çağrısıdır. Putin’in daha önce de atıfta bulunduğu Âl-i İmrân Sûresi’nin 103. Ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor:

Âl-i İmrân Sûresi'nin 103. Ayeti 

"Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz." (Âl-i İmrân Sûresi'nin 103. Ayeti )

Bu ayet, bugünün dünyasını açıkça anlatmaktadır. İnsanlık, Rusya’nın ve diğer güç odaklarının hırsları yüzünden tam da o "ateş çukurunun" kenarındadır. Bu ayeti okuyan bir lider, insanlığı o çukurdan çevirerek Kur’an’ın övgüsüne mazhar olma şansına sahiptir. Barışa göz kırpan ama çok istekli görünmek istemeyen o performans, "Bilge Kral" olarak anılan bir lider için hayal kırıklığıdır. Gerçek bilgelik, çatlayan kristali onarmak ve ateşi körüklemek yerine söndürmektir.

Ahiret Hesabı ve Liderliğin Sonu

Her insan gibi bugün dünyayı yöneten liderler de ölümü tadacaktır. 10 yıl, 20 yıl sonra bu koltukların hiçbirinin hükmü kalmayacak. Vladimir Putin ve diğerleri, ebedi aleme göçtüklerinde kimler tarafından karşılanmak istediklerini bir kez daha düşünmelidir. Milyonlarca ölmüş insanın, yetim kalmış çocukların feryatlarıyla mı karşılanmak istiyorlar, yoksa barışı inşa eden, canları kurtaran birer "kurtarıcı" olarak mı?

Putin, elindeki gücü savaşın yakıcı ateşi için değil, barışın onarıcı gücü için kullanmalıdır. Ukrayna’da kendi güdümünde bir lider hayal etmek, Ukrayna halkının iradesini yok saymaktır ve bu yolun sonu hüsrandır. Kazananlar tarafına geçmenin tek yolu, barışçıl bir iletişim dili kurmak ve dünya ile yeniden helalleşmektir.

Dünyayı ateşe vermek bir strateji olamaz. Bu strateji ne Rus halkını ne de dünya halklarını mutlu eder. Tansiyon düşmeli, silahlar susmalı ve "ateş çukurunun kenarındaki" insanlık, barışın serinliğine davet edilmelidir. Unutulmamalıdır ki; tarihin ve ilahi adaletin yargısı, orduların büyüklüğüne değil, dökülen yaşların miktarına ve kurtarılan canların kıymetine göre verilecektir.

YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH

Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com

Web: www.sehitlerolmez.com